23 Mart 2013 Cumartesi

Besle kargayı kutlasın baharı

Bugünler ta o günlerden belliydi malum.
Yıllarca yakalanamamıştı da sonra birden "buyrun" denilip ikram edilmişti pamuk ellerimize.
15 Şubat 1999.
Yer Kenya...
Biz de sevinmiştik hani.
Hemen tıkmıştık içeri.
Üzerine asalım mı yoksa besleyelim mi diye didişmiştik bir de.
Asın denilirse asılacağını, asmayın denilirse asılmayacağını bilmezmiş gibi...
Asamadığımıza göre besleyecektik elbet.
Rahatına rahat katmak için kuş tüyleri serdik kafesine.
Terörist başına değil başkanlara layık ağırladık bir güzel.
Adını bile unutturduk, İmralı dedik kendilerine.
Daha bir masum, daha bir legal...
Elindeki kanları yıkadık, karşı gelenleri de içeriye attık.
Hadi şimdi yolun açık.
Yürü ya kulum..!
Havalanmaya hazırlanan bir balon misaliydi sanki her şey.
Balonun sepetini ilmek ilmek örenler, yükselmek için gereken sıcak havayı körükleyenler ve balonun halatlarını çözenler...
Sepete doluşarak havalanmaya başlayan balonun daha yükseklere çıkabilmesi için de, bu havalanmaya baş koyduklarına aldırmaksızın "kendilerinden" olmayanların başlarının safra olarak balondan atılması lazımdı elbet.
Atılmaya başlandılar da...
Sizinle işimiz buraya kadar.
Bay bay...
Bu balonun hepimiz için mi şişirildiğini zannetmiştiniz yoksa?
Size yetmez ama evet, safdilliğinizin kurbanı oldunuz.
Üzgünüm...
****
Nevroz'u kutlamayı kendilerine bayrak yaparak devletin bayrağını yok sayan ve baharın yalnızca kendilerine geldiğini var sayarak bahar sarhoşluğuna kapılan her kim varsa en kısa mevsimin bahar olduğunu unutmasın derim...
Ne bahara güven olur bu memlekette, ne de havalanan balonlara...
İkisinde de biraz fazla ısınmaya görsün hava...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder