8 Kasım 2014 Cumartesi

Zeytinin dalı budağı girsin gözünüze!

Termik haline dönecek olan Soma-Yırca'da 6 bin zeytin ağacı kesildi.
Üstelik ürünü üzerinde ve üstelik tam da toplanma zamanında.
Ki zeytinci o ürünün gözüne bakar sene boyu. Meşakkatli iştir zeytin. Bebek gibi bakarsın, 1 ay toplarsın. O 1 ayı bile beklememişler kesmek için.
Termik kaçıyor ya!
Soma'da köylülerin üzüntüsü ve öfkesi sürerken, akşam saatlerinde Danıştay'dan Yırcalılara sevindirici(!) haber geldi. Greenpeace ve bir grup Yırcalı'nın açtığı davayı sonuçlandıran Danıştay 6. Dairesi, Bakanlar Kurulu'nun acele kamulaştırma kararının yürütmesini durdurdu. 28 Ekim'de verilen karar ancak akşam saatlerinde UYAP'a yüklendi.!
Buyrun işte, idamdan sonra gelen af!
Yırca'ya termik santral kurmak isteyen Kolin, bunun için Bakanlar Kurulu'ndan, sadece savaş gibi olağanüstü durumlarda kullanılması gereken acele kamulaştırma kararı çıkartmış, bunu gerekçe göstererek geçen 17 Eylül'de, gece yarısı operasyonuyla zeytinleri kesmek isteyen şirket, köylülerin ve çevrecilerin direnişiyle karşılaşmıştı. O günden bu yana bölgede nöbet tutmaya başlayan köylüler, 21 Ekim ve geçtiğimiz gece yarısı şirketin özel güvenlik görevlileri tarafından darp edilmiş, kelepçelenmiş, biber gazı kapsülleriyle yaralanmıştı.
Ardından da yangından mal kaçırırcasına bir katliam gerçekleşti... 
Tam 6 bin ağaç yerle bir edildi!

Zeytinin ahı tutar beyler!
Zeytinle doğup zeytinle büyümüş ve zeytinle doymuş Yırcalı şimdi termikle mi yaşayacak?
Termik'in kendisi ölümken ağaçsız bir memlekette nasıl nefes alacak?
Zeytinin kutsallığından bihaber insanlar tarafından yerlerde sürüklendiğini nasıl unutacak?
Buna izin verenleri ve bunu yapanları doğa affetmeyecek ve eninde sonunda kendisinden çalınanları geri isteyecek.
Tüm bunların bedelini öncelikle oranın çaresiz halkı ödeyecek… 
****
Çocukluğumun yazları zeytin ağaçları arasında geçti. Bazen de zeytin zamanına denk gelen sömestr tatillerini geçirdim o ağaçlar arasında.
Hâlâ, Mudanya'dan çıkıp, Arnavut Bayırı'nı tırmanıp Kumyaka'ya giden yola her ulaştığımda zeytin kokusunu içime çekmek için hemen açarım aracın camlarını.
Dalların ayıklanma zamanıysa eğer dal yakanlar vardır yer yer. Zeytinlikler içinde dumanlar yükselir.
Dallardan çıkan koku aşinadır. Çocukluğum kokar buram buram...
Kuruyan dallar ya da yavrusu yetişsin diye anası alınan ağaçlar kışlık odun olur, kesilir, biçilir, indirmeye sıralanır düzgünce. Yanarken içinden yağı çıkar fışır fışır. Odun henüz yaşsa eğer adeta ağlaya ağlaya yanar. Kuruysa çıtır çıtır.
Yaprağı hiç dökülmez zeytinin. Vefalıdır.
Çiçeğe durdu mu gözüne bakarsın. Sert bir rüzgâr ya da şiddetli bir yağmur çiçeği alıp götürmesin diye Allah'a yalvarırsın.
Sonra çiçekler zeytine dönüşmeye başlar. Yeşillenip irileşir dallarda zeytinler pıtır pıtır. İrileştikçe düşer bazıları yere. Düşer ki ağaç üzeri seyrelsin ve kalan zeytinler daha bir büyüyüp serpilsin.
Kendini aşağıya atanlar da ziyan olmaz kat'iyyen.
Yağ olur, sabun olur, yeşilin çizmesi olur, kırması olur. Her zaman sofraların baş köşesine kurulur.
Yağı desen bin derde deva.
Dalında olgunlaştı mı altına yayılan yaygılara silkelenir zeytin. Bazen de elle sağılır.
Sonra da başlar zeytin seçmece. Boy boy ayrılır. Kimileri sele olup tuzlanır. Kimileri de starnalarda salamuraya yatırılır.
Her evin taşlığında içine zeytin basılan starnalar olur.
Çocukluğumdan aşina bir koku daha: Starna ve salamura...
Zeytin ağaçları arasında yaşarken her zeytin ağacı insan gibi gelir sana. Kollarını açmış, sarılmaya hazır gibi sanki.
Ve çocukların da ağaçları olur.
Babamın "Bu senin ağacın olsun" dediği bir ağacım vardı benim de.
Henüz gençti o zaman o da ben gibi. Bedeni henüz yıpranmamış, oyulmamış, buruşmamıştı. Mavimsi gri ve parlaktı kabuğu.
Hemen zeytin vermeye başlamıştı boyuna posuna bakmadan.
O benimdi. Yanından geçerken dokunurdum. O da beni tanırdı kanımca. Öyle düşünürdüm…
Üzerinde bin bir çeşit canlısı. Karıncası, üzerine yapışmış ama görünmeden ötüp duran cırcırısı... 
****
Her çocuğun bir AĞACI olmalı aslında.
Doğayı daha iyi anlamak için.
Dünyayı paylaştığı her canlıya gelişigüzel kıymamak için...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder