Öyle bir banka düşünün ki hesabına "BİR ŞEY" yatırdığınız kişinin kim olduğunu bilmiyorsunuz. Öyle bir banka düşünün ki hesabınıza "BİR ŞEY" yatıranın kim olduğunu bilmiyorsunuz.
Bu bankada faiz yok, kredi kartı yok, asgari ödeme yok, yıllık aidat yok, gecikme zammı yok, kısacası bir banka müşterisinden talep edilen hiçbir şey yok.
Bu bankada umut var, güven var, gönüllülük var, duyarlılık var, bilinç var, heyecan var.
Ben bu bankayı "2025 Yılı Bursa Sivilay Kente Katkı Ödülleri" gecesinde, 'Toplumsal Dayanışma ve Kapsayıcılık Ödülü'ne layık görüldüklerinde tanıdım. Gönüllü Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Şipka'nın yaklaşık on yedi yıllık çalışmalarının ilk kez ödüllendirildiğini söylediği zaman bunca yıldır benim de kendilerini görmemiş olduğuma şaşırdım.
Gıda Bankası tanımı çok ilgimi çekmişti. O akşam ayaküzeri kısa bir sohbet yaptık ve en kısa zamanda 'Bursa Gıda Bankası'nda buluşmak üzere sözleştik.
İki ay sonra bugün kendilerini ziyaret ettim ve Gönüllü Hareketi Derneği Üyesi Elif Görgün Kaplan ile Bursa Gıda Bankası üzerine mini bir sohbet videosu kaydettim.
Bursa Gıda Bankası • YouTube • 14 Temmuz 2026
ABD'den Bursa'ya Gönüllü Hareketi • Bursa Gıda Bankası
2020 yılı ocak ayında Gönüllü Hareketi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sertaç Şipka, üç hafta boyunca Amerika’daki sivil toplum faaliyetlerini yerinde inceler ve Gıda Bankalarını ziyaret eder.
Ziyaretin detayları ve notlarını dönüş sonrasında dernek üye ve gönüllüleri ile paylaşır. Yapılan değerlendirmeler neticesinde Gıda Bankacılığı Programı başlatılır. Bursa Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler doğrultusunda, zaruri olan tüzük değişiklikleri Genel Kurul’da yapılarak Gıda Bankacılığı Programı için gerekli altyapı oluşturulur.
Bursa Gıda Bankası 2021 yılında kurulur. Bursa Gıda Bankası, bir sivil toplum kuruluşu inisiyatifi ile Bursa’da kurulan ilk 'Gıda Bankası'dır.
"Gıda Bankacılığı ABD'de nasıl doğdu?"
Gıda Bankacılığı kavramı ilk olarak 1967 yılında ABD’nin Phoenix kentinde yaşayan emekli işadamı John Van Hengel’in fakirlere yardım etmek isteğiyle başlar. Hengel fakirlere yemek dağıtan yerel bir mutfakta gönüllü olarak çalışırken, son tüketim tarihi yaklaştığı veya ambalajı hasarlı olduğu için kullanabilir durumdayken atılan, imha edilen tonlarca ürün olduğunu fark eder.
Çalıştığı yere bağış olarak gelen yiyecekleri stoklamaya başlar ve dağıtılan yemek miktarından daha fazla yemek bağışlandığı için de bunları saklayabilecek bir depo kiralar. Çevresindeki marketleri ve üreticileri ikna ederek, bu tür ürünleri deposuna vermelerini sağlar ve böylece ilk gıda bankasını kurar. Bu model yıllar içerisinde tüm dünyada uygulanır hale gelir.
Gıda bankacılığı bir toplumdaki ya da ülkedeki yoksulluğun çözümü değil, çözüme büyük destektir.
(Kısa not: Yıllar önce İstanbul'da bir adamın lokantaların servislerini bitirmelerinin ardından kalan yemekleri temiz bir şekilde toplayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı haberini bilmem siz de hatırlar mısınız?
Arabasına yüklediği yemekleri tek tek kapılara bırakıyordu.)
Pandemi ve Gıda Bankası
2020 yılında yoğun şekilde yaşanan Pandemi günlerinde Nilüfer Belediyesi Karaman Dernekler Yerleşkesindeki dernek ofisinde başlayan Gıda Bankası projesi, Nilüfer Belediyesi'nin kendilerine yer sağlaması ile mekâna kavuşur.
Gıda Bankası raflarıyla, kasasıyla, alışveriş arabalarıyla ve içindeki ürünlerle ihtiyaç sahiplerini ağırlamaya başlar.
Bazı ürünler düzenli olarak üreticinin kendisinden gelir, bazıları da nakit bağışları sayesinde satın alınır. Kurban bağışları da ayrıca kabul edilir.
Gıda Bankacılığı, 5179 sayılı ve 27.05.2004 tarihli “Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun” içinde şöyle tanımlanır: "Bağışlanan veya üretim fazlası, sağlığa uygun her türlü gıdayı tedarik eden, uygun şartlarda depolayan ve bu ürünleri doğrudan veya değişik yardım kuruluşları vasıtasıyla fakirlere ve doğal afetlerden etkilenenlere ulaştıran ve kâr amacı gütmeyen dernek ve vakıfların oluşturduğu organizasyondur."
Ayrıca; “Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar” başlıklı maddeye gıda bankacılığı ile ilgili olarak, “fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin teslimi KDV’den müstesnadır” hükmü eklenmiştir. (KDVK 17. Madde)
Derneğin internet sitesinde yer alan formlardan ya da Nilüfer Belediyesi'ne yapılan başvurulardan gelen talepler, Gönüllü Hareketi Derneği gönüllülerince değerlendirilir, talipler ziyaret edilir ve kendilerine özel bir program çıkartılır.
Programda öncelik, babasız çocuk yetiştirmeye çalışan kadınlarındır.
Üç aylık, altı aylık ve senelik aralıklarla ihtiyaç durumunun devam edip etmediği kontrol edilir.
Gıdadan tekstile, oyuncaktan deterjana, kitaptan ayakkabıya
Elif hanımla hem konuşup hem gezerken gördüm ki bu bankada bir insanın insanca yaşayabilmesi ve insanca beslenebilmesi adına ihtiyaç duyulan ne varsa gönüllü ellerin katkısıyla raflardaki yerini almış. Hatta rafları ve kasayı dahi gönüllüler bağışlamış.
Temel gıda maddeleri, temizlik ürünleri, giysiler, kitaplar ve oyuncaklar ihtiyaç sahipleri ile bu bankada buluşur olmuş.
Raflardan alınan ürünler alışveriş arabalarına konuyor ve bilabedel olarak kasadan geçiyor. Stoklu çalıştıkları için kasa büyük önem taşıyor.
İnsanların yardım yaparken 'acaba bu adres doğru mu?' ya da 'yardımlarım gerçek sahiplerine ulaşıyor mu?' düşünceleri, derneğin şeffaf ve hesap verebilir olması ile gönülleri ferahlatıyor.
(Gönüllü Hareketi Derneği, Açık Açık Online Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık Platformu’na üye olan Bursa’daki ilk STK olmuştur. Her yıl düzenli olarak finansal tablo ve raporlarını web sitesinde yayınlar. Bağış Hakları Beyannamesi’nin imzacısıdır. Şeffaftır, hesap verebilir ve hesap sorulabilirdir.)
Verenin gururlanmadığı, alanın utanmadığı
Haftada üç gün açık olan Bursa Gıda Bankası'nın rafları hayırsever insanların takdiri ile doluyor. Özellikle kurumlar bu konuda daha büyük dokunuşlar yapıyor. Çoğu firma bağışladığı ürünleri kendi aracı ile teslim ediyor.
Gördüğüm kadarıyla gıda bağışında kahvaltı ürünleri yeterli değil. Peynir, zeytin, yumurta, süt gibi ürünlere büyük ihtiyaç var. Malum; sağlıklı anne, sağlıklı çocuk, sağlıklı toplum olmak, temel gıda maddelerine ulaşabilmekle başlıyor.
Anne demişken; annelerin özel ürünlere olan ihtiyaçları da çok büyük.
Sadece gıda değil, bazı tekstil firmaları bu bankaya 0,00 etiketli ürünlerini, bazı firmalar topladıkları oyuncak ve kitapları bağışlıyor.
Oyuncak ve kitap haricinde "ikinci el" ürün kabul edilmiyor.
Burası önemli: Gıdada son kullanma tarihine çok dikkat ediliyor.
Açlık ve Ekonomik Yoksulluk
Ancak tüm bu çabalar rafları yeterince doldurmaya yetmiyor. Çünkü ülkede ihtiyaç sahibi haddinden fazla sayıda. Çünkü insanca yaşamanın gideri asgari gelirin çok üzerinde. Kiradır gıdadır, kırtasiyedir giyimdir, ulaşımdır sağlıktır derken kuş kadar maaş hangi birine yetecek? Hele de yalnız ve çalışmayan bir kadınsan, çocuklarına ve sana kim el verecek?
Bağış - Vergi
O yüzden bu bankaya bağış ne kadar çok olursa o kadar fazla ihtiyaç sahibi yararlanacağı için bu projenin daha fazla duyulup, daha fazla bağışçıya ulaşması gerek.
Biliyorsunuz, bir kurum yıl boyunca Gıda Bankasına yaptığı bağışın toplam tutarını (örneğin toplam bağış miktarı 200.000 TL ise), o yılın Kurumlar Vergisi’nden düşebiliyor.
Bu arada altını çizelim; bu bankada tek ihtiyaç bağış ve bağışçı değil, gönüllüye de çok ihtiyaç var.
Dileğimiz odur ki; fakirliğin azaldığı, çocukların yatağa aç girmediği, yavrusunu besleyemeyen annelerin kahrolmadığı bir ülke olalım.
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur der bir atasözü.
Ne yersen osundur der bir söz.
Geliri ancak merdiven altı ürünlere yeten bir insandan sağlıklı olmasını; insanca yaşayamayan bir insandan insanca davranmasını nasıl bekleyebiliriz?
"Komşusu aç iken tok yatan bizden değil" der bir hadis.
Bilir ki bir toplumda bir kişi aç ise tüm toplum tehdit altındadır.
Çünkü açlık sofuluğu bozar, aç insan önce onurundan yemeye başlar.
Lakin tok açın halinden anlamaz.
Zaten açlık da tokların çok fazla yemesinden kaynaklıdır.
Tokları bir doyurabilsek sıra açlara gelecek ama...
Ama;
Doymuyorlar, doymuyorlar, doymuyorlar...
Roma’nın en zengin adamı olarak da adlandırılan Marcus Licinius Crassus’a yapıldığı söylendiği gibi, tokların boğazından aşağı erimiş altın mı dökelim ne yapalım?
Galiba onların gözlerini ya toprak doyuracak ya da altın.
Lakin o zamana kadar olan hep açlara olacak…
14 Temmuz 2026 / C.E.Y.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder