21 Ocak 2017 Cumartesi

Süleyman Hep Başbakan

Sezen Aksu'nun "Gidemem, gitmem" şarkısını bilirsiniz. Hayatımızın neredeyse temel taşı olmuştur şarkıdaki bu sözcükler. Nasıl bir vefaysa artık...

Gidemeyenler arasında en bilineni olan ve Türk siyasetine damga vuran, 6 kere gidip 7 kere gelen 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'i hatırlayın mesela. 
"Süleyman hep başbakan" diye şarkısını bile yapmıştı Fikret Kızılok. 
Demirel 7 yıl cumhurbaşkanlığı yapmış, 7 farklı hükümette görev almış ve 10 yıldan fazla başbakanlık yapmıştı.
Kızılok'un dediği kadar vardı kısacası.
Şöyle bir araştırdım da; bu şarkı ve Demirel'in elli yıllık siyasi hayatından karelerin yer aldığı şarkı klibi için hiçbir aykırı söz söylenip, Kızılok için hiçbir dava açılmamış. 
Kendisiyle o kadar barışıktı ki Demirel, güler geçerdi bu tarz eleştirilere. 
Barışıklığı ve aldırmazlığı gidiş-gelişlerin sayısından de belli değil mi zaten?

Gidemeyenler arasında "Bizi ancak ölüm ayırır" diyerek koltuğuna yapışıp da bir türlü ayrılamayan bürokratlar da vardır hep, miadı dolmuş bir ilişkiyi sürdürmeye çalışıp sürünenler de.

Vefalı olmak güzel bir şey elbette ama vakti geldiğinde gitmeyi de bilebilmeli insan.
Hele ki söz konusu 'hizmet' ise yerini yeni gelene devredebilmeyi bilmeli. 
Bunu yenilgi olarak değil de, bir çeşit bayrak yarışı olarak görüp, bayrağı arkadan gelen taze nefese layıkıyla teslim edebilmeli ve tecrübelerini bilgelikle paylaşabilmeli. 
Gitmem de gitmem diyerek ve kalmak için her yolu mubah sayıp direnerek karizmayı çizdirmemeli.
Eninde sonunda gideceksin nasılsa, vakitlice git de bari gidişin muhteşem olsun...

Biz böyleyiz işte,
Gidemiyoruz bir türlü
Ne makamdan, ne kurumdan, ne de dosttan arkadaştan ayrılamıyoruz, kopamıyoruz.
Hele de o kaynaktan besleniyorsak, yani makam ile var olmuşsak, makama değer katmak yerine makamdan değer alıyorsak kat'iyetle o makamı bırakamıyoruz.
Kendi içimizde güçlü olmuş olsak eyvallah deyip gitmeyi de bilirdik ya, hep zayıflıktan işte.
Hep tutunarak yaşamaktan...
****
Demirel gitti gitti geldi demiştim yazının başında. 1965 yılında Türkiye'nin 30. Başbakanı olarak başladığı siyasi koşusuna 1993 yılında kulvar değiştirip 9. Cumhurbaşkanı olarak devam etmiş, görev süresinin bitimine doğru cumhurbaşkanlığı süresinin beş yıl daha uzatılmasını öngören T.C. Anayasası'nın 101. maddesi ilgili değişiklik teklifinin 5 Nisan 2000 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda reddedilmesiyle 2000 yılında Köşk'e (mecburen) veda etmişti.

Bu yıllar arasından ABD'de, Lyndon B. Johnson (1963-1969), Richard Nixon (1969-1974), Gerald Ford (1974-1977), Jimmy Carter (1977-1981), Ronald Reagan (1981-1989), George H. W. Bush (1989-1993), Bill Clinton (1993-2001) olmak üzere 7 adet başkan değişmişti. 
Biri gitmiş, diğeri gelmişti.
Rusya da ABD'den farklı değil.
İngiltere de...  

Onlarda kişiler böyle değişip dururken ve bu değişimlerde sıkıntı yaşanmıyorken bizim aynı kişilere takılıp kalmamız bizden mi kaynaklanıyordu, yoksa kişilerden mi?
Biz mi seçmeyi bilmiyorduk, yoksa seçtiklerimiz mi gitmeyi bilmiyordu?
Israrcı olan biz miydik, yoksa onlar mı?

Üzülerek söylüyorum ki, galiba seçtiklerimizin gidecek başka hayatları yoktu.
Yazık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder