24 Kasım 2014 Pazartesi

Hepimiz öğretmeniz, hepimiz öğrenci

Başlığa bakıp da öğretmenlerimizin üzerlerimizdeki haklarını görmezden geldiğimi düşünmeyin sakın.
O değişmez.
Arada sırada öğretmen olduğu halde öğretmenlik mesleği ile buluşmamış, mesleğine çok uzak, kendi içsel, ailesel ya da maddesel sorunlarını okula taşıyan, bu sayede de pek çok evladı eğitimden soğutan ya da geleceğini yakan öğretmenler de çıkmıyor değil.
Lakin istisnalar kaideleri kat'iyetle bozmaz.
Öğretmen kutsaldır...
Nokta!
****
Bu yazımda hayat içerisinde öğrendiklerimize ve öğrettiklerimize yer vermek istedim biraz.
Sadece okula sınırlı kalmadan, hayatın her alanında dolaşarak.
Anne karnına düştüğümüz anda başlıyoruz öğrenmeye belki de.
Biz öğrenmeye başlamıyorsak da bizi bekleyenlere öğretmeye başlıyoruz.
Anneliği, babalığı, büyükanne ve büyükbabalığı.
Herkes bir anda sıfatlar kazanıyor sayemizde. Dayı-amca-teyze-hala-kuzen-yeğen...
Hepsi sıfatlarını taşımayı öğreniyorlar öncelikle.

Doğduktan sonra hayatta kalmayı öğreniyoruz yavaş yavaş.
Biz yaşamayı öğrenirken, bizi kucağına alanlara öğrettiklerimiz ise hiçbir okulda öğretilmiyor.
Hayat Okulu'nun öğrencileri ve öğretmenleri sürekli değişerek birbirlerinin içine geçiyor.
****
Okulda ya da evde bir çocuğa öğrenmeyi öğretmeli en çok.
Öyle öğretmeli ki öğrenme açlığı ile beslenmeli o çocuk. Meraklı ve duyarlı olmalı.
En çok da öğrendiklerini öğretmeye sevdalı.
Öğretici olmak için ise akademik bilgiyle donanmış olmak gerekmiyor her zaman.
İyi bir öğrenci kötü bir örnekten dahi çok şey öğrenebiliyor.
"Hiç kimse işe yaramaz değildir, en azından kötü örnek olabilir" derler...
Marifet oradaki ana fikri çıkartabilmekte...
Zaman zaman tanımadığımız ama bir yerlerde karşılaşıp iletişim kurmak zorunda kaldığımız insanlar da öğretiyor usulca. Hem de hiç tahmin edemeyeceğimiz, hiç beklemediğimiz bir yerlerden yakalayarak açığı. Öğrendiğimiz her ne ise farkında olmadan tamamlayıveriyor eksik olan o parçayı.
Belki bir otobüs yolculuğunda yanımızdaki koltukta oturan, ilk bakışta çok da olumlu intiba bırakmayan birisi.
Ya da çok ulaşılmaz görüp de içerisine girdiğinizde sizde hayal kırıklığı yaratan birisi öğretiyor.
Öğrenci ise hep öğreniyor....
Dedim ya; insan yeter ki öğrenmeyi öğrenmiş olsun. Yeter ki bilgiye nasıl ulaşacağını biliyor olsun.
Yeter ki bildiklerini kendisine saklamayıp paylaşma arzusuyla yanıp tutuşsun.
Yoksa tüm dünyanın bilgilerini elektronik belleğe alıp da beyne yüklemekte değil mesele.
An be an öğrenerek yaşamak hayatı yaşanır kılan.
Keşfederek ve her keşifle yenilenerek...
Yenilenmenin heyecanını yüreğinin ve beyninin en derinlerinde hissederek...
Her öğrendiği bilgi ile "Daha öğrenilecek ne kadar çok şey var Allah'ım" deyip bilgisizliği ile yüzleşerek.

Hani Sokrates demiş ya; "Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir" diye.
Ve ardından devam etmiş:
* Bilen insan kötülük yapmaz.
* Cahil insan kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir.
* Kimseye hiçbir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.
* Öğrenmek, eskiden bilinmiş bir şeyi yeniden hatırlamaktan başka bir şey değildir.
Tarihin her evresinde edilmiş öğrenmekle ve öğretmekle ilgili sözler.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız" da denmiş, "Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" da...
****
Öğretmenler Günü'ne dönersek;
Ülke geleceğinin yeni gelen nesillerde olduğunu bilenler, en çok o ülkenin eğitim sistemini önemserler.
Eğitim ve öğretimi 'yenilenen çağla' güncellenen bir sistem içinde sürdürmek isterler.
Öğretilecek bilgiler aynıysa da sistem evrilerek daha kolay zerk edilir hala getirilmelidir.
Okul; hem öğretmenin, hem de öğrencinin mesai yaptığı yer olmaktan çıkmadığı sürece ise gençlerden daha fazla bir şey beklenmemelidir.
Sonuçta bu hamuru tutan bizleriz.
Kıvamı tutturamadıysak bundan şikâyet etmek yerine neyi eksik ya da neyi fazla koyduğumuzu gözden geçirmeliyiz.
İnsan yetiştirmekte başarılı olan memleketleri inceleyerek onlardan model transfer etmeliyiz.
Test çözmekten kafasını kaldıramayan zavallı çocuklar yetiştirmemeliyiz.
Eğitim bu değil...
Okul bu değil...
Artık bunu öğrenmeliyiz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder