Yazın sona erip sonbaharın geldiğinin habercisi yağmurlu günler başlamış ve eylül ayının sonuna gelmişken, dünyada "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" olarak değerlendirilen ekim ayına yine bir ONKODAY basın toplantısı ile adım atıyoruz.
30 Eylül sabahı Onkoday Sosyal Tesislerinde düzenlenen basın toplantısında, Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği Onkoday Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Önen ve Onkoday Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Türkkan Evrensel'in meme kanseri üzerine yaptıkları konuşmalar ve verdikleri bilgiler ile bilgilenip, Onkoday'ın ekim ayı boyunca düzenleyeceği "farkındalık" etkinliklerinin neler olduğunu öğreneceğiz.
Kahvaltının ardından kısa bir hoş geldiniz konuşması yapan Onkoday Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Önen; kanser bilgilendirme ve hastalara destek konusunda hizmet veren Onkoday'ın 29 yılda epey yol aldığını söyleyerek, bu yolculukta kendilerine destek olan basın mensuplarına, Osmangazi ve Nilüfer Belediyeleri ile Prof. Dr. Türkkan Evrensel'e ve Bursa Sinema ve Fotoğraf Sanatı Derneği BURFOD'a teşekkürlerini sunarak sözü Türkkan Evrensel'e bıraktı.
Türkkan Evrensel; günün moderasyonunu yapan Güzin Abraş'ın "Hocam yıllardır yaptığımız bu toplantılar, bu çabalar, bu gayretler işe yarıyor mu?" sorusunu, "Kesinlikle işe yarıyor" sözleriyle cevaplayarak başladı konuşmasına.
Bu ısrardaki amaç hastaları korkutma değil, tam aksine bilgilendirerek farkındalık yaratmak ve korkuyu ortadan kaldırılmak üzerineydi. Korkunun yerine bilgi, ertelemenin yerine harekete geçme konmalıydı.
Mamografi iyice yaygınlaşmış, tarama oranları %20'lerden %50'lere çıkmıştı. Hedef %70'e ulaşmaktı.
Erken tanı ile (Sağlık Bakanlığının istatistiklerine göre %50'den fazla yayılmamış meme kanseri tespit edilmiş) hastalık ileri evrelere ulaşmadan yakalanıyordu. Böylece tedavi de daha kolay ve her anlamda daha maliyetsiz oluyordu. Böylece şifayla kurtulanların oranı artıyordu.
İlerlemiş meme kanserlerinde de tıptaki gelişmeler ile paralel olarak etkili tedaviler uygulanabiliyordu.
Kişiye özel geliştirilmiş tedaviler ve akıllı ilaçlar sayesinde kanser için artık "umutsuz/amansız hastalık" terimi kullanılmıyordu.
Ayrıca Bursa'da pek çok özel ve kurum hastanesi mevcuttu.
Bunlardan Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin Meme Hastalıkları Programı Senologic International Society (SIS) tarafından uluslararası akreditasyon almıştı. Bu onay ile hastanenin meme kanseri tanısı ve tedavisinde dünya standartlarında hizmet verdiği tescillenmişti. Ve bu onay hastanenin meme kanseri konusunda uluslararası eğitimler vereceğini de belgelemişti.
Onkoday'ın ve BUÜ'nin de katılımcı olduğu '10. Uludağ Meme Kanseri Sempozyumu', 26-28 Haziran 2026 tarihlerinde Bursa'da yapılmıştı. Gelişmeler paylaşılmış, bilgiler güncellenmişti.
Aile Hekimlerinin bilgilendirme çabası ve Kanser Erken Tarama Teşhis Merkezi KETEM'ler erken tanıda büyük rol oynuyordu.
Meme kanseri kadınlar arasında ilk sırada görülse de erkeklerde de meme kanseri görülebiliyordu.
Taramanın yaygınlaştığı gelişmiş ülkelerde meme kanseri oranları artsa da meme kanserinden ölüm oranları düşüyor.
Taramanın yaygınlaşmadığı ülkelerde ise meme kanserinden ölüm oranı yüksek.
Ülkemiz 25-49 yaş arasında meme kanserine yakalanma oranında ilk sırada yer alıyor. Ve bu oran hızla artıyor. O yüzden tarama çok önemli. Hatta iki mamografi arasında kadının kendi kendini muayene etmesi çok ama çok önemli.
Gelelim tedavinin "tamamen duygusal" bölümüne
SGK kapsamında olanlar ve emekliler (devlet hastanelerinde olmak kaydıyla) kanser tedavisinden her şekilde ücretsiz yararlanıyor. (Hâlâ ödeme listesinde olmayan ilaçlar olsa da büyük kesim ödeme listesinde. Kuruldan alınacak rapor ile ödeme listesinde olmayan ilaçlara da ulaşılabiliyor.)
Sigortasız olanların işi zor...
Özel hastanelerdeki tedavi gerektiren kanser ilaçlarını kamu karşılıyor, (otel hizmetleri) yatak, muayene ve özel ilaçlar ise ücretli.
KETEM'ler 70 yaşına kadar (40-69 yaş arası iki yılda bir) düzenli ve ücretsiz mamografi hizmeti veriyor. 70 yaş üzeri bir kişi de talep ederse aynı hizmetten yararlanabiliyor.
KETEM taramasında şüpheli bulguya rastlanan bir hasta hızla tam teşekküllü bir hastaneye yönlendiriliyor.
Türkkan Evrensel'in belirttiğine göre; Bursa Uludağ Üniversitesi Hastanesi'nde günlük ortalama 150 hastaya bakılıyor Buna ek olarak yaklaşık 30 yatan hasta oluyor. Bu yoğunluğa yetişebilmek için daha çok doktor, daha çok hemşire, daha çok personel gerekiyor.
Sağlık personelinin de işi zor.
İnsanüstü bir gayretle çalışmaları ise takdire şayan...
Gelelim tedavinin "duygusal" bölümüne
Op.Dr. Ceyhun İrgil'in 2012 yılında, Balıkesir'de meme kanseriyle ilgili bir panelde söylediği "Memenin içi kuyruk yağıdır, sadece erkeği kandırmaya yarar" sözleri tartışma yaratmıştı. Ceyhun Bey "Meme bir beyin, akciğer, karaciğer gibi çok hayatî bir fonksiyona haiz değil. Sadece emzirmek için yaratılmıştır. Bir kadın meme kanseri olursa; bu organın tamamen alınması, bir kısmının alınması ya da içinin alınmasıyla kurtulabilir. Çok daha iyisi yerine konulabilir." diyerek toplumun kadına yüklediği "estetik, erotik, seksolojik ve üreme bazlı" duygusallığa kapılmaya gerek olmadığını, hayatta kalmanın bunların üzerinde olduğunu söylüyordu.
Üstelik bazen memeden kanser olmadan da vazgeçilebilir, meme kanseri olma riski çok aza indirilebilirdi.
Kısacası, hiçbir meme hayatta kalmaktan öte değildi...
Önleyici Mastektomi
Meme kanserinden korunmak için memelerin tamamen alınması (önleyici mastektomi), yalnızca BRCA1 veya BRCA2 gibi yüksek riskli gen mutasyonları taşıyan veya güçlü bir aile öyküsü olan kişilerde uygulanan etkili bir cerrahi yöntemi.
Angelina Jolie, annesini 56 yaşında yumurtalık kanserinden kaybettikten sonra kendi genetik riskini araştırmaya başlamış ve genetik testler sonucunda BRCA1 geninde patojenik mutasyon taşıdığı ortaya çıkmıştı. 2013 yılında iki memesi de alındı ve yerlerine protez takıldı.
Meme ameliyatından yaklaşık iki yıl sonra, yumurtalık kanseri riskini de minimuma indirmek amacıyla yumurtalıklarını ve fallop tüplerini aldırdı.
Kanser gibi büyük bir hastalığı atlatanlardan bu sözleri çok duymuşsunuzdur. Hastalık kapıyı çalınca hayatın anlamını sorgularlar, ölümlü olduklarını idrak ederler, sağlıklı yaşama ve sağlıklı beslenme konusuna odaklanırlar, en başta da insan "detoksu" yaparlar.
Bunları duyunca; keşke bunları hastalanmadan önce de yapsalardı da hastalanma riskini biraz daha aşağı çekselerdi diyor insan. Yaşama bilincinin oluşması için illa hasta olmak mı lazım diyor. Her güne ilk gün gibi başlamak ve son gün gibi yaşamak, mideyi çöp kutusu gibi kullanmamak, hayatla kavga etmeden onunla hemhal olarak yaşamak çok da zor olmamalı diyor.
O yüzden farkındalık çalışmalarında gıda mühendisi, diyetisyen ve psikolog da olsa; bir insanın sağlıklı yaşamak için nasıl besleneceği, nasıl uyuyacağı, nasıl davranacağı, hayata nasıl bakacağı anlatılsa diyor. Hastalık sırasında da tedavi eş zamanlı olarak psikolog ve beslenme uzmanı ile yürütülse diyor.
Bu dediklerimi sesli olarak da dile getirdiğimde Füsun hanım da benimle aynı görüşte olduğunu, bunun önemli bir eksiklik olduğunu söylüyor.
Ve ONKODAY AİLESİ olarak onlar, "KANSER" konusunda her türlü farkındalığı yaratmak ve her hastaya çare olmak için ellerinden geleni fazlasıyla yapıyorlar.
Yeni bilgiler çıktıkça onu da programlarına alıp, onu da yapıyorlar.
Çoğu kanserle dans etmiş kadınlardan oluşan Onkoday gönüllüleri, 29 yıldır süregelen bu yolculukta birbirlerine tutunarak oluşturdukları çemberi bir güç halkasına dönüştürmüşler ve hastaları bu çember içine alarak sarıp sarmalıyorlar.
Bir yandan da dışarıdakilerin çemberin dışında kalmasına çabalıyorlar.
İyi ki varlar ve iyi ki varlar...
ONKODAY ETKİNLİK TAKVİMİ
30 Eylül'deki basın toplantısının ardından Harput Holding'de yapılan bilgilendirme toplantısı sonrası bilgilendirme toplantıları:
1 Ekim Perşembe saat 14:00'te Nilüfer Belediyesi Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'nde;
2 Ekim Cuma saat 14:00'te Yıldırım Kız Meslek Lisesi'nde;
3 Ekim Cumartesi saat 11:00'de Bursa Uludağ Üniversitesi Radyoloji Kongresinde;
4 Ekim Pazar saat 14:00'te, Osmangazi • Soğanlı Ek Hizmet Binası'nda;
5 Ekim Pazartesi saat 14:00'te, Bursa Emniyet Müdürlüğü'nde (Kadın Personele özel);
6 Ekim Salı saat 14:00'te, Osmangazi • Panayır Mahallesinde;
8 Ekim Perşembe saat 14:00'te Osmangazi • Demirtaş Mahallesinde;
12 Ekim Pazartesi saat 10:00'da, Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bölümleri Şenliğinde;
13 Ekim Salı saat 14:00'te, Osmangazi • Emek Mahallesinde;
16 Ekim Cuma Osmangazi • Kemerçeşme Mahallesinde;
17 Ekim Cumartesi, BAOB'da;
19 Ekim Pazartesi saat 14:00'te, Yeşilova Holding'de;
20 Ekim Salı saat 14:00'te NOSAB'da (TÜMKAD kadınlarına özel);
21 Ekim Çarşamba saat 14:00'te Osmangazi • İvazpaşa mahallesinde;
22 Ekim Perşembe saat 14:00'te Karacabey'de yapılacak.
7 Ekim Çarşamba günü saat 10:30'da Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü ziyaret edilecek.
23 Ekim Cuma saat 14:00'te Osmangazi Gösteri Merkezi'nde Moral Çayı düzenlenecek.
30 Ekim Cuma günü ONKODAY olarak Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Öğrenci Topluluğuna konuk olunacak.
Nosab'a Billboardlar asılacak..
Görüldüğü üzere; 1997 yılından bu yana her yaştan hasta ile el ele yürüyerek farkındalık çalışmalarına imza atan, bilimsel çalışmalara katkıda bulunan Onkoday'ı Osmangazi ve Nilüfer Belediyeleri, Bursa Uludağ Üniversitesi ve NOSAB yalnız bırakmamış.
PEMBE SANDALYE
Ekim ayı boyunca kentin çeşitli yerlerinde Pembe Sandalyeler olacak. İnsanlar o sandalyenin önünde DURacaklar, üzerine OTURacaklar, otururken DÜŞÜNecekler ve HAREKETE GEÇecekler...
Yıllarca pembe kurdele ile yaratılmak istenen meme kanseri farkındalığı bu kez pembe sandalye ile yapılacak.
Pembe Sandalye diyecek ki;
Memeni elle, memeni tanı, memeni önce sen tanı, işte al sana erken tanı!
UMUDUN KADIN HÂLİ
Üniversiteler, sanayi kuruluşları ve belediyeler iş birliği ile oluşturulan etkinliklerin takvimi böyleyken, Bursa Sinema ve Fotoğraf Sanatı Derneği BURFOD ile yapılan iş birliğinde, "Umudun Kadın Hâli"ni en iyi anlatan fotoğrafı bulmak üzere bir yarışma düzenlemiş.
Yarışmaya katılacak fotoğraflar 7 Ekim saat 23:00'e kadar fotografyarismasi@onkoday.com üzerinden yollanabilecek. Seçilen ve ödül alan 25 eser ekim ayında açılacak sergide yer alacak.
30 Eylül 2026 / C.E.Y.
Onkoday 1997 yılı Nisan ayında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Radyoterapi Merkezinde Prof.Dr. Kayıhan Engin tarafından, merkezde tedavi görmüş eski hastalar, hasta yakınları ve merkez çalışanları ile birlikte kurulmuştur. Kurulduğundan bu yana bedensel açıdan sağlıklı gönüllülerimizin de katılmasıyla daha kalabalık ve daha güçlü bir kadroyla yolumuza devam etmekteyiz. Amacımız; kanser tanısı aldıktan sonraki zorlayıcı yolda bulunan hasta ve yakınlarıyla sosyal ve ruhsal dayanışmayı sağlamak, bilimsel çalışmalara katkıda bulunmak, kanser hakkında toplumsal bilinç düzeyini arttırmaktır.
"Onko-Day hastalarını yuvasız bırakmıyor" / 26 Ocak 2013
Hasta mı oldun, hasta mı baktın? / 11 Mart 2013
Şu amansız hastalık... / 9 Nisan 2013
Kanser Bizi Bulmadan / 5 Şubat 2025
Kanser Bizi Bulmadan / 5 Şubat 2025
Umudun Tablosu ONKODAY / 22 Ekim 2025
Aşıdan Korkma, Geç Kalmaktan Kork / 3 Nisan 2026
Aşıdan Korkma, Geç Kalmaktan Kork / 3 Nisan 2026
Memeni Erken Tanı / 30 Eylül 2026








