12 Şubat 2026 Perşembe

Yaren Leylek Nilüfer'e Kondu

Koza Dağcılık ve Doğa Sporları Spor Kulübü ile Koza Kültür, Sanat ve Doğa Derneği, 'Yaren Leylek ve Adem Amca' hikâyesinin kahramanları olan Yaban Hayat Fotoğrafçısı Alper Tüydeş ile Adem Amca'yı Nilüfer'de ağırladı. 11 Şubat akşamı Karaman Dernekler Yerleşkesi'nde düzenlenen etkinliğin ardından Adem Yılmaz ve Alper Tüydeş, kendilerini sabırsızlıkla dinleyen çocuklara bir balıkçı ile leyleğin dostluk hikâyesinin anlatıldığı "Adem Amca ve Yaren Leylek" kitabını imzaladı. Etkinliğin ardından Adem Yılmaz ve Alper Tüydeş'e birer teşekkür plaketi takdim edildi.
Yıllar boyu kayığına konan bir leylekle yaşadığı ve kitaba ilham veren dostluğu Adem Amca anlatmış, Alper Tüydeş kaleme almış, Ahmet Uzun resimlemiş ve ortaya böyle bir kitap çıkmıştı.
Kitap 7+ yaş üzeri olduğundan kitabı ben de aldım ve Adem Bey ile Alper kardeşime imzalattım. Alper Tüydeş ve Adem Yılmaz gibi Karacabeyli olduğumdan ve hikâyeyi neredeyse başından bu yana takip ettiğimden, bu söyleşinin ve bu kitabın anlamı benim için daha bir farklıydı.
Doğaya dönüş
Alper Tüydeş, doğayla tanışmasının avcılıkla başladığını, çocukluğundan bu yana belgesel düşkünü olduğunu, fotoğraf makinesi sayesinde kendini doğanın kucağında bulduğunu, doğa fotoğrafları çekmeye başlayıp da doğal hayatın ve hayvan dünyasını çektiği karelerden gördüğünde doğanın ne kadar yıpranmış ve tükenmekte olduğunu gördüğünü, bu farkındalığını daha geniş kitlelere ulaştırmak adına, özellikle çocuklardan başlamak üzere ulaşabildiği her yere ulaştırmaya çalıştığını anlatarak tanıttı kendini.
Hikâyeler çağırır
Uluabat gölündeki bir köyde bir leyleğin çatılardaki dal parçalarını toplayarak yuva yaptığını gören bir kız çocuğu, bulduğu dal parçalarını balkondan çatıya atmaya başlar. Leylek de yürüyerek dal parçalarını çatıdan alıp yuvasına taşır. Bu nahif hikâyeyi duyan Alper benzer bir hikâye aramaya başlar.
Bir gün Eskikaraağaç köy kahvesinde otururken böyle bir hikâye var mı diye sorar. O anda karşısında oturan ve daha önce tanışmadığı Adem Yılmaz, "Benim kayığıma her sabah aynı leylek konuyor" der.
Adem Yılmaz, yıllarca Bursa'da çalışan, 2011 yılında emekli olunca baba ocağı olan Eskikaraağaç köyüne dönen bir balıkçıdır. Döndüğünün ikinci günü balığa çıktığında kayığına bir leylek konmuştur. Adem Amca tüm sevecenliği ile ağındaki balıklardan vermiştir leyleğe. Leylek bir daha ayrılmamıştır yanından. Her yıl mart ayında gelmiş, Adem Amca'nın kayığına konarak "Ben geldim" demiş, eylül geldi mi de toparlanıp gitmiştir. Önceleri değil ama sonraları eşini de getirmiştir kayığa.
Alper bu hikâyeyi duyunca ertesi sabah (Adem amcanın 'erken gel' talimatı ile) düşer yola. Köye vardığında kıyıdan birkaç metre açıkta Adem amca ile leyleğin birbiriyle konuşmasına ve leyleğin Adem amcanın verdiği balıkları yiyişine şahit olur. Bu anları fotoğraflar ve sosyal medyada yayımlar.
Leylek ve Adem amca birkaç yılı böyle geçirir. Hikâyeleri sosyal medyada görünür olmaya başlar. Artık leyleğe bir isim bulmak lazımdır.
Köyün muhtarı "Yaren'den güzel isim mi olur?" diyerek leyleğin adını koyar. Yıllar sonra Yaren'in eşine de Nazlı ismini vereceklerdir.
Adem amca belediyeden, yuvası evine biraz uzak olan Yaren'in kendi evine yakın bir yere taşınmasını talep eder. Olurdu olmazdı, gelirdi gelmezdi derken Yaren yeni kurulan yuvaya eşiyle birlikte taşınır.
Adem amca Yaren'e balık verirken, onun doğasını bozmayacak, avlanmasını etkilemeyecek kadar vermeye dikkat eder. Yaren ve Nazlı'nın bebekleri yumurtadan çıkıp da yeterince güçlendiklerinde onlara yine göç yolu görünür. Adem amcayı da bir dahaki yılın heyecanı sarar.
Yaren'in hikâyesi ilgi gördükçe insanların leyleklere bakışı değişir. Pek çok sebepten dolayı etrafta leylek yuvası görmek istemeyen insanlar leyleklerle barışır. Öyle ki; belediyeden, evlerinin yanındaki boş direğe yuva için platform konmasını talep edenler olur. Yurdun farklı şehirlerinden leylek hikâyeleri gelmeye başlar.
Mart'ın 1'inde ovada, 15'inde yuvada
Her yıl şubat sonu "Yaren ne zaman gelecek, gelebilecek mi, geldi, gelmedi" haberleri yayılır sosyal medyada. Asparagas haberler yapılır. Oysa Alper Tüydeş'in kendi YouTube kanalında yuva canlı olarak izlenebiliyordur. Geliş vakti yaklaştıkça Yaren hayranları gece gündüz ekran başında onu bekler. Ama Yaren gece hiç gelmez, hep gündüz gelir.
"Her yıl gelen leyleğin Yaren leylek olduğunu nereden biliyorsunuz?" diye sorulunca, "Bu bir his." der Adem Amca. Yaren hep aynı yuvaya gelir, gelir gelmez Adem Amca'nın kayığına konar, Adem Amca ona balık verir ama onların hikâyesi birkaç balıktan ötedir.

Leylek Leylek Havada
16 Nisan 2025 tarihinde kaybettiğimiz Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. İsmet Arıca ve eşi Ziraat Mühendisi Franziska Arıca'nın yaptıkları çalışmalar ile bölgede leylek bilinci uluslararası düzeye yükselir. Çift, "Leylek Dostu Köyler Projesi"ni yürütür. Bu proje sayesinde Eskikaraağaç, Avrupa Birliği Leylek Köyleri Ağı'na katılır. Arıca çifti bölgedeki leyleklerin gittikçe azaldığını görür. Çift, ıslak meraların doğal yolla ıslahı için kolları sıvar. Göl kenarındaki meraların içinde büyümüş olan sazlar ve dikenler bir kereye mahsus biçilir. (Sazların fazlalığı büyük kanatlı, uzun bacaklı kuşlar için tehdittir. Bu kuşlar sazlıklara inemez, inse de kalkamaz. Çünkü inerken de kalkarken de aynı uçaklar gibi piste ihtiyaçları vardır.) Köyden alınan inekler meraya salınarak ineklerin otları yemesi ve merayı taze tutması sağlanır. Bir yıl içinde mera sağlıklılaşır. Mera ve göl arasındaki sazlıklar azalınca, göl taştığı zaman pelikan, flamingo ve leyleklerin avlanabileceği bir yaşam alanı, yani ıslak mera oluşur.
Leylekler turizmi olumlu etkilerken göldeki balık nüfusunun artışını da sağlar. Köy ahalisi gölde avlanmak yerine kayıkları ile turist gezdiriyordur. Bu da leyleklerin rızkını çoğaltıyordur.
Doğayı sömürmek değil, paylaşmak lazımdır.
Fotoğraf: Müfit Ateş
Azalan Leylek Nüfusu
Şu anda Eskikaraağaç köyünde sadece dört leylek yuvası var diyor Alper Tüydeş. Yaren'in ayaklarına halka takılmış olan yavruları Fadıllı, Gölyazı gibi çevre köylerde yuva kurmuş. Yaren yetişkin bir leylek olduğu için ayağına halka takılamıyormuş. O yüzden de rotası da, bir dahaki sene gelip gelmeyeceği de bilinmiyor.
Önümüzdeki ayın soruları şimdiden hazır: Yaren Leylek ne zaman gelecek? Gelecek mi? Gelmeyecek mi? Geldi mi? Gelmedi mi?
Yine bir heyecan fırtınası, yine mutlu kavuşma, yine Yaren ailesi, yine büyüyen bebeler ve yine veda...

Yaren'in bunlardan haberi yok ama
Yaren Leylek ders kitaplarına girdi. Belgeseli çekildi. Belgesel film 2020 yılında Çekya'da düzenlenen Prag Film Ödülleri'nde birinci seçildi. Sinema filmi oldu. Sanatçı Aydilge şarkısını yaptı. Kitabı yazıldı. Yaren sayesinde bir leylek kitlesi oluştu. Adem amcanın dediği gibi, bu dostluk onunla birlikte daha birçok kişinin hayatını değiştirdi.
Evet, Yaren'in bunlardan haberi yok ama tüm Türkiye onu çok seviyor ve yollarını heyecan içinde gözlüyor.
Alper Tüydeş
Alper Tüydeş sadece kuşlarıyla değil, Perseid Meteor Yağmuru buluşmalarıyla, Longoz ormanlarında Türkiye'nin sevilen isimleriyle yaptığı sohbet programlarıyla, Karacabey'e kazandırdığı Tarihî Fotoğraf Galerisi ile, yurdun çeşitli bölgelerinde çektiği tilkiden yaban kedisine hayvan fotoğraflarıyla geniş kitlelere ulaşmış bir isim. Esprili anlatımı ile insanlarla göz hizasında sıcak ilişki kurabilmesi ve kapsama alanının geniş, etki alanının büyük olması hepimizin şansı.
Hayat içinde fark etmediğimiz, sıradan bulduğumuz ve umursamadığımız küçücük şeyleri fark eden birileri illa ki olur. Sayıları azdır. Onlar görür, duyar, işaret eder, yetmez alır ortaya çıkartır, başkalarının da farkına varması için adeta çırpınır. Alper de öyle biri işte. Bunca hoyratlığın ve bunca duyarsızlığın içinde Karacabey için, Bursa için, Türkiye için bir kıymet. Kıymeti biline ve bu çabalarına el verile. 
Bu bakımdan Koza Dağcılık Kulübü'nü duyarlılıkları ve farkındalıkları için ayrıca kutluyorum. 

Bir Fotoğrafın Ettiği
Pandemi döneminde, 14 Mayıs 2020 tarihinde yazdığım ama taslaklarda kalan bir yazım vardı. Yazının bir bölümü ile o günleri bir kez daha analım:
"Kuş Adam" Alper Tüydeş'in çektiği doğa, özellikle de kuş fotoğraflarını görüp de hayran olmayan yoktur. Alper kardeşimiz Karacabey Longoz Ormanları'ndan tutun da Gölyazı'daki "Yaren Leylek ve Adem Amca" öyküsüne kadar uzanan bir çeşitlilikte Karacabey'in kültür tarihine sağlam bir imza atıyor.
Hele de sosyal medyada şu sözlerle paylaştığı o fotoğraf yok mu: "Manyas Kuş Cenneti'nde sakinliği fırsat bilip ele geçirdikleri kayıkla eğlencenin dibine vuran flamingo ve pelikanlar. Sanki biz yokken çok daha mutlular :)" 
Evet, sanki 'Mavi Tur'a çıkmış bir aile koyun birine demirlemiş de, çoluk çocuk denizin keyfini çıkartıyor gibiydi manzara.

Bunu böyle düşünen ArtByBurcu'nun 
fotoğrafı karikatürize etmesiyle ortaya çıkan görsel yine Alper tarafından paylaşıldı.
Corona günlerinde insan ile doğa arasındaki savaşın galibi belliydi ve kazanan taraf galibiyeti coşku içinde kutluyordu.
12 Şubat 2026 / C.E.Y.

Alper Tüydeş, Karacabey ve Yaren Leylek Üzerine
Karacabeyliyim ben / 28 Mayıs 2016 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder