12 Mart 2017 Pazar

Kanun var Nizam var

Yan komşuna çat kapı gidemezsin. 
Çocuklarının evine çat kapı gidemezsin. 
Annenin babanın evine çat kapı gidemezsin. 
Misafirliğe gideceksen önce ev sahibine haber edersin, ev sahibi müsait değilse ziyarette ısrarcı olmaz, ziyarete ev sahibinin müsait olduğu zaman gidersin.
Üstelik sen, sana da çat kapı gelinsin istemezsin. 
Kapı çalındığında göz deliğinden bakarsın önce. Gelen kişi senin evine zarar verebilecek biriyse eğer, ya kapıyı açmaz ya da kapıyı aralar ve neden içeriye girmemesi gerektiğini söylersin. Kapıdan kovulan kişi pencereden girmeye kalkarsa pencereyi de kilitlersin. 
Ziyaretçinin senin evinde yaşayan akrabalarını ziyarete gelip onlarla kendi aile meseleleri hakkında konuşacak olması seni bağlamaz. Ev senin evindir.  
Çok ısrar ederlerse ziyaretçiyi de akrabalarını da kapının dışına davet edersin ve "Çıkın dışarıda konuşun" dersin...

Türkiye ve Hollanda 405 yıldır diplomatik ilişkileri kesintisiz süren dost ve müttefik iki ülke iken, Hollanda'da yarım milyon kadar Türk vatandaşı yaşıyor iken nasıl oldu da bir anda buraya geldik. 
Nasıl oldu da zihniyet bir anda "Müslümanları istemiyorlar" oldu? 
Peki ya o yaşanmış 405 yıl nereye kayboldu?

Kabadayılıkla kapıya dayanmak, türlü çeşit oyunlarla pencereye zıplamak ve sonra da kapatılan kapılarla pencerelere küfür sallamak iş değil. 
Bizde pek kullanılmıyor olabilir ama demek ki oralarda hâlâ daha "Kanun ve Nizam" var. Onlar da bu kanunları ve bu nizamı kendi ülkelerini ve kendi çıkarlarını korumak adına en sertinden uyguluyorlar. 

Oysa Prof.Dr. Nurullah Çetin bir yazısında der ki: "Türk kelimesinin bir manası da 'kanun ve nizam sahibi'dir. Töre millet birliğinin, kanun da devlet birliğinin ve devamının garantisidir. Türk beyleri, 'kanun ve nizam sahibi' manasındaki 'Türk' adını unutursa devlet de kalmaz millet de. Eski Türklerde il, yani devlet, teşkilatlanmış siyasi toplum ve millet demektir. Türk devleti, tarih boyunca kanun, nizam, adalet, hak, hukuk, hakkaniyet gibi kavramlara sıkı sıkıya bağlı kaldıkça ayakta kalmış ve daha da güçlenmiştir. Ancak hukuku, adaleti yok saydığında, bunlar ortadan kaldırıldığında devlet de yıkılmış, millet de dağılmıştır."

Biz de kanuna ve nizama uyup, yasal yollardan yürüsek daha iyi olmaz mıydı? 
Uluslararası ilişkilerin uluslararası kuralları yok mudur?
Kızı Allah'ın emri peygamberin kavliyle istemek varken kaçırmaya çalışmak abesle iştigal değil midir?
Kaçıramayınca da böyle kös kös...
Yazık...
Bu ülkenin vatandaşları olarak bu itelemelere, bu kakalamalara çok üzüldük, çok kızdık ama en çok da çok utandık...
****
Konuyla ilgili Resmi Gazete'de de şöyle yazar:
MADDE 10 – 298 sayılı Kanuna 94'üncü maddeden sonra gelmek üzere..... (22 Mart 2008)
MADDE 94/A – Yurt dışı seçmenlerin sandık, mektup, gümrük kapılarında oy kullanma veya elektronik oylama yöntemlerinden hangisine göre oy kullanacağına yabancı ülkenin durumuna göre Dışişleri Bakanlığı'nın görüşünü alarak Yüksek Seçim Kurulu karar verir.
Yurt dışı seçmenler, milletvekili genel seçimi, Cumhurbaşkanı seçimi ve halk oylamasında oy verebilirler.
Yurt dışı seçmenler sadece seçime katılan siyasi partilere oy verebilirler.
Yurt dışında ve yurt dışı temsilciliklerde seçim propagandası yapılamaz.
MADDE 94/E’nin 6. fıkrasına göre; “Gümrük kapılarında seçim propagandası yapılamaz”.

Anlaşıldığı üzere;
Kanun ve Nizam var, 
Var da, uygulayan yok...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder