12 Mart 2018 Pazartesi

Çağrılmaya gör

11 kadın.
11 genç kadın.
11 eğitimli ve meslek sahibi kadın.
Kadınlardan ikisi pilot, birisi hostes.
Diğerleri de benzer yaşlarda ve benzer hayatlarda genç kadınlar.
Arkadaşlar.
Kankalar.
Öyle ki o genç kadınlardan birisinin evliliği öncesinde kız kıza bekarlığa veda partisi yapmak için hep birlikte yurt dışı seyahati yapan birbiriyle can ciğer kadınlar. Bekarı, nişanlısı, evlisi, hamilesi...

Kim bilir ne kadar eskiye dayanıyor arkadaşlıkları.
Belki ilkokulda, ya da üniversitede, ya da yazlıkta bir ev ötesinde, ya da belki bir arkadaş vesilesi ile tanışıp taşımışlar arkadaşlıklarını bu zamana.
İlk tanıştıklarında bilirler miydi son anlarını da birlikte yaşayacaklarını?
Kader dersen, işte kader.

Partiye giden sekiz genç kadın birbiriyle uzun zamandır arkadaştı. İki uçak pilotu ve bir kabin görevlisi ile ise tesadüfler silsilesi ile kesişmişti yolları. 
Bir sona doğruydu çıktıkları bu yolculuk, lakin hiçbirisi bunu bilmiyordu.
Partilere gidildi, selfieler çekildi, sosyal medya için en havalı pozlar verildi, bol bol eğlenildi. Kızlardan üçü bu yaz birer ay arayla evleneceklerdi. Birbirlerinin bekarlığa veda partilerine katılmak için sözleşildi.

Dönüş vakti geldi sonra.
En neşeli halleriyle doluştular yine uçağa. Hiç unutmayacaklardı bu seyahati.
Oysa nereden bilirlerdi ki unutmayacak kadar yaşayamayacaklarını.
Havalandılar. 
Uçakta kim bilir neler konuştular, nelere gülüştüler, neler düşündüler?
Ve o an:
O son anlarda neler yaşadılar?
Korktular mı? 
Çığlık çığlığa mıydılar?
Yoksa bir anda mı oldu her şey?

Her genç ölümde dediğimiz gibi, bu hikâye böyle sonlanmamalıydı.
O genç kadınlar yaşamalıydılar. Öyle çok yaşamalıydılar ki hatta, yaşlanmalıydılar. Acıyı da tatlıyı da tatmalıydılar. Hüzne de sevince de doymalıydılar. Çalışmalı, aldıkları eğitim ile hayata katkıda bulunmalıydılar. 
Dinleyecek ne kadar çok şarkı, okuyacak ne kadar çok kitap, izlenecek ne kadar çok film, gidilecek ne kadar çok yol vardı daha. 
Haftaya, üç ay sonraya, seneye ve ondan sonraki seneye ne kadar çok plan yapmışlardı üstelik. 
Düğünler, doğumlar, bebekler...

Ah, ne çare...
Bilinmez mi hiç 'gel' denince gidilir.
Demiş ya şair, 'Kim bilir, nerde nasıl, kaç yaşında?' diye.
Öyle işte. Çağrılmaya gör...

Bir anda ortaya çıkan "Zamanınız Doldu" yazısı ile birlikte bitiyor olmalı her şey.
11 kişinin zamanının aynı anda nasıl dolduğunu anlamak istiyor insan işte o an.
Açıklama istiyor. Bulamıyor. Aklı ermiyor. Havsalası almıyor.
Kader deyip boyun büküyor çaresiz. Vardır çağıranın bir bildiği deyip tevekküle sığınıyor.

Hani ölen öldüğünü bilmezmiş ya, ölenlerin öldüğünü kabullenince arkada kalanları düşünüyor insan bu kez de.
Sözlerin kifayetsiz, her türlü gücün güçsüz kaldığı, hiçbir tarife sığmayan o acıyla ömrünü tamamlayacak olan ana babaları, o acıdan nasibini alacak olan aile efradı ve arkadaşları, bu dünyadan uçup giden gençlerin gençliğine kıyamayan tüm iyi insanları düşünüyor.
Belki de en çok kendini, kendi canını, kendi can parçasını düşünüyor.

Elbette ki biliyor ölüm var.
Elbette ki biliyor doğurduğu çocuk da ölüyor an be an.
Elbette ki biliyor doğumla başlıyor her canlı ölmeye.
Elbette ki biliyor bilinmez bir meçhule yürüyor herkes gündüz gece.
Ve elbette ki biliyor, bazılarının yolları uzun, bazılarınınki kısa epeyce.
****
Birleşik Arap Emirlikleri'nden Türkiye'ye gelirken İran'da düşen özel jetin kaptan pilotu Beril Gebeş, ikinci pilotu Melike Kuvvet, hostesi Eda Uslu. 
Yolcular Mina Başaran, Zeynep Coşkun, Ayşe And, Sinem Akay, Burcu Gündoğar Urfalı, Jasmin Baruh Siloni, Aslı İzmirli ve Liana Hananel.

11 biten hayat...
11 kader arkadaşı...
11 dolmaz boşluk...
11 bitmez acı...

Söz bitti...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder