11 Temmuz 2026 Cumartesi

Rotaryenler Yeni Rota Oluşturuyor

En eskisi 63, en yenisi 5 yaşında olan Bursalı 13 Rotary Kulübü ve Bursa dışından gelen Balıkesir Rotary Kulübü'nün hazır bulunduğu ve "Uluslararası Rotary Bölge 2440 Federasyonu, 2026-2027 Hizmet Dönemi" projelerinin anlatılacağı basın toplantısı, Bursa Yıldırım Bayezid ve Bursa Rotary Kulüpleri ev sahipliğinde Podyum Davet'te yapıldı. 

Bölgenin yeni Federasyon Başkanı Aylin Olut Ötken ve 14 kulüp başkanının sunumları, 2026-2027 hizmet döneminin teması olan “Kalıcı Etki Yarat” teması çerçevesindeydi. Kalıcı etki tek bir kişinin, tek bir kulübün ya da tek bir projenin eseri değil; ortak akıl, iş birliği ve kararlılıkla çalışarak birbirini güçlendiren insanların eseriydi.
Aylin Olut Ötken
Basın toplantısının açılış konuşmasını yapan Aylin Olut Ötken konuşmasında; Uluslararası Rotary Bölge 2440 Federasyonu olarak faaliyetlerini, Federasyona bağlı 70 Rotary Kulübü, yüzlerce gönüllü ve Rotaryen ve Rotary'nin gençlik yapılanmaları olan Rotaract, Interact ve Rotary Toplum Birlikleriyle sürdürdüklerini, toplumdaki etkisi uzun yıllar sürecek projeler üretmeyi hedeflediklerini, yalnızca yardım yapan bir kuruluş değil, sürdürülebilir çözümler üreten küresel bir gönüllülük hareketi olmayı önemsediklerini söyledi.

Üç Ana Eksen
Bölge 2440 olarak 2026-2027 çalışmalarını üç ana eksen üzerine inşa edeceklerdi. 
* İlk önceliği çevrenin korunmasına, iklim krizine, temiz su kaynaklarına, su tasarrufu eğitimlerine, yağmur suyu hasadı uygulamalarına, plastik kullanımının azaltılmasına ve çevre farkındalığını artıracak projelere vermişlerdi.
* İkinci sırada ise eğitimde ve istihdamda yer almayan kadınlar ile genç kızların güçlendirilmesi vardı. Bu çalışmalarda meslekî eğitim, girişimcilik, mentorluk ve beceri geliştirme programları; üniversiteler, kadın kooperatifleri, yerel yönetimler ve kamu kurumlarıyla kurulacak iş birlikleri vardı.
* Üçüncü ve çok ama çok, hatta belki de en önemli başlık bağımlılıkla mücadele idi. Bu mücadelede aile eğitimleri, farkındalık seminerleri, spor ve sanat etkinlikleri, uzman kurumlarla yürütülecek ortak projeler uygulanacaktı.

Toplumsal sorunların çözümünde iş birliği çok önemliydi. Ötken; kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulundu. Gönüllülük çalışmalarının topluma ulaşmasında basının önemine ayrıca değinerek basın mensuplarına teşekkür etti.

"Kalıcı Etki Yarat"
14 kulüp başkanı alfabetik sırayla kürsüye gelerek projelerini kısaca anlattı. Bense onları alfabetik sıraya değil, kuruluş sırasına göre sıralayarak kısa kısa anlatacağım.
Bursa Rotary Kulübü
* Bursa Rotary Kulübü  Kuruluş Tarihi: 12 Haziran 1963
Başkan İlkem Güner eğitimle alakalı projeleri olan, öğrenci-sanayici işbirliği projesini anlattı. Projede; teknik liselerde eğitim gören ve öğretmenleri tarafından seçilen parlak öğrencilerin, ileride seçecekleri meslekle alakalı fabrikalara götürülerek, merak ettikleri konular bire bir muhatapları tarafından cevaplanıyordu.  
Uludağ Rotary Kulübü
* Uludağ Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 15 Aralık 1975
Başkan Nuran Çahantimur daha önceki yıllardan gelen projelerini devam ettireceklerini; bu sezon için de, Bursa ve çevre illerden gelen çocukların katıldığı ve kasım ayında düzenlenecek "cross" yarışması, kadın sağlığı adına (kendi kendine memede tümör tarama) farkındalık projesi ve organ bağışı projeleri olduğunu anlattı. Ayrıca imkânı olmayan çocuklara enstrüman ulaştırma, çalma eğitimi verme, eğitim sonunda bir orkestra ile konsere çıkma projeleri de vardı. Konserden elde edilecek gelir burs olarak yine öğrencilere dönecekti. Köy kadınlarının kooperatif oluşturarak gelir elde etme projesi yine devam edecek projelerdendi.
Uludağ Rotary Kulübü
Balıkesir Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 15 Mayıs 1984
Başkan Burcu Görücü bir mahalleyi değiştirmek mümkün mü diyerek başladıkları ve bu senenin de teması olan "çevre" teması ile bağlantılı "Rotary Yeşil Mahalle" projesini, proje dahlinde mahalle atıklarının ayrıştırıldığını; Altı Nokta Körler Derneği ile birlikte planladıkları ve daha önce denizle hiç buluşmamış, denizin kokusunu dahi bilmeyen görme engelli çocuklarla/yetişkinlerle "Denize Dokun" projesi kapsamında Gömeç Dalış Kursunda (21 Temmuz'da) denizle buluşturacaklarını; Antakya Medeniyetler Korosu ile bir yardım konseri düzenleyeceklerini anlattı.
Osmangazi Rotary Kulübü
Osmangazi Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 27 Haziran 1989
Başkan Şeyda Alagöz Aydın artık gelenekselleşmiş olan Klasik Otomobil Rallisinin 14'üncüsünü planladıklarını, bu projeden elde ettikleri geliri her yıl olduğu gibi bu yıl da Bursa LÖDER'e bağışlayacaklarını; "Hoş Geldin Bebek" projesi ile ailelere 'yeni doğan ihtiyaç listesi' desteğini ve "Oynamıyorsan Oynat" projesi ile ailelere oyuncak desteğini devam ettireceklerini; "Pati Etki Projesi" ile yaralı sokak hayvanlarına kalıcı etki yaratabilmek adına kısırlaştırma projeleri olduğunu anlattı.
Nilüfer Rotary Kulübü
Nilüfer Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 23 Şubat 1993
Başkan Berkay Sezer, 2011-2012 döneminde başlattıkları "Boyun Kadar Kitap Oku" projesi ile on altı yılda binlerce çocuğa dokunduklarını, projenin Nilüfer bölgesinde bulunan 90 devlet okulundaki ikinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar olan çocukları kapsadığını ve böylece kitap okuma ve Nilüfer Kütüphanesine üye olarak kütüphane alışkanlığı kazandırmayı amaçladıklarını anlattı. Şimdiye dek 83 bin 653 kitap okunmuş, 63 milyon kitap sayfasına ulaşılmış, 7552'si geçen sene olmak üzere yeni kütüphane üyesi kazandırılmış, her yıl 120 çocuk ödüllendirilmişti.  
Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü
Yıldırım Bayezid Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 29 Ocak 1993
Başkan Levent Ahmet Uğurel, ÇYDD ve ÇEK ile birlikte üniversite öğrencileri ve bursiyerleri, çoğu Rotaryen olan kişilerle buluşturarak meslekî tecrübelerini aktardıkları seminerler ile "Hayatıma Sahip Çıkıyorum" projesi ile lise ve üniversite düzeyindeki kız öğrenciler ile yine ÇYDD ve ÇEK ile birlikte düzenleyecekleri ve kadınca sohbetler edilen seminerler planladıklarını; yakın zamanda da bir engelli kapalı oyun alanının açılışını yapacaklarını söyledi.

Demirtaş Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 9 Ekim 1995
Başkan Eser Kumtaş Rotary Toplum Birliği olan Nilüfer Hatun İlkokulunda gerçekleştirmeyi düşündükleri "Çocuk Felcine Son" projesini; "Gençlerle Anıtkabir" projesi kapsamında daha önce Anıtkabir'e gitmemiş çocukları Anıtkabir'e ve eski Meclis ile yeni Meclis'e götürmeyi planladıklarını; yine Rotary Toplum Birliği olan ONKODAY ile birlikte kanser hastası öğrencilere kırtasiye, kıyafet ve ayakkabı desteği sağlayacaklarını; ayrıca artık gelenekselleşmiş olan Yıldızlar Ferdi Ligi Masa Tenisi Turnuvasını tanıttı. 
Tophane Rotary Kulübü
Tophane Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 11 Temmuz 1996
Başkan Ender Karaelli 18'incisi düzenlenecek olan Bisiklet Turu'nun dışında çevre esaslı "Enerjisiz Atık Su Arıtma Tesisi" projesi, dönüşüm esaslı ve dönüşümün değiştirmekten değerli olduğu vurgusu yapmak üzere biri bahar, biri güz olmak üzere iki "Takas Şenliği", deprem sonrası yıkılan bölgeye 72 saat iş makinesinin girmediğinden hareketle, insanların o çaresiz saatlerde ulaşabileceği donanımlı Acil Durum Konteynırı projesini anlattı.
Tophane Rotary Kulübü
 Yeşil Rotary Kulübü
Yeşil Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 1 Temmuz 1996
Başkan Aylin Yormazoğlu altı yıldır düzenledikleri ve 10-12, 12-14 yaş gençleri kapsayan ve çocukları spora teşvik eden "Tenis Turnuvası"nı, bu turnuvadan elde edilen gelirler ile (daha önce olduğu gibi bu yıl da) kız çocuklarına eğitim bursu vermeyi hedeflediklerini, sporcu gençlere çevre duyarlılıklarını arttırmak adına kendi çöplerini ayrıştırma ve plastik kullanmayı bırakma alışkanlığı kazandırma çalışmaları yapacaklarını anlattı.   
Gökdere Rotary Kulübü
Gökdere Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 11 Nisan 2001
Başkan Kenan Şinasi adına konuşan Dönem Sekreteri Melike Kasap, Rotary Vakfı Küresel Bağış Projesi olan "Küçük Ellerde Umut Projesi"nde, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesine önemli bir kaynakla ileri teknoloji tıbbî cihaz kazandıracaklarını; Gökdere Türk Sanat Müziği Korosu olarak bu yıl da yardım konseri vereceklerini; Yenişehir Kadın Açık Ceza ve İnfaz Kurumunda kalan kadınlarla "Umut ve Yeniden Başlangıç" temasını yansıtan iç duvar boyama etkinliği yaptıklarını ve kadın hükümlülere destek olmaya devam edeceklerini anlattı. 
Gökdere Rotary Kulübü
Çekirge Rotary Kulübü
Çekirge Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 28 Şubat 2003
Başkan Ersin Doğan, plastik kirliliğine dur demek ve bez çanta kullanımını arttırmak için bez çantaları anahtarlık şekline dönüştürmeyi planladıklarını; 18 yaşını doldurarak Sevgi Evlerinden ayrılan çocukları meslek edindirmek üzere kodlama eğitimi vermeyi hedeflediklerini söyledi.
Çekirge Rotary Kulübü
Bademli Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 27 Mayıs 2010
Başkan Zeliha Nurdan Dağlıoğlu, "Yağmur Hasadı" ve "GES Projesi" ile bir okulun su ihtiyacını karşılayarak elektriğini kendi bünyesinde üretmesini sağlayacaklarını, bu okul ile Toplum Birliği kuracaklarını; Bursa'nın  fethinin 700'üncü yılı kapsamında Bursa'ya 200 binden fazla ağaç dikilmesine ve koza ve ipekböcekçiliğinin tekrar canlanması için 50 köyde yapılacak olan eğitim ve uygulamalara paydaş olduklarını; AKUT Bursa ile Toplum Birliği oluşturacaklarını; Saniye Rıza Kız Çocuklarını Koruma Derneği ile Toplum Birliği oluşturacaklarını anlattı.  
Kuzey Yıldızı Rotary Kulübü
Kuzey Yıldızı Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 28 Haziran 2018
Başkan Turgay Zenginkinet, "Çocuk Yazarlar Kulübü" projesi ile çocukların yazarlığa teşvik edilmesi ve yazarlarla buluşmasını, "USİM Sanal Gerçeklik" projesi kapsamında Tıp Simülasyon Laboratuvarı kurarak, binlerce sağlık çalışanına hizmet edecek sürdürülebilir ve kalıcı etki yaratacak bir çalışmaya imza atmayı hedeflediklerini söyledi.
Kuzey Yıldızı Rotary Kulübü
Özlüce Rotary Kulübü • Kuruluş Tarihi: 12 Nisan 2021 
Başkan Canay Öktem adına konuşan Geçmiş Dönem Başkanı Erkin Biyan, "Çevre Okur Yazarlığı Projesi" ile atık azaltımı, doğru geri dönüşüm, su ve enerji tasarrufu gibi konuların evde öğrenilmeye başlanacağından, önceliğin aile eğitimi olduğunu, bu bakımdan mahalle muhtarları ile iş birliği yapacaklarını, atıklardan ürünler üreterek bunları kermeslerde satacaklarını ve elde edilen geliri Rotary Vakfı'na bağışlayacaklarını anlattı.
Özlüce Rotary Kulübü
Programda, Polio Komite Başkanı GDB Emre İpor tarafından hazırlanan ve Rotary'nin çocuk felcini tamamen ortadan kaldırmaya yönelik küresel mücadelesini anlatan bir video izlendi.
Soru-Cevap ile devam eden basın toplantısı toplu fotoğraf çekimi ile nihayetlendi.
Basın toplantısına katılan gazetecilere basımı Bursa Rotary Kulüp tarafından, 2002-2003 Dönem Başkanı Zafer Kendik döneminde yapılan "nikaiaiznik" kitabının İngilizce basımı armağan edildi. Kitabın Türkçesi yok mu diye sorduğumda, tükendiği söylendi. Ama tükenmemeliydi. Ya da kitap sayfaları bir sütunu İngilizce bir sütunu Türkçe olarak düzenlenmeliydi.
Hiç yoktan iyidir deyip teşekkür ettim tabii ki. Belki bir gün bir yerlerden Türkçesi de çıkar gelir. Kim bilir...

Yeni Rota Oluşturuluyor
Rotary Kulüpler insana odaklanarak onu geliştirip değiştirmeyi hedeflemiş; bu hedefe giden yolda eğitimle, sanatla, sporla, bilinçle ve bilimle el ele vererek çemberler oluşturmuş.
Ahmet Güneştekin • Galataport
Zaten Rotary'nin sözlük anlamına bakacak olursak, "dairesel, dönen, çember oluşturan" olduğunu görürüz. 
Rotate döndürme, Rotasyon yer değiştirme, Rota istikamettir.
"Yeni Rota Oluşturuluyor" ise Navigasyon dilinde ya "Gideceğiniz istikamete doğru daha açık bir yol bulunmuştur" ya da "Yanlış yöne girdiniz, yeni bir rotaya ihtiyacınız var" demektir.
Hedefe yeni rota üzerinden gitmek akıllıcadır.
Kartacalı Hannibal'ın "Ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız" dediği gibidir hayat. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar almak beklenemez. Çünkü hayat beklemez.
Yeni yollar bulmak, yeni yollar açmak lazımdır. 

Bir Kentte Değişim Nasıl Başlar?
Kentte değişimin başlaması için önce insanın değişmesi gerekiyor, değişim için de kalıcı çalışmalar yapmak gerekiyor. 
Dünyanın değişimi, toplumsal sıkıntılar, yönetim politikaları ve farklı öncelikler STK'ların daha fazla proje üretmesi ile dengelenmeye çalışılıyor.
Dengeyi sağlamak her geçen gün zorlaşıyor.
Çünkü karşımızda ülkenin göçlerle değişen demografisi, rayından çıkan ekonomi ve hukuk, fırsat eşitsizliği, cezasızlık, suç makinesi haline gelmiş çocuklar, akran zorbalığı, madde kullanımı, yetersiz besin, yetersiz eğitim, yetersiz gelir, umutsuzluk, hoyratlık, duyarsızlık, ilgisiz ve bilgisiz aileler ve her geçen gün cümbür cemaat dibe çekilen bir toplum var.

Bu ahval ve şerait içinde ümitsizliğe kapılmak yerine 'bir denizyıldızı bir denizyıldızıdır' deyip kendi denizyıldızını bulmaya çalışmak ve kalıcı etki yaratmak takdire şayan bir davranış.
Bizim yapacağımız ise bu mücadeleye destek vermek. 
Dolaylı olarak bir denizyıldızını daha suya kavuşturmak...
11 Temmuz 2026 / C.E.Y.

Uluslararası Rotary Hakkında;
1905 yılında kurulan Uluslararası Rotary, bugün 200'ü aşkın ülke ve coğrafi bölgede yaklaşık 1,4 milyon üyesi bulunan dünyanın en büyük gönüllü hizmet kuruluşlarından biridir. Eğitim, barış, hastalıkların önlenmesi, temiz su ve hijyen, anne ve çocuk sağlığı, çevrenin korunması, ekonomik kalkınma ve toplum hizmeti alanlarında yürüttüğü sürdürülebilir projelerle milyonlarca insanın yaşamına dokunmaktadır. 
Uluslararası Rotary Bölge 2440 Federasyonu; Ege Bölgesi ve çevresinde faaliyet gösteren 73 Rotary Kulübü, yüzlerce Rotaryen ile Rotaract, Interact ve Rotary Toplum Birliklerini bünyesinde buluşturmaktadır. Bölge Federasyonu; eğitim, çevre, sağlık, gençlik, kültür ve sosyal kalkınma alanlarında kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde toplum yararına sürdürülebilir projeler geliştirmektedir.

8 Temmuz 2026 Çarşamba

Yanlış Anlayış Senfonisi!

Ülke insanının türban ve başörtüsü ile sorunu yokken bu konu yine kaşınmaya başladı.
Birine insanî boyutta ve toplum kurallarına aykırı bir konuda uyarı yapsan ve uyardığın kişinin başı örtülüyse konu hemen başörtüsüne geliyor.
Hoppalaaa diyorsun, ne alaka!
İlle de yanlış anlamak zorunda mısın?

Terbiyesizliğin ve uyumsuzluğun örtülüsü örtüsüzü yok. Açığı da yapıyor kapalısı da. 
Ben başörtülü bir kadın görünce onun açık bir insandan daha muhafazakâr, daha efendi, daha düşünceli olmasını bekliyorum. Çünkü o örtünerek buna işaret ediyor. Bana, "Ben senden daha iyiyim" diyor. Ne güzel diyorum ve saygı duyuyorum.
Bek ben doğru anlıyorum...

Bu anlayışı idrak etmemiş bir insan ise en ufak bir eleştiriyi hemen örtülü olmasına bağlıyor.
Ne alaka diyorsun ama konunun buraya özellikle taşındığını anlıyorsun. 
Sonra da konu saptırılmasın ve başın derde girmesin diye susuyorsun. 
Yanlış anlaşılacağım diye korkuyorsun...

Peki siz de şunu düşünmüyor musunuz?
Tırnağına kadar kapalı bir hırsıza göz mü yumacağız mesela? Sadece kapalı diye onu tutuklamayacak mıyız? (Ki pek çoğu kontrolden kaçmak için başını örtüyor. Bazıları da erkek çıkıyor.)
Karşılıklı kıyafet eleştirilerinde neden hep açık tarafı suçlayacağız? 
Ki açık kızlara sözle ya da fiziken saldıran şahıslar epeyce arttı.
Bazen benim içimden de 'evladım bu nasıl kıyafet' sözleri geçiyor. Sonra da (zamanında bize de 'zemane' dendiğini hatırlayıp) 'genç onlar, anaları babaları var, bana düşmez' deyip susuyorum. 
Çöplerini etrafa saçıyorlarsa, tavırlarıyla çevreyi rahatsız ediyorlarsa sözümü sakınmıyor, sakince, yargılamadan ve suçlamadan, net sözlerle uyarımı yapıyorum. 
Bıdı bıdı söyleNmiyor, efendice söylüyorum...
Gençler genellikle (en azından o anda) biraz toparlanıyor, kocamanlar ise işi yaygaraya vuruyor...
Anlamıyorlar işte!

Geçen gün bir programda Kuzey ve Güney Müslümanlığından bahsedildiğini duydum. 
Sanırım konunun özü İslam'ı yaşama anlayışında yatıyor. 
Altını çizelim:
"Örtüde değil anlayışta" yatıyor...

Çağın sorunu da bu zaten: 
"Kendini geliştirmek" yerine "Kendi anlayışını dayatmak!"
Yoksa kimin örtüsünden kime ne... 
****
Kaşıya kaşıya hâl oluyorlar ama bir kez daha söyleyelim; toplumun kriteri örtü değil, anlayış... 
Bir salın bizi artık!
Bizi bize boğazlatmaya çalışmayın.
Hiç heveslenmeyin; farklı anlayıştayız diye birbirimizi boğazlayacak değiliz. Azıcık itişir, azıcık kakışır, azıcık didişir, öteye geçmeyiz.
Siz kendi öfke ve nefretinizi kendinize saklayın!
Bizi birbirimize yanlış anlatmaya çalışmayın!

Bu arada laf duymak istemiyorsan topluluk kurallarına uymayı öğren sen de canım kardeşim. 
Ha duymak istiyorsan, o başka! 
Memleketi bitirene kadar testere gibi devam et.
Ama unutma;
Kendinin de yaşadığı dalda testeriyorsun..
Çok da ş'aapma!
7 Temmuz 2026 / C.E.Y. 

(Kapak karikatürü Yiğit Özgür'e ait olabilir.)

Veled-i Zemane / 27 Nisan 2011

30 Haziran 2026 Salı

DMD'den Dört Dörtlük Bir Konser

Dünya Müziği Derneği DMD'nin Yıl Sonu Konseri dört koronun katılımı ile Bursa Nilüfer Uğur Mumcu Sahnesinde gerçekleşti. 
Konserde Gülnihal Gül şefliğindeki DMD Çoksesli Karma Koro, Levent Sezgin şefliğindeki DMD Oda Korosu, Aytur Uras şefliğindeki DMD Dr. Parkan Sanlıkol Çocuk Korosu ve Ayvalık'tan gelerek konsere katılan Selda Yankın şefliğindeki Kdonia Polifonik Koro sahne aldı. 
Sunumlarını Aygül Çetik'in yaptığı konser; Dünya Müziği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Eren Yaşar'ın koro şeflerine çiçek ve plaket, Fethiye Sanlıkol'un ve Selda Yankın'ın hediye takdimleri ile sona erdi. 
Konser kısaca böyleydi ama konserin anlatılacak pek çok özel yanı vardı.
DMD Oda Korosu
DMD Oda Korosu, DMD korolarında yetişmiş ve ON yıl sonra bir araya gelmiş koristlerden oluşuyordu. Koro şimdi, şefleri Levent Sezgin'in yaşlanmadığı ama gençlerin büyüyüp çocuk çocuğa karıştığı bir koroydu. On iki yıldır DMD korolarını izleyen ve zaman zaman da yazan biri olarak, korodaki çoğu isim bana aşinaydı. 
DMD Oda Korosu ve Levent Sezgin
Onlar DMD Gençlik Korosunda ilk gençliklerini yaşamış, bugün karşımıza ODA Korosunun tecrübeli koristleri olarak çıkmış, DMD ruhuna sahip, DMD Kurucu Başkanı merhum Dr. Parkan Sanlıkol'a, Fethiye Sanlıkol'a, Sezan Özek Kaya ve Leyla Çizakça başta olmak üzere diğer kurucu isimlere vefa örneği olarak sahnedeydiler. Sahnede üç eser seslendirdiler. Kendilerine piyanoda Çağlar Burgazlıoğlu eşlik etti.
Levent Sezgin yeniden bir araya gelişlerini seyirciye anlatırken, ben Aygül Çetik'in kendilerini takdim ederken bahsettiği ödüllere daldım.
Tamamı müzik eğitimi almış, sanat disiplinine gönül vermiş bireylerden oluşan ve çok sesli bir topluluk olan Dünya Müziği Derneği Oda Korosu, DMD Gençlik Korosu’nun yeniden yapılanması ile kurulmuştu. Geçmişi başarılarla dolu olan koronun üyeleri, DMD Gençlik Korosu üyesi olarak Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası ve Eskişehir Senfoni Orkestrası’yla ortak projelerde yer almış; 17. Türkiye Korolar Festivali’nde “Sololu Eser Yorumlamalı Başarı” ve “Hayri Akay Jüri Özel Ödülü”nü; 18. Türkiye Korolar Festivali’nde, “Entonasyon, Homojenlik ve Tını” ve “Jüri Özel Ödülü”nü; 19. Türkiye Korolar Festivali’nde, “Entonasyon, Homojenlik ve Tını” ile “Gülşen Şimşek Özel Ödülü”nü; Sansev İstanbul Korolar Festivali’nde “Müzikalite” ve “Yalçın Tura Özel Ödülü”nü; 20. ve 21. Türkiye Korolar Festivali’nde, “Entonasyon, Homojenlik ve Tını Ödülü”nü; Ohrid Korolar Festivalinde birincilik diploması, en iyi eser yorumlama "Java Jive" ve "Tomislav Zogravski" Jüri Özel Ödülü'nü almıştı.
Yeni oluşum için kendilerini bir kez daha alkışlıyor ve devam diyorum. Biliyorum ki onlar devam ettikçe başarıları da devam edecek.

DMD Dr. Parkan Sanlıkol Çocuk Korosu 
Bir örnek kıyafetleri ile sahneye dizilen çocuklar, tam da olmaları gerektiği gibi kıpır kıpırdılar. Karşılarında da tam kadro aileleri vardı. Torunlarını izlemeye gelen büyükler, ellerinde telefonları ile çekim yapan ebeveynler çocuklardan daha heyecanlıydı. Aytur Uras şefliğindeki koraya piyanoda İpek Tuğçe Gür ve Selçuk Bilgin eşlik etti. Dört eser seslendiren koro son şarkıda Dubadapta diyerek bol bol dans etti. 
DMD Dr. Parkan Sanlıkol Çocuk Korosu ve Aytur Uras
Parkan Bey görseydi, istediğim işte tam da buydu derdi. 
Bu sahne karşısında DMD kurucuları onun "çocuk ve müzik" fikrini devam ettirmeleri ile gurur duyabilirlerdi.

DMD Çocuk Korosu
Çocuk korosu çalışmalarına 2010 yılında Suat Şahin başlamış, Bursa ve farklı şehirlerde konserler vermişti.
2011 yılında 16. Türkiye Polifonik Korolar Şenliğine katılarak “Sololu Yapıt Yorumlamada Başarı” ve “Sevda Cenap AND Müzik Vakfı Özendirme Ödülü”nü almıştı. 2012-2015 yılları arasında Afyon Kocatepe Üniversitesi Ulusal 23 Nisan Çocuk Koroları Şenlikleri’nde ve Ankara’da düzenlenen 17. Türkiye Polifonik Korolar Şenliğinde ''Yapıtı Yorumlamada Koro-Şef Uyumu'', 18. Türkiye Polifonik Korolar Şenliğinde “Çocuk Şarkısı Yorumlamada Başarı”, 19. Türkiye Polifonik Korolar Şenliğinde “Ritmik Beraberlik-Ritmik Uyum” ve 20. Türkiye Polifonik Korolar Şenliğinde “Yapıtı Yorumlamada Koro-Şef Uyumu” başarı ödülleri vardı. 2016-2017 sezonunda DMD yönetim kurulunun almış olduğu kararla koronun adına Dünya Müziği Derneği ve Bursa Kent Konseyi Müzik Eğitim Çalışma Grubu kurucusu Dr. Parkan Sanlıkol’un ismi eklendi. Koro kurulduğu günden itibaren farklı yıllarda Suat Şahin, Derya Bostan, Minanur Balcan, Sude Temizkan ve Esra Nur Özer tarafından çalıştırıldı.

DMD ve Çoksesli Karma Koro 
Yaş aralığı olmayan koristler korosu olan DMD Çoksesli Karma Koro, konserde beş eser seslendirdi. Piyanoda kendilerine Ege Özkan eşlik ederken, şef Doç.Dr. Gülnihal Gül yine profesyonelliğini gösterdi. 
Eserlere eşlik eden diğer enstrümanlar, ritim Murat Caf, Flüt Fahriye Mehmetoğlu, Bas Gitar İlker Ermiş; sesler, soprano Gizem Şencan ile bariton Renas Argül oldu.
DMD Karma Koro ve Gülnihal Gül
DMD tarihçesini bir kez daha hatırlatmak isterim:
Dünya Müziği Derneği Temelleri 1994 senesinde Prof. Murat Çizakça tarafından "Çizakça Çoksesli Oda Korosu" olarak atılır ve koro çalışmalarına İstanbul Avrupa korosu şefi Yeşuo Aroyo şefliğinde başlar. 1996 yılında Leyla Çizakça, Fethiye Sanlıkol, Parkan Sanlıkol ve Sezan Özek Kaya ile başlayan çoksesli yolculuğun şefi Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi bölümü öğretim elemanı Azerî besteci Hasan Adıgüzelzâde'dir. 2002 yılında Çizakça okullarının kapanmasının ardından Nilüfer-Çizakça Çoksesli Korosu olarak sürer. 2004-2005 yılında koroyu Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü öğretim elemanı Gülnihal Gül çalıştırır. 2006 yılında koronun sponsorluğunu koristler üstlenir ve koro çalışmalarına "Dünya Müzik Dostları" grubu adı altında devam eder. Bu kez koro Bursa Anadolu Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni Levent Sezgin tarafından çalıştırılır. 
Eylül 2009 tarihinde Dr. Parkan Sanlıkol önderliğinde Dünya Müziği Derneği-DMD kurulur.
Koronun şefliğini 2011 yılında Suat Şahin, 2013-2015 döneminde Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sezen Özeke ve 2015 sezonu itibarıyla Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi bölümü öğretim üyesi Dr. Gülnihal Gül üstlendir.
DMD 2010 yılından bu yana Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Kent Konseyi proje ortaklığı ile Ulusal Piyano Günleri'ne imza atar. Bursa Bölge Senfoni Orkestrası, Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi, Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarı ve BUÜ Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü gibi Bursa'da eğitim veren kurumlarla ortak projeler üreterek, çoksesli müziği tabana yayarak sevdirmek, müzik öğrencilerine burs vermek adına şenlikler ve yarışmalar düzenler.
Ben de birkaç kez bu proje içinde birkaç oturumda gönüllü sunuculuk yaptım. Bu da bana hem iki yazı hem de güzel anılar olarak kaldı.

Kdonia Polifonik Koro
DMD Yıl Sonu Konseri'nin konuk korosu Ayvalık'tan gelmişti. Birkaç hafta önce de, 7 Haziran 2026 tarihinde, DMD Karma Koro Ayvalık Belediyesi'nin düzenlediği çoksesli korolar konserine davetliydi. Ayvalık'tan gelen Kdonia Polifonik Koro o konserdeki korolardan biriydi. 
DMD Yıl Sonu konserine konuk olmaları bir çeşit iade-i ziyaret olmuştu. Selda Yankın şefliğindeki koro konserde biri Livaneli Üçlemesi (Memik Oğlan, Yardan Ayrılan, Güneş Topla Benim İçin), diğer ikisi Hacıbey Ağıtı ve Niksar'ın Fidanları olmak üzere toplam beş eser seslendirdi.
Kdonia Polifonik Koro ve Selda Yankın
Eserlere bağlamada Umut Kızıldaş eşlik etti. Livaneli Üçlemesinde Mine Bayraktar solo yaptı.
Çalışmalarına 2018 yılında Selda Yankın şefliğinde başlayan Kdonia Polifonik Koro, farklı meslek gruplarından yetişkin koristlerden oluşuyor. Koro; kurulduğu günden bu yana Ayvalık'taki kültür ve sanat etkinliklerinde konserler veriyor, Türkiye genelinde yerel ve uluslararası koro festivallerine katılıyor. Koronun festivallerde koro-şef uyumu, repertuvar zenginliği, sahne hakimiyeti ve solo eser seslendirme başarı ödülleri var. Genellikle farklı bölgelerin yerel halk ezgilerini seslendirmeyi tercih eden koroya, bazen de kendilerine uygun eserler düzenleniyor.
Kdonia Polifonik Koro ve DMD Karma Koro
Konser, DMD Karma Koro ve Kdonia Polifonik Koro'nun birlikte seslendirdiği Ceviz Oynamaya Geldim ve İzmir Marşı ile sona erdi.
Dört koronun katıldığı dört dörtlük bir konser izlemiştik.
Sonra;
Sonra, bol bol çiçek takdimi ve bol bol fotoğraf çektirme.
Gülen yüzler, bir nebze de olsa nefes almış ve içleri müzikle yıkanmış insanlar, hava kararmadan evlere dağılış...

'DMD konserlerini özlemişim' demiştim konser başlarken. Aynı sözü konser sonunda da, bu kez sahiplerine söyledim. 
Düşüncem aynıydı ama duygularım daha şiddetliydi.
Hani uzun zamandır tatmadığın bir lezzeti tattığında onu ne kadar özlemiş olduğunu anlarsın ya, işte öyle...
30 Haziran 2026 / C.E.Y.

DMD, Parkan-Fethiye-Mehmet Ali Sanlıkol, Müzik

Ulusal Piyano Günleri

25 Haziran 2026 Perşembe

Bursa'nın Hayalet Yapılarını Görünür Kılan Çalışma

ODTÜ Tarih Bölümü öğrencisi Agâh Enes Yasa'nın uzun zamandır üzerinde çalıştığı Bursa Hayalet Yapılar Haritası ProjesiODTÜ bünyesinde yürütülen Anatolia: 19th Century Dijital Beşerî Bilimler Projesi çatısı altında ve StoryMaps altyapısı kullanılarak yayımlandı. Bu çalışma ile Bursa'nın tarihî sokakları dijital ortamda yeniden hayat buldu

Agâh Enes Yasa projenin hikâyesini kendi sayfasında şöyle anlatıyor:
"Bursa, Osmanlı'nın ilk başkenti ve Türkiye'nin en önemli tarihî kentlerinden biri olmasına rağmen, özellikle 20. yüzyıl boyunca yoğun bir mekânsal dönüşüm yaşamıştır. 1930'lardan itibaren hızlanan imar faaliyetleri, plansız kentleşme, koruma politikalarındaki yetersizlikler ve kurumsal eksiklikler sonucunda yüzlerce sivil, kamusal, endüstriyel ve ticari yapı ortadan kalkmıştır. Tekke ve zaviyelerden gayrimüslim toplumuna ait yapılara, köşklerden hanlara, fabrikalardan mahalle dokularına kadar uzanan bu kayıplar, Bursa'nın tarihsel belleğinde önemli boşluklar oluşturmuştur.
Kentin korunmasına yönelik çeşitli öneriler özellikle 1950'li yıllardan itibaren gündeme gelmiş olsa da bunların önemli bir bölümü uygulamaya geçirilememiş, Bursa tarihî merkezi ve çevresi uzun yıllar sağlıklı bir koruma yaklaşımından yoksun kalmıştır. Bugün kentin fiziksel görünümünü belirleyen pek çok dönüşüm, bu dönemin planlama anlayışının ve kurumsal koşullarının bir sonucudur.
Bursa Hayalet Yapılar Haritası, bu kaybolan mirası belgelerle yeniden görünür kılmak amacıyla 2022 yılında Bursa Bellek Haritası adıyla başlatılmıştır. Proje kapsamında arşiv belgeleri, haritalar, hava fotoğrafları, kartpostallar, süreli yayınlar ve özel koleksiyonlardan yararlanılarak Bursa'nın 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın ikinci yarısı arasındaki mekânsal dönüşümü dijital ortamda yeniden oluşturulmaktadır. Çalışma yalnızca yıkılan yapıları göstermeyi değil, bu yapıların kent yaşamındaki işlevlerini, dönüşüm süreçlerini ve ortadan kalkış nedenlerini de ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Projenin gelişim sürecinde çeşitli kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği imkânları değerlendirilmiştir. 2025 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi ile proje kapsamında bir iş birliği süreci başlatılmış; ancak idari ve bürokratik nedenlerle bu ortaklık sürdürülebilir olmamış ve taraflar arasındaki süreç 2026 yılı Haziran ayında sona ermiştir.
Bugün Bursa Hayalet Yapılar Haritası, bilimsel bağımsızlığını koruyarak yoluna devam etmektedir. Projenin, ODTÜ bünyesinde yürütülen Anatolia: 19th Century dijital beşerî bilimler projesi çatısı altında, StoryMaps altyapısı kullanılarak yayımlanmasına karar verilmiştir. Teknik altyapı ve geliştirme süreci Ömer Mert Coşkun'un katkılarıyla yürütülmektedir.
Bursa Hayalet Yapılar Haritası, geçmişe duyulan nostaljiyi değil; belgeye dayalı kent tarihini esas alan bir dijital araştırma platformudur. Amacı, Bursa'nın kaybolan mimarî ve kültürel mirasını herkes için erişilebilir hâle getirmek, araştırmacılar ile kent sakinleri arasında ortak bir tarih bilinci oluşturmak ve gelecekteki koruma çalışmalarına güvenilir bir dijital başvuru kaynağı sunmaktır."

Haritadaki ikonların renklerinin farklı anlamları var.
Dini Yapılar (Cami, Kilise, Havra, Tekke, Cemaat Okulu...) Kahverengi
Ticari Yapılar (Fabrika, Han, Otel, Dükkan, Atölye...) Açık Kahverengi
Beyaz Yapılar: Kamusal Yapılar (Askeri Yapı, Hastane, Devlet Okulu, Kamusal Alan, Park, Bahçe...) Sarı 
Andezit: Sivil Yapılar

Projede ana kaynak olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi Koleksiyonundan, 1896 ile 1905 yılları arasında hazırlandığı düşünülen "Plan Général de Brousse" başlıklı Fransızca harita kullanılmış.

Proje Paydaşları
Agâh Enes Yasa anlatımıyla Proje Paydaşları:
"Proje çok farklı temalara ve dönemlere temas ettiğinden, çeşitli uzmanlık alanlarından araştırmacılar ve koleksiyonerler bilgi ve birikimlerini bizimle paylaştılar. Özellikle günümüze ulaşmayan ya da Tanzimat döneminde yeniden inşa edilen yapılar konusunda Hüseyin Gürsel Bilmiş'in katkıları büyük önem taşıdı. Bursa'daki tekkeler, dervişler ve tasavvuf hayatı üzerine M. Hakan Kekeç; Cumhuriyet dönemi kent hafızası ve kültürel mirası konusunda Serdar Kuşku; yıllar içinde bir araya getirdiği zengin fotoğraf koleksiyonuyla Uğur Cavaç projeye değerli katkılar sundu. Bunların yanı sıra arşivlerini, bilgi birikimlerini ve hatıralarını bizimle paylaşan daha pek çok isim, Bursa'nın kaybolan mekânlarını ve unutulmaya yüz tutmuş hikâyelerini yeniden görünür kılmamıza yardımcı oldu. Bu çalışma, yalnızca bireysel bir araştırmanın değil, kentin hafızasına sahip çıkan çok sayıda insanın ortak emeğinin ürünüdür."


25 Haziran 2026 / C.E.Y.

Onlar, Geleceği Tasarlayan Mühendis Kadınlar

23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü dolayısıyla "Tüm Mühendis Kadınlar Derneği • TÜMKAD" tarafından düzenlenen 'Dünya Kadın Mühendisler Günü Konferansı'nın teması ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ idi. 
Bu yıl beşincisi düzenlenen konferans, uluslararası çaptaki konuklara ev sahipliği yaptı. Bunların başında fütürizm dendiği zaman hepimizin aklına gelen İş Fütüristi, Stratejist, Yazar Ufuk Tarhan ile Vodafone Kurumsal İş Biriminden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem KestioğluYapay Zeka Politikaları Derneği Başkanı Zafer KüçükşabanoğluWomen on Board Association Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Strateji Komitesi Başkanı Hande Ocak BaşevYeni Nesil Girişimcilik İş Kolu Başkanı Barış Karakullukçu, KAGİDER Genel Başkanı Emine Perviz Erdem ve Hatay KAGİD Dönem Başkanı Çiğdem Kıral'dı.
Podyum Davet'te yapılan konferansa katılım epey yüksekti.
Kadın Kenti Nilüfer'in Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, Gürsu Belediye Başkan Yardımcısı Adem Yıldırım, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, BUİKAD Başkanı Zuhal Aslı Saka, MARSİFED Başkanı Osman Akın, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, GİFED Başkanı Oya Eroğlu, BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, ARSİYAD Başkanı Erdinç Acar, BİSİAD Başkanı İdris Doğrul, YAPİDER Başkanı Sevcan İlici, YASAV Başkanı Emire Cantürk Eren ve genç mühendis kadınlar...
Fuaye alanında aperatif kahvaltı hazırlanmıştı. Şahsım tarafından kahvaltı görmezden gelindi ama sponsor firmaların stantlarına şöyle bir göz atıldı. TÜMKAD üyesi Sevil Arslan’ın "Sevil’in Fırçası" sergisi ilgiyle izlendi, konferansın ana sponsoru olan İstanbul Gelişim Üniversitesinin geliştirdiği 90 derece açıyla havalanan ‘insansız hava aracı’ dikkatle incelendi, Ufuk Tarhan’ın kitaplarını imzalayacağı masada kitaplarının sayfaları karıştırıldı, Vodafone'nun 5 G'si için 'Acaba 4,5'tan mı 5?' dendi.
Konferansın başlama saati geldiğinde herkes yerine oturdu, konferansın moderatörlüğünü üstlenen TÜMKAD Kurum Kültürü Koordinatörü Nihal Göker protokol konuşması için TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Çetin Öztürk'ü sahneye davet etti.
Ülfet Çetin Öztürk
Katılımcıları "Hoş geldiniz" diyerek selamlayan Öztürk, BUMKAD'dan TÜMKAD'a mühendis kadınların ulusal yolculuğunu, kadın mühendis olmayı, mühendis kadınların masadaki yerini, mühendis bir beynin işleyişini, tarihte bilinen mühendisleri ya da mühendis olmayan ama mühendislik yapan kadınları, 5G teknolojisini ve yapay zekâ çağına uyumlanmayı anlatan bir konuşma yaptı. 
Öztürk konuşmasının başında yüz yıl ileriye gitti ve yüz yıl sonra tarih kitaplarında bu dönemin insanlığın yapay zekâyı geliştirdiği dönem olarak değil, yapay zekâyla birlikte kendini yeniden tanımladığı dönem olarak anlatılacağını söyledi.
Tema olarak neden ‘Mühendislik Zekâsının Yükselişi’ni seçtiklerini, zekâ ve mühendislik zekâsı arasındaki mesafeyi, bağlantıları ve farkları anlattı.
"Çünkü zekâ anlar, mühendislik zekâsı çözer. Zekâ ne oluyor diye sorar, mühendislik zekâsı nasıl yapılır diye. Zekâ ne'ye odaklanır, mühendislik zekâsı nasıl'a." dedi.
'Problemleri herkes tarif edebilir ancak mühendis çözüme odaklanır' diyerek bir mühendisin kafasının nasıl çalıştığını ardı ardına böyle sıraladı:
* Mühendis kısıt altında çözer. Bütçe sınırlıdır. Zaman azdır. Malzeme bellidir. Ve fizik pazarlık etmez. İşte mühendislik zekâsı bu duvarların arasında doğar.
* Zekâ tek bir doğru arar. Mühendislik zekâsı dengeyi, optimumu, uzlaşmayı veya ortak yolu seçer. Mükemmeli değil, optimumu. Çünkü mühendis bilir ki her kazanç bir şeyden vazgeçmektir.
* Zekâ fikri konuşur. Mühendislik zekâsı fikri çalışan bir şeye dönüştürür. Bir fikir, çalışana kadar sadece bir temennidir.
* Zekâ parçayı görür. Mühendislik zekâsı sistemi görür. Parçaların birbirini nasıl ittiğini, nasıl çektiğini, nerede kırılacağını görür. Ve şu soruyu sorar: “Hata olursa ne olur?”
* Zekâ “doğru mu?” diye sorar. Mühendis “ya yanlışsa?” diye sorar. Ve güvenlik payını oraya koyar. Bir köprünün ayakta kalması, en parlak fikre değil, en iyi hesaplanmış hata payına bağlıdır.
* Zekâ bir kez çözer ve gider. Mühendislik zekâsı ölçeklenebilir çözer, tekrarlanabilir çözer. 
* Bir kişiyi kurtaran çözüm güzeldir. Bir milyonu kurtaran çözüm mühendisliktir.
* Zekâ cevabı bilince durur. Mühendislik zekâsı dener, ölçer, düzeltir. Sonra tekrar dener. Hep sorgular. Mühendis ilk seferde haklı olmaya çalışmaz; sonunda doğruya ulaşmaya çalışır.
* Çünkü zekâ “olmaz” deyince biter. Mühendislik zekâsı ise tam orada başlar: “Peki nasıl olabilir?” der.
* Mühendislik zekâsı yalnızca fiziksel bağlamda değil; toplumsal, ekonomik, ekolojik, psikolojik bağlamda da aynı prensiplerle çalışır, çalışmak zorundadır. 
* Çünkü yalın zekâmızla çözüm bekleyen pek çok sorun yarattık. Daha da yaratacak gibiyiz. Ve bunları çözmek için her alanda mühendislik zekâsına ihtiyacımız var.
Otodidaktlar
Otodidaktlar
Ülfet Öztürk konuşmasında tarih içindeki mühendis olmayan kadınların mühendislik başarılarına da değindi. 
Onlar otodidakt mühendislerdi...
* Emily Roebling, mühendis Washington Roebling'in eşiydi. Washington Roebling 1870 yılında üzerine Brooklyn köprüsünün kulelerinin inşa edileceği su altı odalarında çalışırken vurgun yemiş ve yatalak olmuştu. Eşi Emily Warren Roebling'in mücadelesi sayesinde köprünün baş mühendisliği görevinden alınmadı ve karısı gayri resmî olarak baş mühendislik görevini sürdürdü. Kendisi köprü inşaatını yatağından seyrederek kontrol etti ve karısı aracılığıyla inşaat alanı ile arasında bağlantı sağladı. Gilded Age dizisi anlatımına göre; Emily'nin işleri tamamen kocası yapıyormuş gibi davranmasının altında, sistemin kadın olarak işleri kendisine bırakmayacağını bilmesi yatıyordu. 1800'lerde, 1900'lerde (ya 2000'ler?) kadının o masalarda adı yoktu. (HBO platformunda yayımlanan Gilded Age dizisinin ikinci sezonunun beşinci bölümünde bu konu anlatılır.) (*)
* Hedy Lamarr, bir Hollywood yıldızıydı. Aynı zamanda mucitti. Besteci George Antheil ile birlikte, sinyalin frekanslar arasında atlamasına dayanan bir yöntem geliştirip patentledi. Bu fikir, bugünkü kablosuz iletişimin temel taşlarından biri oldu.
* Mary Jackson, NASA’nın ilk siyahi kadın mühendisiydi. Mühendislik sınıfına girebilmek için, ayrımcılığın hüküm sürdüğü bir dönemde şehir yönetiminden özel izin istedi. Ve aldı. Uçakların güvenle uçmasını sağlayan aerodinamik hesapları o yaptı.
* Sabiha Rıfat Gürayman, 1933’te İstanbul Teknik Üniversitesi’nden mezun olan ilk Türk kadın inşaat mühendisiydi. Anadolu’da köprüler kurdu; bir köprü bugün hâlâ onun adıyla “Kız Köprüsü” diye anılıyor. Anıtkabir’in inşasında yıllarca baş kontrol mühendisi olarak görev yaptı. 
* Dilhan Eryurt, NASA’da görev yapan ilk Türk kadın bilim insanıydı. Güneş’in evrimi üzerine yaptığı hesaplar, Apollo’nun Ay yolculuğuna katkı sundu; 1969’da NASA Apollo Başarı Ödülü’nü kazandı. Sonra döndü, ODTÜ’de astrofiziği kurdu. Mary Jackson NASA’nın koridorlarında dolaşıyorken Dilhan Eryurt da oradaydı.
* Canan Bayraktar, Türkiye’nin ilk kadın bilgisayar programcılarından biriydi. Diploması iktisattı; çünkü o yıllarda bilgisayar mühendisliği daha adı bile yaygın olmayan bir alandı. Yine de, çok az kişinin bildiği Assembly dilinde (makine diline en yakın, en alt düzey programlama dili) kod yazıyordu. Yıllar sonra oğulları, Baykar’ın yazılım tarafını annelerinden aldıklarını söyleyecekti.
Tarihin en büyük mühendis dehalarından biri sayılan Leonardo da Vinci de mühendis değildi.
Çünkü mühendislik zekâsı bir cinsiyetin değil, bir diplomanın değil, bir bakışın adıydı. Ama o bakışın yarısını yüzyıllarca masaya çağrılmamıştı. Bu bakış artık yalnızca mühendislerde değil, her alanda yükselmeliydi. Bir hekim, bir iktisatçı, hatta bir sosyolog da mühendislik zekâsına, yani algoritmik (adım adım, kurallı düşünme) ve sistemli bakışa bağlanmalıydı. Bu çağ, 'böyle düşünme' biçiminin çağıydı. 

Otodidak  Hüdayinabit 
İlk kez duyduğum bu terimin ne olduğunu yukarıdaki anlatımdan siz de anlamışsınızdır. Sözlük anlamıyla otodidakt ya da otodidaktizm, "özeğitimcilik" olarak tanımlanmış ve şöyle anlatılmış: "Otodidaktizm herhangi bir ustanın (hoca veya öğretmen gibi) rehberliği olmadan gerçekleştirilen eğitim şekli ve genel olarak bir otodidakt, çalışacağı konuyu, çalışma materyallerini ve çalışma sıklığını ve çalışma zamanını kendi belirleyen kimse. Eski Türkçe'de bu şekilde kendini yetiştiren kişilere hüdayinabit (kendiliğinden olan, Hüda'dan gelen) denir. Bir otodidakt resmî bir eğitim almış veya almamış olabilir ve yaptığı çalışmalar ya tamamlayıcı ya da resmî olarak aldığı eğitime bir alternatif olabilir. Dünyada birçok önemli buluş ve katkılar otodidaktlar tarafından yapılmıştır."
Sözcük dağarcığıma eklenen bu tanımın altını böyle çizmek istedim.
Eminim sizin de çevrenizde "Zihni Sinir Proceler" üreten pek çok Otodidakt Zihni Sinir vardır.

Geleceği kim inşa edecek?
Ülfet Öztürk'ün anlatımını özetlemeye devam edelim:
Günümüz problemleri tek bir cins beynin ve yapay zekânın çözebileceğinden çok daha büyüktü. Artık “Geleceği bilemeyiz” demiyor, geleceğin nasıl olabileceğine, nasıl olması gerektiğine dair pek çok şey biliyorduk. Eksik olan ise onu inşa edecek erkek ve kadın mühendislerdi. 
Yapay zekânın tetiklediği bu yeni çağ, düşünce biçimimizi değiştiriyordu. Bu konferansların amacı da, kadın mühendislerin daha görünür olduğu, birbirinden güç aldığı, genç kızlara ilham verdiği ve mühendislikte iş birliğinin büyüdüğü bir ekosistem kurmaktı.
7 yıl önce BUMKAD olarak kurulan, 5 yıldır da TÜMKAD adıyla faaliyet gösteren dernek Bursa’da doğmuştu. Şu an Ankara, İstanbul, İzmir, Sakarya, Eskişehir, Antalya ve Londra’da temsilcilikleri vardı. Yapılan bağışları burs fonu olarak TEV’e aktarıyorlardı.
Dernek, 170’i aşan üyesi, 11 kurumsal üyesi, ulusal ve uluslararası 7 temsilciliği ile on ayrı projeyi aynı anda yürütüyordu.
TÜMKAD olarak hedefleri, Endüstri 5.0 ve yapay zekâ çağında; mühendislik zekâlarıyla üreten, dönüştüren ve geleceğe yön veren kadın mühendislerle yol almaya devam etmekti.
Öztürk konuşmasını "Mühendislik zekâsı yükseldikçe kadınlar yükselir, kadınlar yükseldikçe gelecek yükselir. Biz geleceği beklemiyoruz, biz geleceği tasarlıyoruz." sözleriyle nihayetlendirdi.

Her bir satırını çok değerli bulduğum ve çoğunu anlattığım bu konuşmanın ardından Ülfet Çetin Öztürk konferansların gerçekleşmesini sağlayan tüm sponsorlara teşekkür ederek '23 Haziran Dünya Kadın Mühendisler Günü’nü kutladı.
Ve konferans Ufuk Tarhan ile başladı...
Ufuk Tarhan
Ufuk Tarhan konuşmasında, "Yarının İşini Yarına Bırakma, T'leş" başlığı altında T İnsan yapısını anlattı. Sunumuna başlarken Rodin'in meşhur heykeli Düşünen Adam heykelini 'neden düşünen kadın olmasın' diyerek yapay zekâ ile kadına çevirmek istediğini, yapay zekânın bile uzun uğraşlar sonucunda bir kez kadına çevirebildiğini sitayişle söyledi. Daha ne diyelim, galiba Yapay Zekâ bile cinsiyetçiydi. 
Tarhan, 'Yapay Zekâyı kullanıyorum'dan, 'Yapay Zekâ ile çalışıyorum, yaşıyorum'a geçmemiz gerektiğini, iş yerinde çok iyi olanların 'YZ ile çok iyi çalışanlar' olacağını, yeni paranın 'odaklanmak', hatta 'Amaç+Vizyon ve Odaklanmak', 'her şeyin bir şey, bir şeyin her şey' olduğunu ve 'Yetenekli-Yetkin-Yetkili-Yaratıcı-Yenilikçi olarak 5Y'yi anlattı. "Kendini öyle iyi yetiştir ki sen işsiz kalmaktan değil, iş sensiz kalmaktan korksun" sloganını yineledi ve MUTLAKA NotebookLM ile kendi T-İnsan infografiğinizi yapın dedi. 
İrem Güner • Ufuk Tarhan
Konferans aralarında da T-İnsan kitabını imzaladı. Bol bol da fotoğraf çektirdi. Kitabın geliri mühendislik eğitimi gören kızlara gidecekti.
Özlem Kestioğlu
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu "Yapay Zekâ Çağında Değer Yaratmak, Dayanıklı ve Güçlü Kurumların İnşası"sını anlatırken Dijital Rönesans'ı, Genel Yapay Zekâ Çağı'nı ve 2036 yılını, veri merkezleri için elektrik gücüne ihtiyaç olduğunu, yapay zekâ ajanlarının geliştiğini, her nesnenin veri ürettiğini, verilere herkesin her yerden ulaştığı, bunun da büyük bir siber güvenlik riskini beraberinde getirdiğini, kendimizi 'Fırsatlar Evreni'ni 'Tehditler Evreni'nden nasıl koruyacağımızı, artık Hackerların değil de akıllı robotların risk oluşturduğu bir dönemde olduğumuzu, şirketlerin hem fırsatları hem de tehditleri doğru okuması gerektiğini, Vodafone'u ve 5G teknolojisi ile neler yapılabileceğini anlattı.
Hande Ocak Başev
WSI Londra ve Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Yönetici Ortağı ve Galatasaray Spor Kulübü Derneği'nin ilk kadın CEO'luğunu yapmış olan Hande Ocak Başev "Mühendislikten Yapay Zekâ Mimarlığına Yeni Bir Yolculuk" başlıklı sunumunda eksik parçanın peşinde koşarak Puzzle'ı tamamladı. Altı parçalık Puzzle, "Merak-Sistem Düşüncesi-Veri-İnsan-Organizasyon-Disiplinlerarası Düşünme" ile tamamlanıyordu. YZ doğmuyor, inşa ediliyordu. Geleceğin en değerli insanlarının en çok şeyi bilenler değil, farklı dünyaları birbirine bağlayanlar olacağını söylüyordu.  
Zafer Küçükşabanoğlu
Türkiye’nin ilk resmi yapay zeka Derneği olan Yapay Zekâ Politikaları Derneği AIPA Kurucu Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu "Yapay Zekâ Çağında Ekonomiden Topluma, Devletten Bireye Uzanan Dönüşüm" başlıklı sunumuna konuşmacılar arasında tek erkek konuşmacı olduğuna dikkat çekerek başladı. Konferans için Ankara'dan geldiğini ama Kastamonulu olduğunu ve ilk Türk kadın mitinginin 10 Aralık 1919 tarihinde Kastamonu'da yapıldığını özellikle belirtti. Sunumunda dünyanın yepyeni bir sayfaya geçtiğini, bu geçişte 'Korku-Kaygı-Belirsizlik' tarafında mı, yoksa 'Heyecan-Merak-Fırsat' tarafında mı olacağımızı seçmemizi, dünyanın 'Tarım Devrimi-Sanayi Devrimi-Elektrik-Bilgisayar-İnternet-Yapay Zekâ' olmak üzere teknolojik gelişim tarihini, her dönemde bazı insanların değişimi tehdit, bazılarınınsa fırsat olarak gördüğünü, tarihi değişime direnenlerin değil, değişimi anlayanların ve yönetenlerin yazdığını anlattı.
Zamanında hesap makinesi için insanı tembelleştiriyor denmişti. Bugün aynı şey YZ için söyleniyordu. 
Sanayi Devrimi sırasında işlerini elinden alacağını düşündükleri için işçiler makineleri kırmış, fabrikaları protesto etmişti. 
Şimdi de korkulduğu gibi YZ çalışanların yerini almayacaktı. Korkulduğu gibi 'YZ'yı kullanan çalışanlar' kullanmayanların yerini alacaktı.
Bir Çin atasözündeki gibi; değişim rüzgârı esmeye başladığında bazıları duvar örer, bazıları yel değirmeni yapardı.
Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı 2026-2030, YZ'yı takip eden değil, yön veren ülkeler arasında olmayı hedefliyordu.
Dünya Tekno-Feodalizm içerisinde iken yeni çağın toprağı veri, kaleleri ise platformlardı. Teknoloji nötr değildi. Gücün kimde toplandığı geleceği belirliyordu. En güçlü şirketlerin yerini en güçlü bireyler almıştı. YZ çağının en büyük fırsatı küçük ekipler değil, tek kişilik devlerdi. Onlar daha az ekiple daha hızlı ilerliyor ve daha büyük etki yaratıyorlardı. Geleceğin kazananları ekiplerini büyütenler değil, kendi potansiyelini YZ ile katlayanlar olacaktı. Artık rekabet değil, REKABERLİK zamanıydı. Geleceğin kazananları iş birliği kuranlar olacaktı. Çünkü rekabet bizi ileri, rekaberlik ise geleceğe taşırdı. Devlet de girişimci olmalı ve dönüşümü yönetebilmeliydi. Yeni çağ hepimize yeni sorumluluklar getiriyordu. 
Ve; YZ'nın geleceğini algoritmalar değil, İNSANIN vereceği kararlar şekillendirecekti. 
Barış Karakullukçu
Aionire Kurucu Ortağı, Arena Technology Yönetim Kurulu Üyesi, Yapay Zeka ve Teknolojileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve TUBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu "Sistem Tasarımından Geleceğin İnşasına, Yapay Zekâ Çağında Kadın Mühendisler" başlıklı sunumunda otuz yıllık meslek hayatındaki başarılarla dolu yolculuğunu anlatırken, erkek dünyası içinde var olabilen bir kadın olmaktaki "farkın" eğitim hayatının ilk yıllarından başlamış ve öyle de devam etmişti. O hep ilk sıralardaydı.
30 yıllık küresel kariyerinde 25+ ülkede 100+ dönüşüm projesine imza atmıştı. 
Gençlerin 'Hangi mesleği seçsem ki YZ o mesleği yok etmese' sorusunun doğrusunun, 'Hangi beceriler beni her konuda başarılı kılar' olduğunu; eskiden onlarca yıl süren uzmanlıkların ömrünün artık kısaldığını, bir becerinin tazeliğini koruma süresinin yarıya indiğini; YZ'nın bir otorite değil bir ayna, bir onaylama merkezi değil bir itiraz ortağı olduğunu; artık parçayı değil bütünü tasarlamak gerektiğini, değerin parçalar arasındaki bağlantıda olduğunu; 'Empati-Etik Karar-Kapsayıcılık' gibi köklü becerileri masada tutmak gerektiğini; sadece tek bir girişim değil bir ekosistem inşa etmek gerektiğini; temsilin bir değer meselesi değil, bir performans meselesi olduğunu; mühendisliğin bir kalıp değil bir düşünce biçimi olduğunu, o yüzden her alana taşınan bir zihin inşa etmek gerektiğini; YZ'nin peşinde sürüklenmek yerine onu yönetmek gerektiğini; geleceği bekleyenlerin değil, doğru stratejik hedefler çizip pes etmeden çalışanların şekillendireceğini söyledi. 
Ayşe Köksal • Emine Erdem • Çiğdem Kıral
Konferansın son bölümü ‘İlham Veren Kadınlar Paneli’ne ayrılmıştı. Paneli, TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Köksal yönetti. Panelin iki konuğu olan SEDEFED Yönetim Kurulu Başkanı, TÜRKONFED Başkan Yardımcısı, GEN Türkiye Başkan Yardımcısı Emine Erdem ile Hatay Kadın Girişimciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve KEBO A.Ş. Başkan Vekili Çiğdem Kıral liderlik yolculuklarını ve deneyimlerini paylaşarak kendilerini dinleyen genç mühendislere ilham verdiler.

Emine Erdem büyürken üç kız kardeş olarak hep meraklı, hep sorgulayıcı ve hep paylaşımcı olduklarını, üniversite seçiminde kimya bölümünü teğet geçtiğini, her zaman adalet duygusu ile yaşadığı için 'hukuk'u seçtiğini, başarının çok güzel olduğunu ancak artık başarı ve mevkinin ötesine geçerek hayatlara dokunmanın kendisine daha büyük değer kattığını, İZ bırakmanın daha kıymetli olduğunu düşündüğünü söyledi. 
O da hayatı dert edinenlerdendi ve dertlere derman olmak için her yere koşuyordu...
Ayşe Köksal • Emine Erdem • Çiğdem Kıral
Hataylı Çiğdem Kıral eğitim hayatının ardından, annesinin 'şehir dışına kız vermeyeceğini, ne yaparsa memleketinde yapması gerektiğini' söylediğini anlatarak başladı konuşmasına. Sonra da yemek yemeyi ve yemek yapmayı seven bir Hataylı olarak eşi ile birlikte yemek işine nasıl girdiklerinin öyküsünü anlattı.
Tavuk döner işine 1996'da başladıkları zaman epey bir yenilgi aldıklarını ama pes etmediklerini, 2012'de kurulan modern üretim tesisleriyle birlikte kalite standartlarını yükselttiklerini ve %100 Türk markası olarak 2016'dan itibaren Türkiye genelinde şubeler açmaya ve özel lezzetlerini daha geniş kitlelere ulaştırmaya başladıklarını söyledi. Başarı için inanç ve yılmamak önemliydi.
Başarılı olmak için başarısız da olmak gerekirdi...
Sabah 10:00'da başlayan konferansın sonuna gelmiştik. Saat 16:00'yı geçip 17:00'ye ilerlerken herkes yorgun ama herkes mutluydu. 
Konferans boyu epeyce bilgi yüklenmiş, ufkumuz biraz daha açılmış, ağımız biraz daha genişlemiş, fotoğraf galerimizdeki fotoğraflar biraz daha artmıştı.
TÜMKAD Yönetim Kurulu
TÜMKAD Komisyon Başkanları
Eve döndüğümde bunları önce kendime sonra okuyanlara anlatmam ve konferansın izini bırakmam lazım diyerek başladım yazmaya.
Yazarken dinlediklerimi tekrar ettim ve öğrendiklerimi perçinledim.
Sonra da iç sesim aldı sazı eline ve başladı konuşmaya. Varın bakın neler söyledi:

Mühendislik Tercihinde Kadınlar
Üniversitelerimizde  mühendislik okuyan kadın erkek oranını merak ederek sevgili ChatGPT'ye sordum. 2025-2026 eğitim öğretim yılında toplam 516 bin 471 mühendislik öğrencisi varmış (2016 yılında bu sayı 146 bin 766 imiş) ve bu öğrencilerin %31,6'sını kadınlar oluşturmakta imiş. (2022'de %28,1, 2023'te %28,7, 2024'te %29,7, 2025'te %30,6 kadın) 
Yani son 10 yılda mühendislik programlarında öğrenim gören kadın öğrencilerin sayısında %11,1'lik bir artış kaydedilmiş. 
Topuk seslerini duyuyorsunuz değil mi? Korkmayın, kadınların sezgi ve becerilerini önemseyin ve onlarla el ele verin. 
Kadınlar annelik, eşlik, ev kadınlığı, kız evlatlık derken erkeklerden daha fazla çalışmak zorunda kalıyorken onlara bir çelme de siz takmayın.
Sizinki düz, kadınınki engelli koşu. Oradaki engel siz olmayın. 
"Ama kadının en önemli görevi annelik!" demeyin hemen.
Devlet, çalışan anne babanın çocuğuna kucak açarak işleri kolaylaştırabilir. Çalışan kadın doğum için ayrıldığında onun yerine geçici bir çalışan alarak yerini koruyabilir. Böylece çocuğunu belli bir çağa getiren kadın işine kaldığı yerden devam edebilir.
Nihayetinde kadınları çalışan tek ülke biz değiliz değil mi?
 
YZ Hızlı mı Yavaş mı?
'Yapay Zekâ'nın hem hızla ilerlediği hem de bu hız çağında yerinde sayıyor gibi göründüğü, bu gelişmeye hem şaşırılan hem çok çabuk kabul edilen hem de sıradanlaşan zamanlarda; ona hem hayatımızda yer vermek hem de ondan korunmak derdindeyiz.
Malum; bilinmeyen her daim korkutucudur. Öğrendikçe korku azalır, verim artar.
Bu arada dünya yapay zekâ derken biz hâlâ kadın demeyeceğiz herhalde değil mi? Korkarım 'kadın'ı aşamazsak robotları da kadın-erkek olarak üretip, kadın robotları evde, erkek robotları dışarıda konumlandıracağız. Yapay Zekâ buna izin verir mi bilmem ama Ufuk Tarhan'ın anlattığı Rodin'in Düşünen Adam heykelini kadına çevirememe hikâyesine bakacak olursak, o da içimizdeki hain olabilir.
Bilginin ve becerinin cinsiyeti olmaz ama gel de anlat. 
Biliyoruz ki erkek dünyası trafik dahil kadınların etrafta dolaşmasını pek istemez.
Albert Einstein ile eşi Mileva Marić'in hikâyesi bir çeşit cinsiyetçi ego savaşıdır. Büyük gözlü resimler çizen ressam Margaret Keane ve tabloların altına "Keane" imzasını atarak eserleri sahiplenen eşi Walter Keane kadının emeğine çökme hikâyelerinde önemli bir yer tutmaktadır.  Bir dönem yazıları kendisinin yazdığını gizlemek zorunda kalan Frankenstein romanının yaratıcısı Mary Shelley ona keza. 
Bir de 29 bilim insanlarının bir arada poz verdiği 1911 tarihli o meşhur fotoğraftaki tek kadın bilim insanı olan Marie Curie'dir. Zamanında Curie'nin tamamı erkeklerden oluşan Fransız Bilim Akademisine üyeliği bir oyla reddedilmiş, o da cinsiyetçi ayrımdan nasibini almıştı. 1903 ve 1911 yıllarında olmak üzere iki Nobel Kimya Ödülüne sahip tek kadın olmuş, tarihe adını kazınamayacak kadar derin ve pırıl pırıl parlayan altın harflerle yazdırmıştı. 
* Belçikalı bir sanayici olan Ernest Solvay, uluslararası bir fizikçiler kongresi düzenler. Kongrede Schroedinger, Heisenberg, Bohr, Planck, Einstein gibi çok ünlü fizikçilerin yanında Marie Curie de vardır.

Bazen İstenen ve Bazen İstenmeyen Kadın
Kadınlar genelde mühendislik alanında pek istenmez, en azından daha masa başı mühendisliklere yönlendirilir. Ama bir de madalyonun diğer tarafı var. Bir üniversitede kızların tercih etmediği bölümde okuyan erkek öğrencilerin bu bölümlerin kızlar tarafından tercih edilmemesine içerleyip, erkek erkeğe okumaktan bıktıklarını söyleyerek pankart açmalarını ve kızları o bölümlere davet etmelerini hatırlıyorum. Esprili bir serzenişti yaptıkları.
Da; birlikte okumaktan keyif aldıkları kadar ileride birlikte çalışmaktan da keyif alsalar keşke değil mi?
İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra savaştan dönen erkeklerin, savaş sırasında büyük yararlılık gösteren kadınlara, "Haydi artık evinize!" dedikleri gibi, kadınları sadece kadın oldukları için başka bölümlere yönlendirmeseler. 
Ki ne o gün o kadınlar evlerine döndü, ne de bugün bu kadınlar istedikleri bölümü okumaktan vazgeçirilebilir. 
Haliyle erkeklerin isteyip istemediğine göre şekillenecek değil bu hayat. YZ ile olduğu gibi kadın ve erkek ortak hareket edecek.
Ve gelecekte ORGANİK İNSAN kıymetlenecek.
Organikliğimizi, doğallığımızı, duygularımızı, masumiyetimizi, kısacası insan olma hasletlerimizi kaybetmeden de her şey olabiliriz.
Her yeniliği kullanalım ama ne aklımızı kiraya verelim ne de kalbimizi.
Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin İNSAN hepsinin üzerinde olacak. İyiyi de kötüyü de her zaman insan belirleyecek.
Eğer paçayı kaptırırsa da kendi sonunu getirecek...
25 Haziran 2026 / C.E.Y.

Mini araştırmaca, hazıra konmaca
Tarihteki kadın mühendisleri araştırırken, Murat Kuter'in 20 Haziran 2026 tarihli ve 5. Dünya Kadın Mühendisler Günü Konferansı başlıklı yazısında şöyle bir listeye ulaştım ve bu hazır bilgiyi ondan (ç)alarak kendi yazıma ekledim:
* Ada Lovelace (1815-1852), ilk mekanik bilgisayar (Analitik Makine) üzerinde çalışır ve bu makine için ilk algoritmayı geliştirerek tarihteki ilk bilgisayar programcısı unvanını alır.
* Edith Clarke (1883-1959) elektrik mühendisliğinde çığır açan Clarke, güç sistemlerini analiz etmek için “Clarke Dönüşümü”nü ve hesaplamaları hızlandıran Clarke hesap cetvelini bulur.
* Hedy Lamar (1914-2000)ünlü bir Hollywood yıldızı olmasının yanı sıra, bir mucit ve matematikçi olarak modern Wi-Fi, Bluetooth ve GPS teknolojilerinin temelini oluşturan frekans atlamalı yayılı spektrum teknolojisinin patentini alır.
* Beatrice Shilling (1909-1990), II. Dünya Savaşı sırasında İngiliz savaş uçaklarının (Hawker Hurricane ve Supermarine Spitfire) ani dalışlarda motorlarının durmasına sebep olan teknik sorunu “RAE deliği” isimli basit ama zekice yakıt aparatı ile çözen havacılık mühendisidir.
* Stephanie Kwolek (1923-2014), çelikten beş kat daha sağlam olan ve kurşun geçirmez yeleklerden uzay giysilerine kadar pek çok alanda kullanılan Kevlar sentetik lifini icat eder.
* Martha Coston (1826-1904), mühendislik tarihi kitaplarına giren bugün hala ABD Donanması tarafından kullanılan ve Coston Flares olarak bilinen sinyal sistemi oluşturmasıyla tanınır.
* Mary Anderson (1866-1953), ön cam sileceklerini bulur. Ancak 1903’te patentini aldığı Mary Anderson’un bu icadı, ilk başlarda otomotiv endüstrisindeki pek çok kişi tarafından kabul edilmez ve 1917’de başka bir kadın, Charlotte Bridgwood, ilk otomatik ön cam sileceğinin patentini alır.
* Amerikalı Sarah Tabitha Babbitt (1779-1853) makine mühendisliği alanında dünyanın kadın mühendislerinde ilk sıralarda yer alanlardan biridir. Aralarında daire testere, dönen tekerlek başı, takma dişler gibi birçok etkileyici icada imza atan Tabitha, 19. yüzyılda Massachusetts’te erkeklerin odun kesmek için harcadıkları boş zamandan etkilenerek, kereste kesmek için suyla çalışan bir makineye bağlanabilen bir daire testere geliştirir.
* Emily Warren Roebling (1843-1903) 1883’te tamamlanan Brooklyn Köprüsü’nün yapımındaki rolü ile, zamanının en başarılı kadın mühendisleri arasında yer alır.
* Lilian Gilbreth (1878-1972) endüstri mühendisliği ve psikoloji alanında eşi ile birlikte öncü isimlerden biridir. Lilian Gilbreth, American Society of Mechanical Engineers’ın ilk kadın üyesi olur. Lilian Gilbreth, uzun yıllar General Electric ile mutfak ve ev aletlerinin tasarımını geliştirmek için çalışır.
* Beulah Henry, 1920’ler ve 1930’larda aralarında bobinsiz dikiş makinesi, esnek kolları olan bir oyuncak bebek, içinde radyo olan bir oyuncak bebek ve karbon kağıdı olmadan birden çok kopya yapan bir daktilo icat eder.
* Afro-Amerikan bir mucit olan Alice H. Parker, 20. yüzyılın başlarında doğal gaz kullanan bir merkezi ısıtma sistemi yaratma patenti alan ilk kadın ve ilk siyahi kadındır.
* Sarah Guppy (1770-1852) kadın mühendisler için bir rol modeldir. Sarah Guppy, 1811 yılında bir köprünün patentini alan ilk kadın mühendis olur.
* Edith Clarke (1883-1959) 1918’de Massachusetts Institute of Technology’den elektrik mühendisliği derecesi alan ilk kadındır.
* Katharine Burr Blogdett (1898-1979) Cambridge Üniversite’sinde fizik alanında doktora alan ilk kadın olan Blodgett, gözlüklerden teleskoplara ve kameralara kadar devrim yaratan gelişmiş cam mercek teknolojisinin yaratıcısıdır.
* Josephine Cochrane (1839-1913) 1870’lerde ticari olarak başarılı olan ilk otomatik bulaşık makinesini icat eden kadındır.
* Mary Beatrice Davidson Kenner (1912-2006) Afro-Amerikalı siyahi mucit, resmi bir eğitim almamasına ve kariyeri boyunca ırkçılıkla mücadele etmesine rağmen, kadınlar için ortak bir sorun olan adet kanının giysilere sızmasını önlemeyi sağlayan hijyenik kemeri 1920’lerde icat eder.
* Ellen Ochoa (1958-...) sadece ünlü kadın mühendislerden biri değil, aynı zamanda eski bir astronot ve Johnson Uzay Merkezi’nin şu anki direktörü. Üç icat olarak bilinen icatların ortak yaratıcısı. Her buluş bilim adamları tarafından uzaydan gelen görüntüleri daha rafine bir şekilde görmek için kullanılıyor. Bunlar arasında optik bir nesne tanıma yöntemi, gürültüyü gidermek için bir yöntem ve bir optik inceleme sistemi bulunuyor. Dünyadaki ilk İspanyol kadın astronot. Ayrıca NASA’nın Johnson Space Center’ın direktörlüğünü alan ikinci kadın.
* Sabiha Rıfat Gürayman, Türkiye‘nin ilk kadın mühendisi ve aynı zamanda ilk kadın inşaat mühendisidir. Anadolu’da köprüler inşa eden ilk kadın mühendistir ve Anıtkabir inşaatında 9 yıl boyunca baş kontrol mühendisi olarak çalışmıştır.
* Nezihe Önyay, Türkiye’nin ilk kadın elektromekanik mühendisi unvanına sahip öncü isimdir.
* Altan Edige 1953 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İTÜ’den mezun olan Türkiye’nin ilk kadın makine mühendisidir.
* Prof. Dr. Remziye Hisar, Türkiye’nin ilk kadın kimyageri ve kimya mühendisidir.
* Binnaz Zehra Sert, 1952 yılında İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nden mezun olan Türkiye’nin ilk kadın orman mühendisidir.  
* Prof. Dr. Nuriye Pınar Erdem, Türkiye’nin ilk kadın jeoloğu ve deprem uzmanıdır.
* Fatma Hikmet İşmen, Türkiye’nin ilk kadın ziraat mühendisidir.
* Melek Erbul, Hürriyet Sırmaçek, Mülhime Yazar, Cahide Ardop gibi isimler de ilk mühendis kadınlarımızın arasında yer alır.

Mini not:
Kapak fotoğrafı için ChatGPT'ye içinde 'mühendis kadın ve yapay zekâ' olan bir fotoğraf yap demem yetti. 
Shutterstock ya da Shopify gibi ücretli fotoğraf platformlarının da sonuna mı geldik ne?