14 Kasım 2014 Cuma

‘Okulu olmayan köyler’ ülkesi

CHP Bursa eski Milletvekili Kemal Demirel, 17 yıl boyunca "tren, tren" dedi, bu yola baş koydu, 17 yıl süren bu yolculuğunda toplam 250 km yol yürüdü, yaklaşık 77.000 km yol katetti, adı Tren Kemal'e çıktı, lakin dediği de oldu. Tren Bursa'ya geldi.
Son 4 yıldır da "taşımalı sistem ve kapanan köy okulları" diyor. Bu uğurda il il, köy köy geziyor. Fotoğraflar çekiyor, çalışmalar yapıyor, köylülerle söyleşerek onların sesine kulak verip, duyuramadıkları şikâyetlerine ses olmaya çalışıyor.
Demirel bugüne dek 12 ilde 318 köyü ve okulunu ziyaret etmiş. Burada edindiği izlenimleri fotoğraf karelerinde ölümsüzleştirerek bir fotoğraf sergisi açmış.
110 fotoğraf ile AVP Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde açılan sergi görülmeye değer çarpıcı fotoğraflarla dolu doğrusu.
Her birine bakarken içi acıyor insanın. Terk edilen okul binalarının çok azı farklı amaçla değerlendirilse de pek çoğu viraneye dönmüş.
Nedeni de 1989 yılında icat edilen taşımalı sistem...

Şöyle bir bakalım bakalım neymiş bu Taşımalı Sistem?
"Taşımalı sistemde, birleştirilmiş sınıfların ortadan kaldırması amaçlanmıştır. Küçük birimlerde oturan öğrenciler taşınarak merkezi bir okulda eğitim görürler. Taşımalı sistemle branş öğretmeni sorununun çözümü düşünülmüştür. Araç-gereç yönünden de öğrencilerin daha çok yararlanması amaçlanmıştır. Bu sistemle sosyal etkinlikler sağlanabilmekte ve geliştirilebilmektedir. Taşımalı sistemde öğle yemeği ve taşıma ücreti devlet tarafından karşılanır. İlköğretimde taşımalı sistemle ilgili planlama il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince planlanır, organize edilir." imiş...

İşin bir tarafı bu, diğer tarafıysa epey tatsız.
Köyünden çıkarak başka bir köyün okuluna giden çocuklar o okulda kendilerini sığıntı gibi hissediyorlar. Aidiyet duygularını geliştiremiyorlar. Kendilerine ücretsiz verilen yemeği yemek istemiyorlar. Servisi kaçırdı mı ya da hava muhalefetinden dolayı servis kalkmadı mı okula gitme şansları da, arzuları da sıfırlanıyor. Servisle okula gidiş yolunda 70'e varan öğrenci hayatını kaybetmiş.
Okulu olmayan köyler gittikçe sönükleşiyor. Ne bir çocuk sesi, ne de bir zil. Bayram kutlamaları yok, köye önder olup ışık saçan öğretmenler yok.
16 bin okul kapanmış. Öğrencisiz kalan okul binalarının bazıları ahır olmuş, bazıları ambar, bazıları izbe ya da virane...
Düğün salonu, kahvehane, dernek binası vb. olarak kullanılanlar da var...
Kemal Demirel, 2004 yılında ilk defa taşımalı eğitimle ilgili TBMM'de Milli Eğitim Bakanı'na verdiği soru önergesi ile konuyu gündeme taşımış. "Köy okullarının son halini görünce işin ciddi anlamda üzerine gitmem gerektiğine inandım. Bu anlamda 'Taşımalı eğitime geçtikten sonra kapanan okulların son durumu nedir?' diye bir çalışma yaptım. Okulların son durumunu öğrenci, veli, dede ve ninelerden öğrendim." diyor.

Sergide bir yandan fotoğraflara bakıyorum, bir yandan fotoğrafların fotoğrafını çekiyorum, bir yandan da Kemal Demirel ile sohbete devam ediyoruz. Bizim için sadece fotoğraf olan bu görüntülerin hepsi onun için bambaşka anlamlar taşıyor. Her fotoğrafın anısı var. Her fotoğrafın anlatılacak bir öyküsü var.
Sergiyi gezerken Karacabey'in Harmanlı (Kirmikir) Köyü'ne de gidip gitmediğini soruyorum. desteğiyle bakımı yapılan, büyük bir bahçe içerisinde çamlar arasında yer alan bu okul da ne yazık ki taşımalı sistem kurbanlarından. Bir açılıyor bir kapanıyor. Köyün gittikçe azalan genç nüfusunun çocukları eğitim için başka okullara gidiyor.

Ben böyle söyleyince hemen Harmanlı'da çekilen nispeten eski bir fotoğrafın başına götürüyor beni. Fotoğrafta tanıdık simalar var.

O fotoğrafın ardından ters yönde bir fotoğrafa yöneliyor Demirel. "Bak" diyor, "Bu da Harmanlı'dan"... "Ayşe Teyze"
88 yaşındaki Ayşe Satı'nın söyledikleri onu çok etkilemiş. Taşımalı sistem başladığından beri köyde hiç ulusal bayram kutlanmadığından, hiç marş duymadığından yakınmış ona Ayşe Nine. Oysa o Çanakkale şiirleri dinlemek, İstiklâl Marşını tekrar duymak istiyormuş ölmeden. Ah şöyle bir şenlendiğini görse yine köyünün...

Bu anı beni o fotoğrafta yer alan dönemin muhtarı Hüseyin Lafçı'yı aramaya kadar götürüyor. Lafçı okulun yaklaşık 3 yıldır açık olduğunu, bayramlara okula katkı sağlayanların da katıldığını fakat ailelerin çocuklarını köy okuluna değil, başka okullara götürdüğünü söylüyor. Okul açık göründüğü için diğer okullara servis de çıkmıyormuş. Okulda en az 10 olması gereken öğrenci sayısı 6'ya düşmüş. Geçen yıl 14 öğrenci varmış. 2 kişi daha olsa 2. öğretmen atanacakmış. Köy ahalisinin öğrencisini göndererek desteklemesi gereken okul desteksizlikten kapanma aşamasına gelmiş…
Harmanlı'da durum kısaca böyle…
****
Kemal Demirel köylerin okullarına kavuşmasını kendisine vazife bilmiş. Açılacak okullarla birlikte tayin bekleyen öğretmenlerin de atamalarının yapılacağını, böylece açıkta öğretmen kalmayacağını söylüyor. Kendi köyünün okulunda okuyan çocukların daha mutlu ve dolayısıyla daha başarılı olacağını savunuyor.

Taşımalı sistem akil bir uygulama olarak başlamış olabilir ama kazandırdıklarının yanında kaybettirdiklerini de iyice bir incelemek lâzım.
Sosyologların köylere inerek bu sistemi tek tek, kişi kişi incelemesi, herkesi dinlemesi, bu çalışma sonucunda da bir rapor oluşturarak Meclis'e sunması gerek.
Ki kâr-zarar ortaya çıksın.
Çıkan sonuca göre de köy okullarının kapatılmasına sebep olan etmenler ortadan kaldırılıp o okullar birer birer tekrar açılsın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder