13 Haziran 2026 Cumartesi

BUİKAD'ın Bayrak Koşucusu Kadınları

BUİKAD 2026-2029
Bir koltuğa alkışlarla oturmak doğaldır da, o koltuğu alkışlarla devretmek her zaman mümkün olmaz. Hatta bırakın alkışı, devretmek bile zor gelir insana. Gücünü makamdan almak yerine geldiği makama güç katan kişi görevlerini layıkıyla yapıp çıtayı birkaç kat daha yükseğe koyar, bir bayrak yarışçısı gibi bayrağı diğer yarışçıya devreder ve bu sonsuz yarışı yine heyecan içinde izlemeye devam eder. Yeni yarışçılara destek gerektiğinde PitStop teknisyeni misali hemen devreye girer, deneyimlerini yeni yarışçının önüne serer.
Tam da böyle bir devir teslim yaşadık geçen akşam.
Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri BUİKAD'ın 2023 yılının 25 Mayıs'ında Podyum Davet’te yapılan 9. Genel Kurulunda Yönetim Kurulu Başkanlığına alkışlarla gelerek bayrağı Av. Oya Eroğlu'ndan devralan Şeyda Örçün Şençayır, üç yıllık görev süresinin ardından 2026 yılının 11 Haziran'ında yapılan 10. Genel Kurul ile yerini Zuhal Aslı Saka'ya yine alkışlarla devretti.

BUİKAD'a değil, başkanlığa veda
Alkışı hak etmesinin ardında zehir gibi çalışkanlığı ve yaratıcılığı, iletişimdeki sıcaklığı ve samimiyeti, bitmek bilmez enerjisi ve yüzünden eksiltmediği gülümsemesi ile BUİKAD'a olan hakimiyeti yatıyor. Şeyda Şençayır proje üzerine proje geliştirirken ve bunları hayata geçirirken STK'larla, SİAD'larla, valilikten belediyelere tüm kurumlar ve basın ile son derece olumlu ilişkiler geliştirip BUİKAD'ı ve projelerini bıkmaksızın anlattı. 
Arkasında geçmiş dönem başkanlarının, yanında yönetim kurulu ekibinin gücü ile durmaksızın koştu. 
Ve şimdi bu gece onun Veda Gecesiydi...

Şeyda Şençayır 2023-2026 dönemi faaliyet raporunu video olarak hazırlamıştı. Video sunumunun ardından 2023-2026 dönemi faaliyet raporu, mali tablolar ve denetleme kurulu raporu BUİKAD üyelerinin oybirliği ile kabul edildi. 
Şençayır video gösteriminin ardından kürsüye geldi ve önce kendisinin, sonra da hepimizin gözlerini yaşartan kısa ve duygu yüklü bir veda konuşması yaptı.
"Değerli yol arkadaşlarım" diye başladı söze. Ve devam etti: 
"Az önce izlediğimiz faaliyet filmimizde aslında sadece faaliyetlerimizi değil, üç yılın, tam 36 ay,10 günün emeğini, heyecanını ve birlikte kurduğumuz hayalleri gördük. 25 Mayıs 2023'te, Cumhuriyetimizin 100. yılında, BUİKAD’ımızın 9. Hizmet Dönemi, 5.Başkanlığını büyük bir onurla ve gururla devralmıştım.
Bugün ise Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yakışır şekilde; kadınların yalnızca masada yer aldığı değil, karar verdiği, dönüştürdüğü ve geleceği şekillendirdiği bir dünya için verdiğimiz mücadelenin gururuyla bu görevi Sevgili Zuhal Aslı Saka'ya devrediyorum. Bu üç yıl boyunca sayısız toplantı, proje ve etkinlik gerçekleştirdik. Ama geriye dönüp baktığımda, gördüğüm ve hissettiğim  en önemli şey şu oldu: Liderlik bir dönemi yönetmek değil, siz gönüllülerin motivasyonuna içtenlikle yön vermek ve sizden sonra da yaşayacak bir değer bırakabilmektir. Eğer; bir genç kızın hayaline dokunabildiysek, bir kadının cesaretini artırabildiysek, birbirimize güç olarak değer katabildiysek, ne mutlu bize diyorum. Bugün bir başkanlık dönemi sona eriyor olabilir. Ama inanıyorum ki; BUİKAD'ın hikâyesinde hiçbirimiz bir nokta değiliz.
Hepimiz, bu büyük hikâyenin birer cümlesiyiz. Ve ben, bu hikâyenin içinde yer almaktan büyük bir onur duydum. Şahsıma ve kıymetli yol arkadaşlarıma duymuş olduğunuz güven için sonsuz teşekkür ediyorum." diyerek dönemimiz boyunca birlikte çalıştıkları, projelerde iş birliği yaptıkları tüm kurumlara teşekkür etti. 
En büyük teşekkür ise annesi ile rahmetli babasına, eşi Serhan'a ve oğlu Can'a geldi.
2026-2029 Hizmet Dönemi Başkanı Zuhal Aslı Saka'ya ve yeni yönetimine başarılar dilerken; "Görevler devredilir. Ama emek devredilmez. Dostluk devredilmez. İzler devredilmez. Ve ben bugün buradan, ardıma baktığımda iyi ki demenin huzuruyla ayrılıyorum." dedi.
İçi çok huzurluydu. Çünkü biliyordu ki bu üç yıl boyunca sadece projeler üretmemiş, gece gündüz verilen emekle, birlikte düşünen, birlikte üreten, birlikte yürüyen bir ekibin ruhuyla, ‘ben’ yerine ‘biz’ diyebilen kadınların inancıyla çalışmışlardı. Çünkü kadın güçlenirse. hayat değişirdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ‘Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz tek bir yol vardır. O da büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır.’ dememiş miydi? 
BUİKAD 2023-2026
Konuşması ayakta alkışlanan Şençayır, yönetim kademesine ve paydaşlarına anı hediyelerini takdim etti.

Yeni Başkan Yeni Dönem  Yeni Vizyon 
Başkanlığa veda eden Şençayır'ın ardından yeni başkan Zuhal Aslı Saka kürsüye gelerek "Merhaba" ve "Teşekkür" konuşması yaptı. 
Çok kıymetli bir mirası devraldıklarını belirten Zuhal Aslı Saka, Cumhuriyet kadını sorumluluğuyla hareket edeceklerini vurgulayarak yeni dönem hedeflerini şöyle anlattı:
"BUİKAD bizim için birlikte büyüme kültürü demektir, üretim demektir, dayanışma demektir, bulunduğu noktayla yetinmeyip ulaşabileceği her noktayı hayal eden kadın demektir. Bu sebeple göreve başlar başlamaz, üyelerimizle olan iletişimimizi daha da güçlü ve  yakın bir zemine taşımak amacıyla kapsamlı bir üye anketi gerçekleştirmek istiyoruz. Çünkü; doğru soruları sormadan doğru cevaplara, doğru cevaplar olmadan da doğru yollara ulaşamayacağımızın bilincindeyiz.
BUİKAD’dan beklentilerinizi, ihtiyaçlarınızı, önerilerinizi ve eleştirilerinizi dikkatle dinleyecek; sizlerden gelen geri bildirimler doğrultusunda hızlı, somut ve etkili adımlar atacağız.
Ayrıca, BUİKAD’ın sahip olduğu meslekî çeşitliliği daha görünür ve daha işlevsel hale getirerek; farklı sektörlerdeki bilgi, deneyim ve üretim gücünü ortak bir platformda  buluşturmayı hedefliyoruz.
Böylece üyelerimiz arasında kalıcı, verimli ve birbirini güçlendiren iş birliklerinin kurulması için köprü olmak istiyoruz.
Biz yerelden doğan ama etkisi dünyaya yayılan bir yapı olmayı hayal ediyoruz. Önce Bursa’da, sonra ulusalda ve ardından da uluslararası arenada. Bu yolculukta en güçlü araçlarımızdan biri elbette dijitalleşme olacak. Çünkü biliyoruz ki görünürlük, tanınmanın ötesinde etki yaratmaktır. Hepimiz Bursa ekonomisine katkı sağlayan iş kadınlarıyız. Dolayısıyla bu şehirle anılmalı, bu şehre değer katmalı ve bu şehri geleceğe taşımalıyız. Hep birlikte Bursa’nın kültürel zenginliğini iş dünyasıyla buluşturacak; kültür ve sanatı ekonominin güçlü bir parçası haline getirecek projeler hazırlayacağız. Biz, sadece iş dünyasında var olmak için değil, yaşadığımız şehrin ruhuna dokunmak ve bu şehirde iz bırakmak için de buradayız. Yani BUİKAD olarak bizler kalıcı değerler yaratmanın peşindeyiz."
Bazı kadınların sadece başarı hikâyesi yazmadığını, bulunduğu çağın, yönünü de değiştirdiğini söyleyen Saka konuşmasını Atatürk’ün kadınlar için söylediği şu veciz sözle tamamladı: 
“Türk kadınının ekonomi, siyasi ve sosyal hayatta yer alması bir zorunluluktur.”
Çünkü Atatürk biliyordur ki kadın güçlenirse toplum güçlenir. 
Olağan bir genel kurulun yapıldığı bu olağanüstü güzellikteki gece Onuncu Yıl Marşı eşliğinde pasta kesimi sonrası yeni başkan ve yönetim kurulu ile fotoğraf çektirme yarışıyla sona erdi. 
Canan Ekinci Yılmaz • Şeyda Örçün Şençayır • Zuhal Aslı Saka
Şeyda başkana hoşça kal derken kendisini tekrar tebrik ettim.
Zuhal başkana da başarılı bir sezon diledim ve onu da tebrik ettim.
Biliyordum ki Zuhal başkan çok çalışacak,
Ve biliyordum ki Şeyda başkan asla boş durmayacak...
****
Eve dönerken bu azimli, neşeli ve birbirinden şık kadınları bir kez daha düşündüm.
Kadınlar; kendilerinin güçlenmesi ile birlikte topluma, çocuklara, özellikle de kız çocuklarına, kadınlara ve toplumun dezavantajlı kesimlerine dokunuyor ve onları da güçlendiriyor. 
Kadınlar; çağın gereklerini kullanarak, hep ileri, hep ileri diyerek, kendileri için, aileleri için, çocukları için, çevreleri için dünyayı daha da güzelleştirerek ilerliyor. 
Kadınlar; kadın olmanın getirdiği özelliklerle anaç, kapsayıcı, koruyucu, birleştirici ve estetik davranıyor. 
Kadınlar; kendilerini sadece kadın oldukları için görmezden gelenleri ya da ayaklarına çelme takmak isteyenleri başarıları ile dize getiriyor. 
Kadınlar; erkeklerden iki kat fazla çalışıyor olsalar da sonunda önlerinde şapka çıkarılıyor.
Nihayetinde akılsa akıl, iradeyse irade, eğitimse eğitim, çalışmaksa çalışmak...
Ötesinden kime ne?
Gölge etmeyin, birazcık da destekleyin, görün bakın hepsi nasıl Kraliçeye dönüşüyor. Ve siz erkekleri de nasıl Kral ilan ediyor...

Genel Kuruldan Notlar:
Podyum Davet’te yapılan BUİKAD 10. Genel Kurulunu BUİKAD Kurucu Başkanı Selma Çetinkaya Türker (kurul başkanı olarak) ile geçmiş dönem başkanları Oya Eroğlu (başkan yardımcısı olarak) ve İpek Yalçın (yazman olarak) yönetti. 
2026-2029 Hizmet Dönemi için yeni yönetim kurulu yine oybirliği ile belirlendi.
İpek Yalçın • Selma Çetinkaya Türker • Oya Eroğlu
2026-2029 Hizmet Dönemi Yönetim ve Denetim Kurulları
Yönetim Kurulu Asil Üyeler: Zuhal Aslı Saka, Dr. Arzu Erdi, Oya Baykal, Türkan Sedef Taşçı, Gamze Diyaroğlu, Sevgi Saygın, Gülnur Algül, Yasemin Yeşilova Muştucu, Nihayet Kırbaş
Yönetim Kurulu Yedek Üyeler: Belgin Güney, Gamze Çelebi, Ayşe Aktaş, Sebla Güler, Makbule Çetin, Birgül Ay, Merve Aydın, Melek Güceyu, Gözde Arcan Yılmaz
Denetim Kurulu Asil Üyeler: Elif Telli, Fügen Çelikyılmaz, Elif Çalışkan Özay
Denetim Kurulu Yedekler Üyeler: Şule Aşık, Özlem Şenkoyuncu, Aysun Öztürk İnce
Genel Kurulda ayrıca BUİKAD’ı federasyonlarda temsil edecek üyeler de belirlendi.

Katılımcı Konuklar
BUİKAD 10. Olağan Genel Kurulu'na Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Batmaz, MARSİFED Başkanı Osman Akın, GİFED Başkanı Oya Eroğlu, BUSİAD Başkanı Fatih Tuncer Hatunoğlu, BALKANTÜRKSİAD Başkanı İskender İskenderoğlu, RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, GESİAD Başkanı Tolga Papatya, TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk, ARSİYAD Başkanı Erdinç Acar, BİSİAD Başkanı İdris Doğrul, Nilüfer OSB Başkanı Erol Gülmez, HOSAB Başkanı Ömer Faruk Korun, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, KalDer Bursa Şubesi Başkanı Serkan Ürkmez, YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, PEYZAJDER Başkanı Fulya Akfidan Sevim, BUSADER Başkanı Dr. Fatma Akalp, LÖDER Başkan Vekili Özgür İde Acarbabacan ve BALGÖÇ temsilcisi ile çok sayıda davetli katıldı.

Zuhal Aslı Saka kimdir?
1987 yılında Bursa’da doğdu. Bursa Anadolu Lisesi mezunu olup, 2005 yılında Yeditepe Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü YÖK Burslu olarak kazandı ve 2010 yılında mezun oldu. Yüksek Lisansını Uludağ Üniversitesi Yapı Fiziği Bölümünde tamamladı. 2022 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi Bölümünden mezun oldu. Halen Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret Bölümünde öğrenim görmektedir.
2010 yılında Engin Özbek İnşaat&Mimarlık firmasında şirket ortağı olarak iş hayatına başladı. Firma 2005 yılında babası Bursa İl Millî Eğitim Eski Müdürü (1995-2002) rahmetli Engin Özbek tarafından inşaat şirketi olarak kuruldu, 2010 yılında ortaklığa dahil olması ile inşaat faaliyetlerine mimarî ve mühendislik projeleri de eklendi.  Şirket müdürü, F sınıfı yapı müteahhitti, şantiye şefi  ve mimarî proje müellifi görevlerini yürütmektedir. Kamu ve özel sektörde farklı ölçekte bir çok projeye imza atmaktadır.
2013 yılında, B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olmaya hak kazanmış ve halen kendi şirketinde bu görevi üstlenmektedir. Aynı zamanda Kamulaştırma Bilirkişisi ve Enerji Kimlik Belgesi Uzmanıdır. 2020 yılında Bina Akustiği Uzmanı olmuş, farklı ölçekte bir çok yapının akustik projesini gerçekleştirmiştir.
Atom Kadın Girişim Üretim ve İşletme Kooperatifi ortağı ve yönetim kurulu üyesidir. Sürdürülebilir bir dünya için, kadın olmanın verdiği birleştirici güç ile üretim açığı olan Freeze Dry sektöründe; ticarî ve sosyal girişimciliğe örnek olmak, yüksek teknolojiyi ürün ile bir araya getirerek, sebze meyveleri dondurarak kurutup memleket ekonomisine katma değer sağlamak için çalışmaktadır.
STK’ların toplum kültürü, demokrasi, çoğulculuk, hoşgörü, vatandaşlık bilinci oluşması ve sosyal fayda elde etmek için önemli olduğunu düşündüğü için Sivil Toplum Gönüllüsüdür.
TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi üyesidir. Mesleği ile ilgili birçok seminere ve etkinliğe katılmış, Yapı ve Yaşam  Komitesi  ve Nilüfer Belediyesi ile ortaklaşa yürütülen Enerji Mimarlığı Komitesinde çalışmıştır. TMMOB Mimarlar Odası 44. Dönem delegeliği yapmıştır. 2016 yılında Mimarlar Odası Bursa Şubesi 16. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi olup, Genel Sekreterlik görevini yürütmüştür.
BUİKAD, Bursa İş Kadınları Ve Yöneticileri Derneği üyesidir. 2019 yılından itibaren halen BUİKAD Yönetim Kurulu üyesi olup sırasıyla genel sekreterlik ve saymanlık görevlerinden sonra 2023-2026 döneminde Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmiştir.
MARSİFED, Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu Yönetim Kurulu üyesidir.
GİFED, Girişimci İş Kadınları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesidir.
SMD, Bursa Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu üyesidir.
ÇEK, Çağdaş Eğitim Kooperatifi ortaklarındandır. Yönetim Kurulu yedek üyesi olup, mimar bilirkişi olarak Emanet Komisyonunda görev almaktadır.
Mimar Murat Emrah Saka ile evli ve iki erkek çocuğu annesidir.
Kaynak: MARSİFED
13 Haziran 2026 / C.E.Y.

4 Haziran 2026 Perşembe

Oyunu Değiştirenlerden Olun

Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği BUSİAD, "7. Yenileşim Ödülü" sürecini bir basın toplantısıyla başlatarak, Bursalı firmaları "oyunu değiştirenlerden" olmaya çağırdı.
Podyum Davet'te düzenlenen toplantıda konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer HatunoğluBursa Uludağ Üniversitesi paydaşlığında düzenlenen ve 19 Kasım 2026 günü yapılacak olan '16. Yenilikçilik ve Yaratıcılık Sempozyumu'nun sloganının “Oyunu Değiştirenler” olduğunu, '7. Yenileşim Ödülü’nün de sempozyumda verileceği söyledi. 

"Yenileşim artık bir zorunluluk!" 
Hatunoğlu özet olarak; 2010’dan itibaren oyunun değişmeye başladığını gören BUSİAD’ın bu değişimin izleyicisi değil, öznesi olarak çalışmalarını yeni rotaya göre şekillendirdiğini, konusunda uzman kişileri dinlediğini, ortaya çıkan fikirleri başta BUSİAD üyeleri olmak üzere Bursa ve ülke geneli ile paylaştığını anlattı.
Dünyayı kasıp kavuran Dijitalleşme ve Yapay Zekâ'nın, buharlı makinelerin sahneye çıktığı Sanayi Devrimi'nden sonraki en büyük dönüşüm dalgası olduğunu; 2011 yılında düzenlenen Hannover Messe Fuarı'nda Almanya'nın "Endüstri 4.0" kavramını ortaya koyduğunu, önceki sanayi devrimlerinde en önemli unsurun sermaye, bu yeni dönüşümde ise en önemli unsurun insan olduğunu belirtti ve "Eğer gençlerimizi doğru eğitebilir, onları teknoloji üretmeye yönlendirebilir ve yetkinliklerini geliştirebilirsek bu treni kaçırmayız!" dedi.
Başvurular BUSİAD'ın resmî sitesinden 30 Haziran tarihine kadar yapılabilecek. Başvuru ve süreçle ilgili tüm bilgilere www.busiad.org.tr adresindeki "Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu" sekmesinden ulaşabilirsiniz.

Tuncer Hatunoğlu
Biz yenileşimi bir tercih olarak görmüyoruz. Yenileşim artık bir zorunluluk. Bireylerin, kurumların ve şirketlerin kendilerini sürekli yenilemeleri gerekiyor." diyen Hatunoğlu; BUSİAD'ın son iki yıldır ödül sürecini baştan sona ele aldığını, yeni yapıda firmaların yalnızca bir ödül için yarışmayacağını, her katılımcı firmanın süreç sonunda detaylı bir değerlendirme raporu alacağını, bu vesile ile ödül için yarışan firmaların adeta kurumsal bir "yenileşim ekspertizi" yaptırmış olacaklarını dile getirdi.
"Yenileşim, kurumun tamamını ilgilendiren bir dönüşüm alanıdır"
Tuncer Hatunoğlu'nun ardından konuşan BUSİAD Yenilikçilik ve Yaratıcılık Uzmanlık Grubu Başkanı Tuğba Demirsu Yücetürk de, Yenileşim yalnızca yeni bir ürün geliştirmek ya da teknoloji kullanmak değil; liderlikten stratejiye, çalışanların sürece katılımından iş birliklerine, kaynakların yönetiminden süreçlerin iyileştirilmesine kadar kurumun tamamını ilgilendiren bir dönüşüm alanıdır." diyerek, Bursa Yenileşim Ödülü değerlendirme sürecinin şu yedi temel ölçüt üzerinden yürütüleceğini söyledi:
* Stratejik Yönelim ve Bağlam
* Yenileşim Kültürü ve Yetkinlik Gelişimi
* Ekosistem ve Kaynakların Yönetimi
* Operasyonel Çeviklik ve Süreçlerde Yenileşim
* Bilgi ve Teknolojilerin Adaptasyonu
* Sürdürülebilirlik ve Toplumsal Etki
* İş Sonuçları
Tuğba Demirsu Yücetürk
Daha önce başvuruda bulunmuş ve ödül almamış olabilirsiniz, tekrar başvurmaktan imtina etmeyiniz. Ödül almasanız bile kendinizi güncellemiş ve ileriye taşımış olursunuz.

Çınar gibi olmak!
Verilecek ödül heykelciği ağaç oyma sanatçısı Bursa U.Ü. Eğitim Fakültesi Emekli Öğ.Gör. Memet Erdoğdu tarafından tasarlanmış. Heykelcikte; Osmanlı devletinin kuruluşuna tanıklık eden ve devlet kurulurken dikilen ağaçlardan olduğu bilinen tarihî Dua Çınarı’nın günümüze kalan son parçaları kullanılmış. Kullanılan malzeme ve el işçiliği nedeniyle her bir ödül heykeli orijinal ve tek olma özelliği taşıyor. Çelik zemin üzerindeki doğal taş kaidesinde yükselen fidan şeklindeki heykel; yeniden doğumu, sonsuzluğu, gücü ve dayanıklılığı simgeliyor. Yenileşim (inovasyon) gibi kendi içinde sürekli yenilik yaparak var olmayı anlatan heykel, aynı zamanda dönüşüme de vurgu yapıyor.
Ödül sahipleri şimdi nerede?
Konuşmalar esnasında bu yıl yedincisi verilecek olan ödülleri geçmiş dönemlerde alanlar şimdi nerelerde acaba diye düştü aklıma. 
* 2013 yılında düzenlenen ilk Yenileşim Ödülü sahipleri, Çalışanların Yönetimi / Nilüfer Belediyesi, Liderlik / Floteks, İşbirlikleri ve Kaynakların Yönetimi / Şaypa olarak sıralanmış. 
* 2015 yılında sadece Mansiyon Ödülü var. O da Işıksoy Tekstil'e verilmiş.
* 2017 yılında ödüller Büyük Ödül / Maysan Mando, Strateji Yönetimi / Yeşim Tekstil, Liderlik / Aktaş Holding olarak sıralanmış.
* 2019 yılında ödül kategorileri epey genişlemiş. Büyük Ödül Leoni Kablo'ya gitmiş. Kategori Ödülleri de şöyle sıralanmış: 
Bilgi, İşbirlikleri, Kaynak Yönetimi / Teracity Yazılım Teknolojileri 
Çalışan Yönetimi / Aktaş Holding
Liderlik Ödülü / Limak Uludağ Elektrik
Süreç Yönetimi/ Natura Gıda / GOLF
Mansiyon / Uludağ İçecek
Mansiyon / Çedfem Mühendislik Hizmetleri
Katılım belgesi / Artı & Artı Teknoloji Hizmetleri 
* Pandemi dolayısıyla ara verilen ödül programının beşincisi 2022 yılında tekrar yapılmış. Beşinci Yenileşim Ödüllerinde Büyük Ödül Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne giderken, Kategori Ödülleri şöyle sıralanmış: 
Çalışan Yönetimi / Uray Sigorta
Liderlik Ödülü / Vanelli
Bilgi, İşbirlikleri, Kaynak Yönetimi / Uludağ Perakende Elektrik Satış
Mansiyon / Yıldırım Belediyesi 
* 2024 yılının Büyük Ödülü İbraş Kauçuk A.Ş.'nin olmuş. Kategori ödülleri yine şöyle sıralanmış:
Çalışan Yönetimi / Borusan Port
Süreç Yönetimi / Korteks A.Ş.
Liderlik / Sina Sağlık Hizmetleri A.Ş.
Yenileşime Gönül Verenler / Bursa Beton A.Ş. / Gökçelik A.Ş.

Ödül alanların sayfalarına tek tek girip baktım. Bunların içinde sadece Şaypa yaşamıyor. (Bursa'da 79 şubesi bulunan Şaypa, 2016 yılında Onur Marketler Zinciri tarafından satın alındı.) Bursa Büyükşehir Belediyesi vekaleten idare ediliyor. (Bursa Büyükşehir Belediyesinin seçilmiş Başkanı Mustafa Bozbey 31 Mart 2026 tarihinden bu yana malum olaylar nedeniyle görevde değil.)
Diğerleri üretime devam ediyor.

Keyfiniz yerinde mi?
Ancak; BUSİAD'ın tüm çabalarına rağmen bir zamanlar sanayinin kalbinin attığı Bursa niyeyse kendini yeterince yenileyemiyor ve birçok konuda geriye düşüp fırsatları başka şehirlere kaptırıyor. İkinci ya da üçüncü nesil firma olmak, her nesil ile günceli yakalamak, yenilenmek, dünyayı izlemek ve ayak uydurmak bir anlayış meselesi olmalı. Keyfim yerinde deyip durağanlaşmak yarışta geri kalmanın ilk sebebi. Sonrası köhneme, hevesini ve heyecanını kaybetme, çalışan memnuniyetsizliği, verimsizlik ve batış. Sonra da ah vah ile ağlanma, eski günler ile avunma, en sonunda da İstiklâl Marşı ve kapanış...

Zaman artık ağır akmıyor
Baş döndürücü bir hızla ilerleyen çağda geride kalış da aynı hızda oluyor. İleriye atılan bir adımı yakalayamamak on adım geride kalmaya sebep oluyor. 
Otomasyon çağında değişen iş gücü, insanın yerini alan robotlar ve önlenemez bir yarış başlatan yapay zekâ, mikrodan makroya, en sıradan insandan en üst düzey firmaya ve her sektöre, her kesimin şapkasını önüne alıp (BİR AN ÖNCE ve ÇOK HIZLI) düşünmesi gereken bir değişim. Çok hızlı diyorum çünkü siz düşünürken geçen zamanda dahi her şey bir sonraki adıma çoktan zıplamış oluyor. 
Çünkü zaman artık eskisi gibi ağır akmıyor. Çünkü geleceğe yatırım yapmayanlar geçmişte kalıyor. Çünkü oyunu değiştiremeyenler başkalarının oyuncağı oluyor.

Gereksizlerden biri de siz misiniz?
Yıllardır kendini yenilemeyenlerin oyunun dışında kalacağı anlatılır durur. Hatta Yuval Noah Harrari ortada kalacak kesimi "Gereksizler Sınıfı" olarak nitelendirir. Uyarıları ve tavsiyeleri kale alanlar uyumlanma yolculuğunu başarıyla sürdürür. Dünyanın eskisi gibi döneceğini düşünüp "N'olacak yaaa!" diyenler dünyanın kaç bucak olduğunu görür. 
Bunun dışında işin içinde ulusal ve uluslararası "siyasî" faktörler girince durum daha da vahimleşir.
Üretimden uzaklaşan ülkeler kendi mahkûmiyetlerini başlatır. Malum; elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez. 
Hukuktan uzaklaşan ülkeler yatırımcıyı kaçırır. İstikrarsız ülkeler güven vermez. Güncel gelişmeleri yakalayamayan ülkeler sömürgeleşir. Fırsat eşitliğinin ortadan kalktığı ülkeler eşitsizliğin yarattığı felaketler ile karşılaşır. Eğitim, dürüstlük, liyakat ve ahlak rafa kalkar, yerine çöreklenme, çökme ve çökertme gelir.

İlerleme sonsuzdur
Bir çınar ağacı gibi dallanıp budaklanmak, kollarını dört bir yana açmak, derinlere kök salmak, gölgenizde nefeslenen insanlarla, dallarınızda şakıyan kuşlarla, kovuklarınızda barınan sincaplarla yüzyıllarca yaşamak istemez misiniz?
Üremek ve üretmek, hepsi bir sonraki zaman dilimine ulaşmak için değil mi? 
İlerleme sonsuzdur ve hep daha ilerisi vardır. 
Bu sonsuz koşuda bayrağı elinizde taşır, koşar, menzile ulaşır ve bir sonraki koşucuya devredersiniz.
Ya da oturup ölmeyi beklersiniz...
E hepimiz öleceğiz!
O zaman;
Ölene kadar çağdaş yaşamaya ve dünyaya imza atmaya devam...
4 Haziran 2026 / C.E.Y.

16 Mayıs 2026 Cumartesi

"Öğretmenler En İyi Beyin Cerrahlarıdır"

"Öğretim Birliği Yasası"ndan hızla uzaklaşıldığı bir evrede, cumhuriyetin kazanımlarına ve üniter yapıya sahip çıkacak özgür bireyler yetiştirmek amacıyla 25 Temmuz 1995 tarihinde Bursalı 23 aydın tarafından kurulan Çağdaş Eğitim Kooperatifi ÇEK, geleneksel hale getirdiği 'eğitime katkı verenler' temalı ödül törenlerinin on dokuzuncusunu 15 Mayıs 2026 akşamı 'Özel 3 Mart İlköğretim Okulu Konferans Salonu'nda gerçekleştirdi.

ÇEK Ödülleri
İlki 2006 yılında "Eğitim Ödülü" adıyla düzenlenen ÇEK Ödül Töreninde bugüne dek ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan'dan Prof. Dr. Celal Şengör'e, Anne Çocuk Eğitim Vakfı AÇEV'den Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı'na, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği BUİKAD'dan Coşkunöz Eğitim Vakfı'na, Prof. Dr. Selçuk Şirin'den Prof. Dr. İonaa Kuçuradi'ye,  Gazeteci-Yazar Yılmaz Akkılıç'tan meslektaşı Orhan Bursalı'ya, Doç. Dr. Canan Dağdeviren'den Prof. Dr. Kayıhan Pala'ya kadar onlarca yerel ve ulusal isim ödül aldı. 
ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Alpay
19. ÇEK Ödül Töreni başlarken
19. ÇEK Ödül Töreni, ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Alpay’ın açılış konuşmasıyla başladı. 
Nihan Alpay, ÇEK Ödül Törenlerinin 17 yıldır "Tevhid-i Tedrisat - Öğretim Birliği" yasasının kabul edildiği 3 Mart'ta yapıldığını, son iki yıldır ise ÇEK Ailesi olarak 3 Mart tarihinde Anıtkabir'de Ata'nın manevî huzuruna çıktıklarını ve bu anlamlı devrimi Türk halkına armağan ettiği için O'na minnetlerini sunduklarını belirterek başladı konuşmasına. Ayrıca bu yılki programa Yıldırım Hasan Öztimur 75. Yıl İlkokulu öğrencilerini de dahil etmiş; böylece şehrin bir başka noktasında eğitim alan ve daha önce Anıtkabir'i ziyaret şansı bulamamış devlet okulu öğrencilerini de Atatürk ile buluşturmuşlardı. 
Okul ve Şiddet, Okulda Şiddet
Son yıllarda üst üste yaşanan sosyal ve ekonomik karmaşanın hepimizi zorladığını söyleyen Alpay, ülkenin eğitim kurumlarının şiddet ile anıldığının, özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarını örnek göstererek, çocuklarımızın en güvende olması gereken alan olan okulların bile tehdit altında olduğunun altını çizdi.
Özellikle de devlet okullarında, çocukların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, farklılıklarıyla var olabildikleri ve geleceğe umutla hazırlanabildikleri ortamın zedelendiğini görmek; şiddetin eğitim alanlarına sirayet etmesinin yalnızca güvenlik meselesi olmaması; eğitim politikalarından değerlere, toplumsal sorumluluk anlayışından nitelikli eğitim yaklaşımına kadar geniş bir yelpazede çok katmanlı bir mesele olarak karşımızda durması; yakın gelecekte yapay zekâ ve dijital teknolojilerin hayatımızda yaratacağı dönüşüm; önceliğimizin dünya standartlarında, eleştirel düşünceyi destekleyen, çocukların çok yönlü gelişimini esas alan ve fırsat eşitliğini gözeten bir eğitim anlayışını hayata geçirmek olması, ÇEK olarak tüm adımlarını Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında; demokratik, laik, çağdaş ve bilimsel eğitimin güçlenmesi için atmalarını elzem hale getiriyordu. 
Çünkü ülkemizin gerçek gücü; düşünen, sorgulayan, üreten ve değerlerine sahip çıkan bireylerden oluşuyordu.

ÇEK "Tam Bursluluk" Programı
Nihan Alpay, 2026-2027 döneminden itibaren Türkiye'nin her yerinden öğrenci kabul edecekleri Tam Bursluluk Programı kapsamında, LGS'de başarılı olan veya ÇEK'in gerçekleştirdiği sınav sonrası belirli kriterleri karşılayan kız öğrencilere Güler-Osman Köseoğlu Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdunda (çünkü kız öğrenci yurdu var) ücretsiz barınma ve tam burslu eğitim sağlanacağını açıkladı. Eğitim sisteminin sık sık değişen politikalarla yön bulmaya çalışmasının uzun vadeli ve sürdürülebilir bir kalite anlayışının oluşmasını zorlaştırdığını; eğitimin günübirlik kararlarla değil, bilimsel veriler, pedagojik ilkeler ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenmesi gereken stratejik bir alan olduğunu söyledi.
Eğitimde fırsat eşitliğinin tam anlamıyla sağlanamaması, bölgeler ve okullar arasındaki imkân farklılıkları, öğretmenlerin mesleki gelişim süreçlerinde yeterince desteklenmemesi ve liyakat ilkesinin zaman zaman geri planda kalması, sistemin en önemli sorunları arasındaydı. Eğitimi tüm paydaşlarıyla birlikte ele alan, öğretmeni merkeze koyan, ölçme-değerlendirme sistemlerini çağın gereklerine göre güncelleyen ve her öğrencinin potansiyelini ortaya çıkarabilecek kapsayıcı bir model geliştirilmeliydi.

Nihan Alpay'ın açılış konuşmasının ardından Sındırgı Belediye Başkan Vekili Görkan Sıtkı, Nilüfer Belediye Başkan Vekili Okan Şahin ve Yıldırım Belediye Başkan Vekili Mert Tiryaki birer teşekkür konuşması yaptı.

"The Winner Is"
Bu yıl 'Eğitime Katkı Ödülü’nü almaya hak kazanan isim Bursalı bir isimdi. Ödül; Beyin ve Hipofiz Cerrahı, İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi Üyesi, Dünya Sanat ve Bilim Akademisi Mütevelli Heyet Üyesi Prof. Dr. Türker Kılıç'a verildi. Akademik hayatının okunmasının ardından Türker Kılıç ödülünü ÇEK Yönetim Kurulu Başkanı Nihan Alpay'ın elinden aldı. 
SIBEM
Üst üste yaşadığı depremler sonrası afet bölgesine dönüşen Sındırgı’da çok sayıda öğrenciye zor koşullara rağmen eğitim vererek eğitimde devamlılığı sağlayan Sındırgı Belediyesi Sosyal Etkinlik Merkezi SIBEM'e de plaket takdim edildi. 
Prof. Dr. Türker Kılıç
Beyin cerrahisi profesörü ve beyni anlamaya çalışan bir bilim insanı olan Türker Kılıç Bursa Anadolu Lisesi mezunu ve bu akşam salonda sınıf arkadaşları da vardı. Kılıç; Hacettepe, Marmara ve Harvard Üniversitelerinde eğitim almış, bilim doktorasını anatomi alanında tamamlamış. 2015 yılında Avrupa Bilim ve Sanat Akademisi'ne, Aralık 2021'de Dünya Sanat ve Bilim Akademisi'ne seçilmiş ve kendisi bu iki akademiye seçilen ülkemizdeki tek bilim insanı. Temmuz 2025'te seçildiği Dünya Sanat ve Bilim Akademisi Mütevelli Heyetine seçilen ilk beyin cerrahıHalen İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlık görevini yürüten Kılıç, Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Kurucu Dekanı ve ülkemizde en uzun süre tıp dekanlığı yapmış akademisyen.
Harvard Tıp Fakültesi, Yale, Milano Politeknik ve Johns Hopkins Üniversiteleri olmak üzere 10’dan fazla üniversitede konuk öğretim üyesi olarak ders vermiş. 100’ün üzerinde meslekî başarı ödülüne layık görülmüş. Ki, bu ödüller arasında 1999’da aldığı Avrupa Beyin ve Sinir Cerrahisi Derneği (EANS) Aesculap Bilimsel Araştırma Ödülü ile 2001 ve 2005'te aldığı Amerikan Beyin ve Sinir Cerrahisi Dernekleri Birliği'nin Tümör Araştırma Ödülleri mevcut.  
Mikrocerrahi ve gamma-knife cerrahisi yöntemleri ile toplamda 30.000 üzeri sayıdaki hastasının cerrahi tedavilerini yapmış. Bu süreçte 50 öğrencisinin beyin cerrahı olarak yetişmesinde, 400 üzerinde tıp öğrencisinin hekim olmasında rol sahibi olmuş.
H-indeksi 40 olan ve 200’ün üzerinde bilimsel yayına 6 bin üzeri atıf almış. Çeşitli Beyin Ameliyatı Yöntemleri ve Beyin Tümörleri için bulunan ama esas kullanım alanını kan kanserinde bulan Glivec isimli ilacın buluşunda önemli katkı sahibi. Türkiye'de Gamma-Knife Işın Cerrahisini ilk kullanan, Tümör Bankası ve Ameliyathane MR tekniği uygulamalarını ilk başlatanlardan. Bilimsel araştırmaların yanında, Tıp Eğitimi ve Bilim Eğitimi konularında çalışan Kılıç’ın bilim ve bilim eğitimi konulu konuşmaları internet üzerinden 10 milyondan fazla kişi tarafından izlenmiş. Kılıç aynı zamanda, 2020’de kurulan Türkiye Beyin Vakfı’nın ve İstanbul Nörolojik Bilimler Enstitüsü'nün kurucu başkanı. Şubat 2021'de Ayrıntı Yayınları’ndan yayımlanan ve toplamda 10 baskı yapan “Yeni Bilim: Bağlantısallık, Yeni Kültür: Yaşamdaşlık” ile Eylül 2024'te Doğan Yayınları’ndan çıkan “Nasıl Daha İyi ve Güzel Bir Yaşam Kurarız? Beyinbiliminin Yanıtı” kitaplarının yazarı. Kendi otobiyografisi de Mert İnan imzası ile Epsilon Yayınevi’nden, “Beyin Nedir’den Yaşam Nedir’e Bir Hayat Serüveni: Türker Kılıç” başlığıyla yayımlanmış.
Türker Kılıç'ı "Prof. Dr. Türker Kılıç" yapan nedir?
Akademik hayatının anlatımının ve plaket takdimi töreninin ardından Prof. Dr. Türker Kılıç kendi sunumu için kürsüdeki yerini aldı. Türker Bey sunumunu meraklı çocukluk hayatı, başarılı eğitim hayatı ve kendisini dünden bugüne getiren bilinçli öğretmenleri üzerine kurmuştu. Sözlerine başlarken bilimsel bir konuşma yapmayacağını ama bu bilimsel aşamaya nasıl geldiğini, çevrenin ve öğretmenlerin insanın hayatını nasıl değiştirdiğini anlatacağını söyledi.
Bu ödülü beyin cerrahisine başlamasının 12 bin 615'inci gününde aldığını belirtirken, ilerleyen dakikalarda hayatını sayılarla birlikte yaşadığına tanık olduk.
Meraklı çocukluk hayatından bahsederken, "Nasıl oluyor da kolumdaki et düşünmezken kafatasımın içindeki et düşünüyor?" sorusu ile başlayan hikâyesini anlatacaktı.
Konuşmasına "her şeyin nasıl şekillendiği" üzerine genel bir anlatımla girdi. 
Bu konuşmadan not aldığım kısa satırbaşlarının ve kurduğu son cümlenin Türker Kılıç'ın yaşam öyküsünün yapı taşları olduğunu gördüm:
"Eskinin yıkıldığını görüyoruz, yerine neyi koyacağımızı bilmiyoruz."
"Nörobilim bizlere yeni bir kültürün kapısını açıyor."
"Galileo, 'Aristoteles yanılabilir' dediği andan itibaren varsayım yerini hipoteze bıraktı."
"Tümden gelen, tüme varımın üzerine bağlantısallık metodolojisi eklendi."
"Yaşamın temeli atom değil, yaşamın temeli enformasyon."
"Esas olan ve bilgiyi taşıyan parçalar değil, parçaların birlikte oluşturduğu bağlantısallık ağı."
"İnsan vücudundaki moleküller aşağı yukarı üç ayda bir değişiyor."
"İstikrarı taşıyan şey parçalar değil, parçaların birbiriyle olan etkileşimi."
"Türev ve İntegral matematiğin yetersiz kalmasından çıktı."
"Beynin çalışma sistemi ile tüm varoluş kodlamaların ortak bütünlüğü olarak isimlendirebileceğimiz yaşam dediğimiz büyük beynin çalışma sistemi arasında bir benzerlik var."
"Hiçbir felsefe ve öğreti kitabında yazılmadığı kadar büyük ölçüde yaşamın bir matematiksel mucize olduğu anlaşıldı. Gerçek = 1/ (1 Bölü Sonsuz, Sıfır demek değil.)"
"Olan zaten yeteri kadar olağanüstü."
"Merakla başlayan, çalışkanlık ve zeki olmanın üzerine eklemlenen iyilik ve yaratıcılık önemli. Sahip olmakla değil, anlamlandırmakla sonuçlanan bir sistemi yaratabilirsek, bu farklı bir kültür demektir." 
"Gökkuşağının ilk matematik verilerini sunan kişi Spinoza'dır."
"Gökkuşağının bir ayağında bulunan ve üniversite için çalışan çocuk ile gökkuşağının diğer ayağındaki fırından yayılan ekmek kokusunun arasında MUHAKKAK ki bir bağlantı var."
"Yaşam dediğimiz sistem bu matematik üzerine kuruludur."
"Bizim nörobilimde elde ettiğimiz bu veriler yavaş yavaş yapay zekaya aktarılıyor."
"Bilim İnsanlığı bir meslek değil bir yaşam biçimidir."
"Test çocukları soru soran değil, cevap veren olarak yetiştirildi."
"ChatGPT ile insanlar soru sormayı öğrendi."
"Okullar hata yapma özgürlüğünün olduğu yerler olmalı."
"Kendinizi geliştirmenin en akıllıca yolu yanınızdakinin gelişimine katkıda bulunmak." 
"İnsanın içinde bulunduğu zihinsel çevre, insanın oluşturduğu zihinsel ağı modelliyor."
"Bu nedenle öğretmenler en iyi beyin cerrahlarıdır."

Evet, Öğretmenler Cerrahtır
Türker Kılıç, bugünden 19 bin 500 gün önce, henüz 4 yaşında bir çocuk iken, elinde okul çantası, üzerinde kara önlüğü ile bir fotoğraf stüdyosunda kameraya poz vermiş. İlkokuldaki ilk öğretmeni o zamanlar henüz 22 yaşında yeni mezun bir öğretmen olan Mine öğretmendir. Mine öğretmen omzuna dokunduğu herkesi değiştirir. İyi öğretmen hayatın en büyük piyangosudur diyor Türker Kılıç. 
Bir küme çalışmasında, Vücudumuzu Tanıyalım ünitesi işlenirken taklidini yapması için Türker Kılıç'a düşen organ BEYİN olur. Türker Tahtakale'den bir kuzu beyni satın alır ve bu hareketsiz gri şey otlaktan döndükten sonra annesini tanıyabilen bir kuzuya aittir diye sorar. Ve merak böyle başlar.
Öğretmenler ilham versinler yeter diyor Türker Kılıç. 
TÜBİTAK Matematik Ekibindeki (1984) Matematik öğretmeni Nazmi Aydın, Bursa Anadolu Lisesi Kimya öğretmeni Kadir Çelik, felsefenin 'matematikleşmemiş bilim' olduğunu öğreten Felsefe öğretmeni Mustafa Öz ve Mehmet Hocanın anlattığı fizik temelleri ile Türker Kılıç 2020 Nobel Fizik Ödülü sahibi Roger Penrose ile karşılaşır. 
Üniversitede Onkolog Emin Kansu, cerrahi hocası Necmettin Pamir, ki Pamir Türker Kılıç'a dünyaya açılmak fikrini aşılar, Tunç Öktenoğlu, Harvard'dan Prof. Black ve Prof. Stiles, Prof. Rhoton, Prof. Dr. Selçuk Palaoğlu, Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Joseph Martin, Prof. Afksendiyos Kalangos, Türker Kılıç'ın hayatına dokunan, onu Prof. Dr. Türker Kılıç yapan isimlerdir. 
Türker Kılıç, "Çocukların tırtıldan kelebeğe dönüşmesindeki en önemli katkı öğretmenlerin emeğidir." diyerek sonlandırdı konuşmasını.
O konuşurken "Bir öğretmen tek başına ne kadar iyi olursa olsun sınıftaki her öğrenci bu iyi olma halinden aynı derecede yararlanmayacak çeşitliliktedir. Ama öğretmen hep aynı derecede iyi olmak zorundadır." sözleri geçti aklımdan. 
1970'li, 1980'li yılların Anadolu Liselerinden, (ki o yılların düz liseleri de çok başarılıydı), mezun olan öğrencilerin pek çoğunun bugün kayda değer konumlarda olduğunu düşündüm. 
Onlar, aldıkları eğitim ve sahip oldukları ruh ile yaptıkları işlere anlam katabilmiş, çalışmaktan imtina etmemiş, Atatürk'ün "Türk, Öğün, Çalış" sözünü ilke edinmiş çocuklardı. 
Prof. Dr. Türker Kılıç yurt dışında da eğitim alan, Türkiye sınırları dışındaki akademik dünyada da yeri olan, bilimdeki yolculuğunu hep ileriye taşıyarak hem dünyaya hem ülkesine hizmet eden ve adresi Türkiye olan bir doktordu. 
Şikayet etmiyor, yakınmıyor, hem kendini hem çevresini iyileştiriyor, bunu yaparken de yüzündeki gülümsemesini kaybetmiyordu.
Bu akşam yanında sevgili eşi Çiğdem, kız kardeşi Yasemin ve onu büyük bir gururla izleyen anne babası vardı. Çocukları büyümüş, kızı da kendisi gibi beyne merak sarmıştı. 
Kısacası; 19. ÇEK Eğitim Ödülü nokta atışı ile yine çok doğru bir isme gitmişti. 

Gösteriler Başlasın
Gecenin ikinci bölümünde 3 Mart Eğitim Kurumları Dans Ekibi modern dans gösterileri sundu. 
3 Mart Eğitim Kurumları Dans Ekibi
3 Mart Eğitim Kurumları Dans Ekibi
Ortaokul çağlarında ÇEK Güler-Osman Köseoğlu Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdunda kalan Keman Sanatçısı Ceylin Akyıldız mini bir resital verdi. 
Ceylin Akyıldız
3 Mart Eğitim Kurumları Çok Sesli Korosu Suat Şahin şefliğinde sahne aldı. 
3 Mart Eğitim Kurumları Çok Sesli Korosu
Tören sonunda sahnedeki çocuklar ve salondaki büyükler olarak hep birlikte "Mango, Kivi, Ananas-Banana" diyerek hem söyledik hem dans ettik.
Bu gece hem anlamlı, hem değerli, hem de neşeli bir geceydi. 
Okul güzel, öğretmenler güzel, anlayış güzel, öğrenciler güzeldi.
Peki ya ülkedeki her okul, her öğretmen, her öğrenci aynı güzellikte miydi?
Ödenek yetersizliğinden temizliğini yapamayan, kendini ısıtamayan okullar, akran zorbalığı, öğretmene şiddet, sağlıklı beslenemeyen çocuklar, çeteleşme, bir türlü istikrar sağlanamayan eğitim politikaları, gittikçe düşen PISA sonuçları, bilimin değil soyut kavramların öncelenmesi, mülteci akınları ve iç göç ile öğrenci ve veli demografisinin değişmesi gibi pek çok faktör eğitim seviyemizi gittikçe aşağıya çekerken, Çağdaş Eğitim Kooperatifi çevresine ışık saçmak için çabalıyordu. 
Çünkü; Türker Kılıç'ın dediği gibi 'kendini (ülkeyi) geliştirmenin en akıllıca yolunun yanındakinin (halkın) gelişimine katkıda bulunmak olduğunu' biliyordu.
16 Mayıs 2026 / C.E.Y. 
Nihan Alpay • Türker Kılıç  Canan Ekinci Yılmaz
ÇEK Gönüllüsü olarak yazdığım yazılar:
Baharın müjdecisi Kır Çiçekleri / 12 Şubat 2013
Geleceğe imza atan adam... / 14 Temmuz 2013 
Zafer Akıncı bu kez ÇEK'in konuğuydu / 20 Ağustos 2013
Anladığımızı severiz biz… / 25 Ağustos 2013
Anladığımızı severiz biz… / 25 Ağustos 2013
Çağdaş çocukların çağdaş yuvası / 29 Eylül 2013
Sabahattin Ali'nin yalnızlığı ilk değil / 13 Aralık 2013
ÇEK, Feyzioğlu, eğitim, ülke, gelecek ve dahası / 8 Şubat 2014
Çiçek gibi kızlara 5 yıldızlı yurt / 29 Ekim 2014
91. Yılında Öğretim Birliği Yasası ve ÇEK ödülleri / 5 Mart 2015
İmece’nin adı ÇEK olmuş / 28 Temmuz 2015
İlmek ilmek dokuyup, zincir zincir büyüteceğiz / 1 Aralık 2015
'ÇEK'e destek yurtseverlik görevidir / 15 Aralık 2015
Atatürk Bizim Bütünümüzdür / 4 Mart 2018
Orada Duruverdi Zaman / 6 Mart 2019
'Çağdaş Eğitim'e Gönül Verenler / 7 Mart 2020
ÇEK Çıldırmış Olmalı! / 11 Ekim 2020
ÇEK Durmuyor, Koşuyor! / 5 Mart 2022
Beynin Mi Var Derdin Var! (Sinan Canan & Serkan Karaismailoğlu) / 4 Ekim 2013
Gidip de Dönmemek, Dönüp de Bulmamak Var  (BUSİAD • Türker Kılıç) / 10 Aralık 2022