9 Mayıs 2026 Cumartesi

"Hekimlik Yalnızca Muayene Odalarında Yapılan Bir Meslek Değildir!"

Bursa Tabip Odası’nın 12 Nisan 2026 günü yapılan Olağan Seçimli Genel Kurulu'nun ardından göreve başlayan yeni Yönetim Kurulu, 9 Mayıs 2026 Cumartesi sabahı Tabipler Lokali’nde ‘Basınla Tanışma Kahvaltısı düzenledi. 
Sağlık konusunda verecekleri mesajları topluma iletecek ve toplumda sağlıkla ilgili eksik gedik, doğru yanlış ne varsa kendilerine iletecek olan kurumun basın olduğunun bilinci ile düzenlenen bu buluşmada Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin ve Yönetim Kurulu Üyelerinden Dr. Deniz Alpan, Dr. Serdar Sarıtaş, Dr. Özlem Sezen ve Dr. Kenan Ergus hazır bulundu. 
Başkan Ferda Firdin; bunun yalnızca bir tanışma kahvaltısı değil; Bursa’da sağlık hakkını, toplumun doğru bilgiye ulaşması hakkını ve kamusal sorumluluğu birlikte konuşabileceğimiz bir dayanışma ortamı olduğunu söyleyerek başladı konuşmasına. 

"Hekimlik yalnızca muayene odalarında yapılan bir meslek değildir"
Bursa Tabip Odası olarak hekimliğin yalnızca muayene odalarında yapılan bir meslek olmadığına inandıklarını, hekimliğin toplumun sağlığını, yaşam hakkını ve insan onurunu savunma sorumluluğu olduğunu, bu nedenle sağlık alanında yaşanan her sorunun, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu dile getirdi ve bu noktada basının rolünün son derece değerli olduğunun altını çizdi. Doğru bilginin, sağlık gibi doğrudan insan yaşamını ilgilendiren alanlarda, toplum için adeta koruyucu hekimlik işlevi gördüğünü, bilimsel gerçeklerin, halk sağlığını ilgilendiren gelişmelerin ve sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunların kamuoyuna doğru biçimde aktarılmasının büyük önem taşıdığını, Bursa Tabip Odası olarak şeffaf, ulaşılabilir ve yapıcı bir iletişim anlayışı içinde olacaklarını; eleştirileri de önerileri de toplum yararını merkeze alarak paylaşacaklarını, sağlık sistemindeki aksaklıkları konuşurken yalnızca sorunları değil, çözüm yollarını da birlikte tartışmayı önemsediklerini belirtti. Sağlıkta şiddetin arttığı, hekim göçünün derinleştiği, vatandaşın nitelikli sağlık hizmetine ulaşmakta zorlandığı bir dönemde, toplumun sağlık hakkını ve hekimliğin etik değerlerini kararlılıkla savunmaya devam edeceklerini, daha sağlıklı ve daha umutlu bir kent için basın ile yan yana yürümeyi dilediklerini belirtti. 

Bu kısa ve öz açılış konuşmasının ardından sorular ardı ardına gelmeye başladı. 
İlk soru tabii ki sağlık alanlarının satışı konusu oldu. 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, içinde Bursa Memleket Hastanesi yerleşkesinin, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesinin, AOS Hastanesi ek hizmet alanının, Bursa Nilüfer FSM'deki "Hastane Alanının", Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Araştırma Hastanesinin, Bursa Yenişehir'deki eski aile sağlığı merkezi binasının, Bursa Mustafakemalpaşa'daki Tepecik Aile Sağlığı Merkezinin de olduğu, 32 ildeki toplam 71 sağlık alanı ve tesisi özelleştirme kapsamına alınmıştı. 
Ferda Firdin bu konuda üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini, Bursa Tabip Odası olarak sağlık hizmetlerinin ticari bir meta değil, bir kamu hakkı olduğunu savunduklarını ve halkın vergileriyle oluşturulmuş sağlık alanlarının özelleştirilmesini kabul etmediklerini; bu konuda 27 Nisan günü AOS Onkoloji Hastanesi önünde bir açıklama yaptıklarını söyledi. 

Türkiye’nin ilk “Devlet Hastanesi” Bursa Gureba Hastanesi
Burada araya girelim ve zamanda hızlı bir yolculuk yapalım. Bursa Devlet Hastanesi'nin tarihi epey eskilere gider. Tanzimat Dönemi Bursa'sında açılan ilk hastane Hamidiye Gureba Hastanesi'dir. Darüşşifa 1855 depreminde zarar görünce, “Anadolu Sağ Kol Müfettişi” sıfatıyla Hüdavendigar vilayetinin valisi olarak 1862 yılında göreve başlayan Ahmet Vefik Paşa, Bursa’da tüm çevrenin ihtiyacına cevap verebilecek bir hastane yaptırabilmek için eski saray (Devlet Hastanesinin karşısındaki çamlık alan)  diye anılan yerdeki Damat Efendi Konağı’nı kamulaştırarak onarım çalışmalarını başlatır. Binanın onarım çalışmaları ve gerekli malzemelerin sağlanması sırasında Ahmet Vefik Paşa görevden alınır. Binanın onarımı ancak Vali Hakkı Paşazade Hacı İzzet Paşa zamanında biter. Hastane, 1868 yılında Bahattin Efendi vekaletinde, Ahmet Vefik Paşa’nın da onayı ve izniyle açılır. Ahmet Vefik Paşa, 1879 yılında ikinci kez Bursa Valisi olunca, hastaneyi geliştirerek 45 erkek ve 15 kadın hasta kapasitesini sağlar. Böylece Bursa Gureba Hastanesi Bursa’nın ilk modern sağlık kurumu ve aynı zamanda Türkiye’nin de ilk “Devlet Hastanesi” olarak tarihe geçer. (Kaynak: OSMANLILAR DÖNEMİNDE BURSA’DA  YAPTIRILAN HASTANELER  Sezer ERER)
Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi arşivi
Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi arşivi
Hastanenin tarihî kimliği böyleyken, 
Bursa'nın kalbindeki Memleket Hastanesi 16 Temmuz 2019 günü kapatıldı. Çünkü 4 Temmuz 2019 tarihinde şehrin dışında koskocaman bir Şehir Hastanesi açılmıştı. Artık Memleket Hastanesine gerek YOK'tu. Herkes, o tarihte henüz yolu dahi olmayan, Şehir Hastanesi'ne gitmeliydi. Ya da şehrin içinde çoğalan özel hastanelerden imdat dilenmeliydi. 
Ahmet Emin Yılmaz 29 Kasım 2020 tarihli yazısında, Memleket Hastanesi'nin yeniden açılması için oluşan yoğun talep üzerine AK Parti Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin'in konuyu Ankara'ya taşıdığını ve emeklerinin karşılığı olarak Bursa'ya müjdeli haberi getirdiğini yazmış:
Esgin, "Depremsellik sorunu olan bina restorasyonu yapılıp yenilenecek. Kentin anılarının yaşadığı bina (400 yataklı) Memleket Hastanesi olarak Bursa’ya yeniden sağlık hizmeti verecek.” demiş.
Ama...
13 Nisan 2022
Sonra, sonra hiçbir şey olmadı.  
Sonra yine hiçbir şey olmadı.
Sonra bir şey oldu ve Bursa Memleket Hastanesi 24 Nisan 2026 günü yayımlanan kararla kendini sağlık alanı satışı içinde buldu. AK Parti Bursa eski milletvekili Mustafa Esgin yine konuyla ilgili bir açıklama yaptı ve Bursa’da sağlık kuruluşlarının satışa çıkarıldığı iddialarını yalanladı. “İçinde sağlık kuruluşu bulunan, fiilen çalışan veya yapımı devam eden hiçbir sağlık tesisinin ne arsası ne binası satılmaz, satılamaz. Herkes rahat olsun.” diyerek kamuoyuna güvence verdi. 
(Bu açıklamadan "içinde sağlık kuruluşu yoksa ya da fiilen çalışmıyorsa satılabilir!" sonucu çıkıyor ya neyse.)

Şehir büyük, yatak az!
Ferda Firdin'in belirttiğine göre Türkiye'nin dördüncü büyük şehri olan Bursa maalesef ki yatak sayısında 35. sırada imiş. Hâl böyleyken var olan hastanelerin kapatılması elbette ki kabul edilemez diyor Firdin. Bu karardan geri dönülmezse halk ile birlikte mücadeleyi sürdüreceklerini söylüyor. "Bursa Tabip Odası sadece hekimlerin özlük haklarını savunmuyor, halkın sağlığını da önemsiyor." diyor.
BaĞzıları gelişmeyi doktor dövmeyle ölçse de, zamanında hastaneyi imece usulü yapan halkın torunları dedelerinin emanetine sahip çıkıyor. Bursa Tabip Odası da yanlarında duruyor..

Hasta çok, hastane az!
Belli bir yaşın üzerindeki pek çok kişi hastaneleri ya da sağlık ocaklarını sosyalleşme alanı olarak kullanıyor ayrı. Şehir içindeki sağlık ocakları teknik olarak yetersiz kaldığından hastanelerin acillerinde yaşanan yığılma ayrı. Hastanelerden randevu alabilmek ayrı. Hastayı muayene edebilmesi için doktora verilen süre ayrı. Her hâlükârda doktor da çaresiz kalıyor, hasta da, hastane personeli de. Her bir tarafın ayrı ayrı haklı ve ayrı ayrı mağdur olduğu sağlık sistemin sağlıklı olduğunu söylemek zor. 

Bursa Tabip Odası Ferda Firdin ve Yönetim Kurulu Üyesi doktorlarımızın konuşmalarından birkaç satırbaşı:
* "Kamu kaynaklarının özele aktarılmasına karşıyız. Özel hastaneler özel kalmalı."
* "Hekime yönelik şiddette Bursa nispeten iyi durumda."
* "Halkın bizi yukarıda değil, kendilerinin yanında görmesini istiyoruz."
* "Tıp Fakültelerinde kapasitenin çok üzerine çıkılıyor. Bu da kaliteyi düşürüyor."
* "Hanta virüsünün Pandemi yaratacağını düşünmüyoruz."
* "Hastanede sosyalleşmenin sebepleri araştırılıp çözüm üretilmeli. İşsiz psikologlar istihdam edilebilir. Sağlıklı Yaşam merkezleri çoğaltılabilir."
* "Aşı reddi yaygınlaşıyor. Kızamık vakalarında artış var. Geç kızamık diye bir vaka var. Aşı yaptırılmamış bir çocuk 12-13 yaşlarında sinir sistemi tutulumuyla felç oluyor. Bunun tedavisi yok. Bu çocuğun kurtuluşu yok. Aşı konusunda ısrarcıyız."
* "Aşı karşıtlığı sürerse ileride bildiğimiz hastalıkların pandemisini yaşayabiliriz."
* "Yürüyormuş gibi görünse de sağlık sistemi çökmüş."
* "Koruyucu hekimlik gereken önemi görmüyor."
* "Hasta memnuniyeti önceleniyor. Sağlık, satın alınabilir bir şey oldu."
* "Sağlıkta denetlemeye ve düzenlemeye ihtiyaç var. Sağlığı para kazanma alanı olmaktan çıkarmak gerekiyor."
* "Doktorların ülkeyi terk etmesinin altında yatan sebep sadece "ekonomi" değil."
* "Türkiye gelişmiş ülkelerin hem cihaz hem de ilaç anlamında pazarı. Çok fazla tarama yapıyor, çok fazla ilaç kullanıyoruz."
* "Basamaklı sağlık sistemi olmalı."
* "Doktorun ücreti performans baskısı ile oluşmamalı."
* "Aile Sağlık Merkezleri çoğalmalı."
****
Hastaneleri basan haşaratlardan radyolojik görüntülemelere kadar pek çok konunun konuşulduğu basın toplantısını anlatmak için masama oturduğumda ülkenin Sağlık ve Eğitim bütçesini sorgulamak düştü aklıma. ChatGPT'ye sordum kısaca. Şöyle bir döküverdi verileri:

Sağlık Bütçesi 2026
2026 yılı için merkezi yönetim bütçesi toplamı yaklaşık 19 trilyon TL olarak teklif edilmiştir ve bu miktarın sadece %7,8'i Sağlık Bakanlığı için ayrılmıştır. (1 trilyon 482 milyar)
Koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay toplam bütçenin %28'i. (280 milyar 414 milyon 960 bin)
2026 yılı bütçesinden şehir hastanelerini inşa eden ve işleten şirketlere en az 136 milyar TL ödenecektir. 
(Yukarıda yazdıklarımın üzerine başka bir şey söylemiyorum.)

Eğitim Bütçesi 2026
2026 yılı eğitim bütçesi, yükseköğretim kurumları da dahil olmak üzere 2 trilyon 896 milyar TL olarak belirlenmiştir. 
MEB bütçesi: Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) 2026 yılı için 1 trilyon 944 milyar TL ödenek ayrılmıştır. 
(Okullar temizlik ve ısınma işlerini Okul Aile Birliğine yapılan bağışlarla döndürüyor.) 

Malum; siyaset, kaynakların nereye kullanılacağını belirler. 
Ben iki bakanlığı sorguladım. Diğer bakanlıkların bütçesini de siz sorgulayın. Bakalım hangi kaynaklar nerelere dağılıyor. Biz sıradan vatandaşlar göremeyiz ama; acaba örtülü ödeneklerle hangi paralar hangi mecralara akıtılıyor...
Alım gücümüzün düşmesine ve temel gıda maddelerine dahi ulaşımımızın zorlaştığına bakarsak, bunu sormak en doğal hakkımız...
9 Mayıs 2026 / C.E.Y.

Bu bir 'Körükçü Süleyman' öyküsüdür (Konuralp Başol) / 5 Haziran 2014
"Biz Ölüyoruz!" (Koronavirüs) / 19 Ağustos 2020
Milletin Cebinden Kimlerin Cebine? (Şehir Hastaneleri) / 25 Ocak 2023
Ben Sana Doktor Olamazsın Demedim! (Yenidoğan Çetesi) / 21 Ekim 2024
Aşıdan Korkma, Geç Kalmaktan Kork! (Kanser) / 3 Nisan 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder