18 Şubat 2016 Perşembe

"Temas muhakkak" yazıyor

Gecenin karanlığında ışıl ışıl bir Ankara. 
Uzaktan bakınca gecenin örtüsünü üzerine çekmeye başlamış, dünya halinde sanki.
Öyle munis, öyle sessiz...

Işıldayan şehrin tam ortasından yükselen o dumanı bile alalıyor gecenin gizemli büyüsü.
Oysa henüz birkaç saat önce....
Akşam saati patlıyor Ankara. İşinden çıkıp evine dönenlerin, yolda telaşeyle yürüyenlerin, trafik lambalarında bekleyenlerin ortasında öyle bir patlıyor ki hem de, kentin her yanından duyuluyor patlama.
Sonra da işte böyle tütüyor dumanı...
Paramparça oluyor insanlar, lime lime oluyor hayatlar.
"Nefesiniz kadar yakınız size" der gibi sanki bu patlatma da... "İstersek eğer......" der gibi...
Tehditkâr ve küstah...

Bombalar sadece uzaklarda patlamıyor artık, en duyulacak yerde, en ses getirecek yerlerde patlıyor. 
Şehrin göbeğinde, memleketin kalbinde, kulağımızın dibinde. 

Tam da istendiği gibi klasik bir Orta Doğu ülkesi görünümünde şimdi Türkiyem. 
Kavga, gıybet, terör, cinayet, patlama patlama patlama, kan kan kan, oluk oluk kan...
"Uygarlık ve medeniyet sizin neyinize" fısıltılarını duyuyorum sanki uzaklardan...
"Memleket mutlaka modern, medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır." diyen Atam da çaresiz artık. 
Her bir sözü bir vecize olan sözlerini dinleyen kim...
Hattâ bilen kim?
****
Kendimizi eve sağ salim attığımız her gün için dua eder hale geldik bak. 
Kaç cephede çarpışıyoruz hayatta kalabilmek için...
Bazılarından kıl payı sıyırıyoruz, bazılarının ise kurbanı oluyoruz.
O günü kazasız belasız atlattıysak eğer, bunu hayat öykümüze kâr yazıyoruz.
Bütün askeri birliklerin en görünür yerlerinde, üzerinde 'Temas Muhakkak' yazılı olan en az bir tane pankart asılı olduğunu görmüştüm bir televizyon programında.
Her an bir çatışma, her an bir saldırı, her an bir patlama ile karşılaşabilirsiniz demekti o. 
Her an ölebilirsiniz demekti.
Vatan için ölmek bir şey değildi, lakin ölümün ne zaman geleceğini beklemek çok şeydi.
Baktığım her yerde o tabelayı görüyorum ben artık.
"Temas Muhakkak!"
Ne zaman, nerede?
Ben mi, yakınlarım mı, uzaklarım mı?
Bu sefer kurban kim?
Çok geçmiyor, bir sıcak temas yaşanıyor yeniden.
Stratejistler konuşuyor, siyasiler konuşuyor, akademisyenler konuşuyor, halk konuşuyor...
Ben tabelaya bakıyorum.
"Temas Muhakkak!" yazıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder