8 Ağustos 2018 Çarşamba

Bunun sonu açlık!

Soner Yalçın bugünkü yazısında "Krizin Asıl Sebebi"ni anlatmış.
"Soğuk savaş döneminde yetişmiş, değişimi kabul etmeyen, alışkanlıklarından vazgeçmeyen politikacılar gelişmeleri kabul etmiyor. Bilmediğinden korkuyor; ya yasaklıyor ya da hapse atıyor.", "Mesele sadece Erdoğan ve AK Parti değil, siyaseti kökten değiştirmek gerekiyor.", "Erdoğan'ın bu ekonomik-siyasi krizdeki vebali büyük. Ama günahları yapısal sorunlarımızı görmemize engel olmamalı." demiş. 
Ta 18. Yüzyıl'dan başlayarak dünyanın bilim ve teknolojideki ilerlemesini ve bizim bu gelişmeleri nasıl ıskaladığımızı anlatmış bir bir. Dövizin artışını ve ekonomik krizin sebeplerini hiç anlamayarak safsatayla zaman geçirecekler yüzünden canım ülkemizin benzer krizleri hep yaşayacağını söylemiş yazısının sonunda da.

Malum; (çoğu) elindeki akıllı telefonu dahi layıkıyla kullanmayı bilmeyen "akıl"lar tarafından yönetiliyor ülke. 
Teknolojiyi anlamadıkları gibi insanı da anladıkları yok. Keza ekonomiden de, tarihten de, sosyolojiden de, felsefeden de, sanattan da, spordan da, çevre bilincinden de, dinden de, imandan da anlamıyorlar.
Anladıkları tek bir şey var.
PARA!..
Para nasıl ve nereden gelirse gelsin fark etmez, sadece gelsin, yeter ki gelsin diyorlar.
Kazanç uğruna kimlerin üzerine basılmış, kimler ezilmiş, kimler çizilmiş umurları değil.
Aç ruhları bir türlü doymuyor.
Üç kuruş ya da otuz üç kuruş ya da üç bin üç yüz otuz üç kuruş ya da üç milyon üç yüz bin üç yüz otuz üç kuruş ne fark eder, öte tarafa götüremeyecekleri para uğruna ülkeyi harabeye çeviriyorlar.
Bu tarafta o para ile yaşadıklarını kâr sayıyorlar.
Midelerinin aldığı kadar yiyiyorlar oysa, yüz bin odalı sarayda da yaşasalar bedenlerinin kapladığı kadar yerde uyuyorlar, araçları ne kadar çok beygirli olursa olsun aynı trafikte sıkışıp aynı kahrı çekiyorlar.
****
Soner Yalçın'ın yazısında bahsi geçen "Oy getirmeyecek yatırımlarla uğraşmamanın" bedelini ödüyoruz hepimiz.
Oy getirecek yatırımlar ise malum, hepsi çöküp duruyor.
O yatırımlara harcanan paralar da haliyle buhar olup uçuyor.
Uçan paralar birilerinin cebine inerken o birileri hadsiz zengin oluyor, geri kalan büyük çoğunluk ise nahak yere fakirleşiyor. Maaşlar hariç her şey dolar üzerinden değer bulurken ceplerdeki para her geçen gün gittikçe eriyor. Pek çok insan açlık sınırında yaşıyor.

Bunun sonu açlık!
Aç insanın neler yapabileceği malum. 
Açlık sofuluğu bozar malum.
Aç insan önce onurundan yemeye başlar malum.
Hele bir de aç insan zincirinden boşandı mı bir kere, önce en yakınındaki "açın halinden anlamayan tok"un yemeğine saldırır. O yemekle doymazsa eğer, tokun tombul etlerine saldırır sonra da. Ki dünya tarihi açlık ve vahşetin kol kola gezdiği kapkara sayfalarla doludur.

İnsanları açlığa sürüklemenin de bir amacı var demek ki o zaman.
O amaç ülke ekranının altından hızla geçen şu cümlede yazıyor aslında. Hızlı geçtiği ve yazı boyu küçük olduğu için okuyamadıysanız ben yazıvereyim hemen:
"YİYİN BİRBİRİNİZİ ULAN!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder