21 Aralık 2018 Cuma

Kokuşizm!

Ne kadar romantik, ne kadar uzaklara bakan, ne kadar uzaklardan bakan yazan yazılar yazıyordum hep değil mi? 
Romantik ve duygusal değildim aslında, sadece duyguluydum.
Uzaklara bakmıyordum aslında, ta en derinlere bakıyordum.
Uzaklardan bakmıyordum aslında, sadece yukarılardan bakıyordum.
Çünkü olanlar ve olacaklar yukarılardan gayet net görünüyordu.

İnsanın içindeki öze dikmiştim gözümü. Orada gizlenen sinsi uşağın fırsat bulduğunda neler yapabileceğini gözlüyordum. Gün geçtikçe cesaretlenen ve gün yüzüne çıkma vaktinin geldiğini düşünen uşak, maharetlerini büyük bir meydan okuma ile gözler önünde sergiler oldu sonunda.
Üstelik alkışı aldıkça daha da küstahlaşarak kendi içine hapsettiği şeytanının iplerini çözdü attı.
Matruşka gibi, içindeki her kilit açıldıkça o zindanların içinden daha kötü birer canavar çıktı.

Sokaklarda kendi halinde yaşayan kediler köpekler futbol topuymuşcasına tekmelendi, minicik kafaları ayaklar altında böcek ezer gibi ezildi, karga yavruları su dolu yalaklara batırılıp batırılıp çıkartıldı, koca koca balıklar göz göre göre denizde kurşunlandı.
Kendisine faydası ya da zararı olmayan hayvanları "spor" niyetine avlayanlar yeterince acımasızken, bir de üzerine işkenceciler türedi.
Türedi demek de yanlış aslında, bu işkenceciler hem artık kendilerini saklamaya hacet duymadıklarından, hem de teknoloji marifetiyle daha görünür hale geldiler.
Onlar vahşet sundukça kendisini izleyenler daha fazlasını istiyor, izleyiciler daha fazlasını istedikçe o daha fazlasını sunuyordu.
Kendilerinden güçsüz buldukları her canlıya gizli gizli eza ederken, sonunda iş geldi kameralar önünde işkence "SHOW"una döndü.
Sonuç;
El kadar papağan Bahtiyar'ın ümüğünü sıkıp cayır cayır bağırtan, ayağını kıran, bunu da sosyal medyada paylaşmaktan haz alan garip bir insan. O insan şimdi 21 gün akıl hastanesinde kalacak. Adamın "eğlence" dediği bu zulümden kurtarılan ve ameliyat edilen Bahtiyar ise hayata daha fazla tutunamadı ve yaşadığı stres sebebiyle öldü. 
Hadi doğal ortamından aldın evine getirdin, bari zulüm etme değil mi! Bırak mutlu olsun. Onun mutluluğu ile sen de mutlu ol. Onun varlığı sana arkadaş olsun, yoldaş olsun. Hayvanı bağırtarak mı eğleniyorsun?
Ne diyelim; mutlulukla hiç tanışmamış kişilerden mutluluk yaşamasını ya da yaşatmasını beklemek de bizim ahmaklığımız olsun.

Sirklerden Marketlere

Sirklerde güle oynaya izlediği hayvanların o hale gelene kadar nasıl bir şiddete maruz kaldıklarını canlı canlı gören insan gibi insanlar, insanlıklarından utandılar. 
Hayvanı kendine benzetme, bırak derken onun canını yakma, bırak onu doğasına, doğduğu gibi, yaratıldığı gibi yaşasın dediler.
Hayvana zulmeden zalimdir, bir canlıya bunu yapabilen her canlıya yapabilir, hayvan konuşamıyor diye ona bu kadar rahat zulüm ediyor bu yaratıklar, bunlar insana da aynı zulmü eder ve onları da sustururlar, onlar susturamadıklarından korkarlar, onlar konuşandan korkarlar, onlar bir kötülüğü yapmaktan değil, ortaya çıkmasından korkarlar, onları alkışlamayın, cesaretlendirmeyin, onları iyi halden salıvermeyin, hayvanı önemsiz görmeyin, yasalar çıkartın, bu zalimlere ağır cezalar verin, dediler.
Çocukları yetiştirirken hayvanlarla bir arada yetiştirin, hayvanın da bir canı olduğunu, üzüldüğünü, sevindiğini, acı çektiğini, özlediğini öğrensinler dediler.
Besin zincirindeki hayvanların etlerini market raflarındaki halinden çıkartıp, minicik sevimli mi sevimli bir kuzuya, koca cüsseli bir ineğe, telâşeli bir tavuğa, paytak paytak yürüyen bir ördeğe ait olduğunu göstererek, o etin bir canlının eti olduğunu, insanoğlunun yemesi için o hayvanın canını verdiğini, o yüzden çocuklara hayvana eziyet etmek bir yana, şükretmesi gerektiğini öğretmeye gayret ettiler.

Doğanın Dengesi

Doğa böyle avlar ve avcılar ile dolu ve besin zincirinin en altında en çok üreyenler var. 
Besin zincirinin üzerindeki canlılar teker teker üreyip kolay kolay büyümezken, bir tavşan bir batında 8-10 yavru verebiliyor. 1 aylık bir gebelik sonunda dünyaya gelen yavrular da 5-6 ay sonra çiftleşmeye hazır hale gelince tavşan ailesi korkunç bir hızla genişliyor. Fareler, böcekler, kaplumbağalar, kuşlar, memeli olmayan balıklar ona keza.
Neyse ki doğanın kendi içindeki dengesi bu hızlı üretimi aynı hızda bir tüketim ile dengeliyor.
Yeter ki işin içine "insan" girmesin.
****
Akil insanlar sorunun kaynağına odaklandıkça diğerleri "YOL YABDIK!" dedi durmadan.
O yollardaki trafikte terör esiyormuş, insanlar araçlarında pompalılarla ya da beyzbol sopalarıyla geziyormuş, kim kimi sıkıştırırsa onun üzerine çöküyormuş haberleri olmadı. Onlar sadece pusu kurdu ve ceza kesti.
"Kadın namusumuzdur" dediler, her türlü namussuz arzularını kadının bedeninde söndürdüler.
"Çocuklar geleceğimizdir" dediler, çocuklara uyguladıkları "eğitim" ile onları pimi çekilmiş bomba misali toplumun içine yerleştirdiler.
"Kurban kesmek sevaptır" dediler, sevap kazanmak uğruna hayvanlara ettikleri eziyetler ile günahların en büyüğünü işlediler.
****
İnsanın ve dolayısıyla toplumun bozulduğu üzerineydi tüm yazılarım.
O duyarsızlık, o adamsendecilik, o adam kayırmacılık, o kabalık, o riyakarlık üzerineydi.
Tüm bunları alkışlayıp tepemize çıkardılar, televizyonu, sinemayı kullanarak toplumu daha nasıl bozabiliriz derdine düştüler, biz televizyonu kapattık, o filmleri protesto ettik.
Gördük işte; yaptıkları yollar çöktü, tren vagonları birbirine girdi, binalar yıkıldı, insanlık değerleri yerle yeksan oldu.
2023 hedefine vardığımızda kendi pisliğinde iyice boğulmuş bir ülkenin ortasında kalacağız ihtimal.
Barbaros Şansal bunu böyle açık seçik söyledi diye linç etmeye kalkıştılar hatırlayın, lakin b.k seviyemiz gittikçe yükseliyor.
Tam bir kokuşizm içinde yaşarken bunlar koku da mı almıyorlar, yoksa ülkeyi saran bu kesif kokuyu kendi kokularından dolayı mı duymuyorlar anlamadım ki!

Siz de hayvan sevenlerden misiniz? / 14 Ekim 2010
Hayvan kes(eme)me bayramı! / 30 Eylül 2014
Hayvana zulmeden zalimdir / 25 Şubat 2016
Harambe'ı neden vurdunuz? / 8 Haziran 2016
Kuyudan ders çıktı / 15 Şubat 2017
Zulmün adı ET olmuş! / 6 Eylül 2018
Kokuşizm! / 21 Aralık 2018 
Tavşan Kaç! / 13 Ağustos 2019
Aman avcı, vurma beni! / 5 Şubat 2019
Siz Niye Oturuyorsunuz? / 27 Ekim 2019
Had Safhada Vahşet Dönemi / 25 Kasım 2022

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder