5 Ekim 2017 Perşembe

Puntila Ağa ve Uşağı Matti

Bursa Devlet Tiyatrosu 2017-2018 sezonunu yönetmenliğini Ümit Aydoğdu'nun yaptığı, Alman şair, yazar, yönetmen ve kuramcı Bertolt Brecht'in "Puntila Ağa ve Uşağı Matti" oyunu ile açtı. 
Yılmaz Onay tarafından Türkçeleştirilen oyun, hem psikolojik hem de sosyolojik içerikliydi. 

Oyunda; engin toprakları ve büyük bir ormanı olan gizemli ülkenin gizemli çiftliğinin ağası Puntila Ağa, çalışanlarına nasıl davranacağına bir türlü karar veremiyordu. Sadece çalışanlarına mı, kızını nasıl biriyle evlendireceğine de karar veremiyordu. 
Basiretsiz, gevşek ve kendi parasında gözü olan konsolos ile mi evlendirmeliydi kızını, yoksa doğruları olan ve o doğrularından ödün vermeyen müdanasız uşak ile mi?
Kızının gönlü Uşak Matti'ye çoktan kaymıştı aslında. Puntila da farkındaydı bunun. Ah ama o dayatmacı kurallar yok muydu ah!
Sarhoşken insan yanı ağır basıyor pamuk şekeri gibi bir adam oluyordu Puntila Ağa, ayıldığında ise acımasız bir kapitalist olmakta sınır tanımıyordu.
Sarhoşken kızını Matti'ye veriyor, ayılınca alıp konsolosa teslim ediyordu.
Sarhoşken çalışanlarıyla birlik oluyor, ayılınca hepsinin tepesine çöküyordu.
Sarhoşken bir gecede dört kadınla birden nişanlanıyor, ayılınca hepsini kapısından kovuyordu.

Ve bu iki ayrı karakteri de Puntila Ağa rolündeki Halil Balkanlar son derece başarılı canlandırıyordu.
Puntila Ağa'nın dengesizliklerini dengeleyen Uşak Matti'yi canlandıran Ali Volkan Çetinkaya ise hem oyunun, hem de sahnenin hakimiydi. 
Uşak Matti'nin dışında ne çalışanlar biliyordu ne yapacaklarını, ne de kızı. 
Sadece Matti...
****
Müziklerini Oktay Köseoğlu'nun yaptığı oyunda sahneler değiştikçe dekor da değişiyordu. Dekor dediğim uçları sahnedeki seyyar kutulara bağlı bir kaç beyaz bez perde.
Yerdeki kutuların yer değiştirmesi sayesinde yukarıdan aşağıya salınan büyük bez perdelerin aldığı şekil ve üzerine düşen ışık ile değişen dekor, zaman zaman gölge oyununa da ev sahipliği ediyordu. 
Ayık ya da sarhoş olma durumuna göre sanki biraz Hacivat ya da biraz Karagöz'dü perdenin ardındaki Puntila...
Hele de o oyun tüm heyecanıyla akıp giderken bir köşede mantar üzerine sohbet eden iki kadın işçi yok muydu? Sanki onlar bu dünyada yaşamıyordu...
Halil Balkanlar Puntila Ağa'nın sarhoş hallerini canlandırdığı zamanlarda Metin Akpınar'ın 'Yasaklar' oyunundaki alkol testine girmiş sürücü tiplemesini gördüm ben.
Oyununun ayık-sarhoş teması Kemal Sunal ve Kamuran Usluer'in baş rollerinde oynadığı En Büyük Şaban filmine götürdü beni. İyi Adam-Kötü Adam git gellerinde Dr. Jekyıll Mr. Hyde'ı hatırladım.

İnsan her dönem aynıydı işte.
İçinde bin bir insan taşıyordu.
İçindeki sese kulak vermek istiyordu da veremiyordu.
Olduğu gibi görünmek istiyordu da görünemiyordu.
Göründüğü gibi olmak istiyordu da olamıyordu.
O zaman, gelsin lingo lingo şişeler.
Lakin içki de şişede durduğu gibi durmuyordu...

Bir bedende yaşayan iki farklı karakter vardı oyunda.
Ayık karakter insanlıktan ne kadar uzaksa, sarhoş karakter insanlıkla yan yanaydı.
Hangisi daha gerçekti derseniz, elbette ki sarhoş olandı gerçek olan.

Sarhoş oluğunda iyilik, hoşluk ve neşe çıkıyorsa içinden, ayık zamanlarında ürkekliğinden ya da toplum baskısından dolayı içindeki o çocuğu ortaya çıkartamıyorsun demektir.
Alkolü biraz kaçırınca kötülük ve kabalık çıkıyorsa içinden, ayık zamanlarındaki kibar adam epey iyi bir oyuncuymuş demektir.
İçince neye dönüşüyorsan sen aslında osundur kısacası. 
Sarhoşun yaptığı, ayığın düşündüğü değil midir nihayetinde? 
****
Bursalı olarak bizim; bu kadar kıymetli ve sosyal içerikli bir oyuna Bursa Devlet Tiyatrosu repertuvarında yer verdiği için Bursa Devlet Tiyatrosu Müdürü Ömer Naci Topçu'ya ayrıca teşekkür etmemiz lazım.
Bu oyunu izlemeye gitmemiz lazım, izlememiş olanların izlemesini sağlamamız lazım.

Tüm sezon boyunca Bursa Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenecek olan oyunun sahnelenme zamanı, sahnelenme mekânı ve izleme bedeli o kadar uygun ki, izlemezseniz ayıp olur derim ben. Biletleri internetten de alabiliyorsunuz üstelik.

Ben kendi adıma; açılış gecesi izlediğim bu oyunu ilerleyen zamanlarda tekrar izlemek isterim doğrusu...

Tiyatro Yazılarım:
Ha Romalı, Ha Aromalı / 29 Eylül 2013
Savaşın öteki yüzü / 11 Mart 2015
Babaanneler unutmasın / 11 Mart 2016
Kadının Peşinde Şiir / 16 Mart 2018
Sahnedeyiz, İnmeyiz / 27 Mart 2018
Aşk mı, Kalori mi? / 25 Şubat 2019
Orada Duruverdi Zaman / 6 Mart 2019
Aşk Varsa Sanat Var / 21 Mart 2019
Bir Dünya Tiyatro / 29 Mart 2019
Hora Hora Barışa / 20 Haziran 2019

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder