13 Ocak 2014 Pazartesi

Anlat Canan Anlat


Hayat insanı, birbirini izleyen tesadüfler zincirine eklenen farklı halkalarla birlikte, olması gereken yere yönlendiriyor sessizce.
Üstelik oyunun sahibi sanki kendi değilmişcesine…
Adım adım alınan yollar, o yollarda karşılaşılan insanlar, buluşmalar, ayrılıklar…
Doğumla birlikte akmaya başlayan ömür nehrinde atılan kulaçlar.
Herkes kadar mutsuz, herkes kadar mutlu ama hep umutlu…
Bundan birkaç yıl önce başlayan yazı hayatında arkasını yaşanmış yıllara dayayarak aldı sazı eline, vurdu sazın tellerine.
Kâh içerledi yazdı, kâh sevindi yazdı…
Gitti yazdı, gördü yazdı, dinledi yazdı.
Hiç durmadan hep yazdı, hep yazdı.
Binlerce cümle kurdu onca yazıda.
Anlatacak bu kadar çok şey biriktirmişliğine kendisi de şaşırdı üstelik…
Başka bir pencereden bakan başka bir göz oldu okuyanlara.
Davet etti onları kendi penceresine.
“Bir de buradan bakın” dedi usulca.
Bazen bulutlara çıkarak, bazen derinlere dalarak, bazen tahammül sınırlarını zorlayarak, bazen boşvermiş bir aldırmazlığa sığınarak anlattı anlatacaklarını.
Zamanlar geçti o yine yazdı.
Aklına gelmeyenler çıkmaya başladı karşısına, hayal etmedikleri can buldu bir bir.
Bambaşka bir dünyada buldu kendisini.
Yadsımadı da o dünyayı.
İçin için biliyordu belki de gerçek yerini.
Şaşırmadı o yüzden…
Oldukları yerlerden kopup gelenlerle buluştuğu köşebaşında kenetlenmenin ve birbirlerine yoldaş olmanın hazzını yaşadı.
Yazı sevdası içinde ve bütün bedeni o sevdanın emrinde sürüp giden günlerin devamında da, hayatın kıyısında köşesinde merkezinde, gördüğü duyduğu okuduğu, sevdiği, inandığı, anladığı ve üzerine yorup yorumladığı her ne varsa yazacak yine satır satır.
Yine yüreğinde hissettiğince, yine dili döndüğünce.
Bazen Bursa, bazen Türkiye, bazen Dünya.
Bazen sanat, bazen siyaset.
Günlük hayat, geçmiş günler, duygular, anılar, dilekler, şikayetler, tavsiyeler…
Hepsinin merkezinde insanlık, hepsinin odak noktası bağımsızlık…
Anlayışı ne beyaza kara çalmak, ne de karayı aklamak.
Gördüklerini, duyduklarını, duyumsadıklarını sadece ama sadece olduğu gibi anlatmak…

****
Bu yazının yazılışının üzerinden geçen yaklaşık 6 yılın ardından, 9 Aralık 2019 günü raflara çıkan ve deneme yazılarımdan derleyerek oluşturduğum kitabımın adını bu yazıdan esinle Anlat Canan Anlat koydum.
Kitabın öyküsünü Bir Kitap Hikâyesi başlıklı yazımda anlattım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder