22 Aralık 2025 Pazartesi

Başka Hangimiz Söylüyor Aşkın Tangosunu?

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Türk Sanat Müziği Korosu'nun ‘Aşkın Tangosu’ adını verdiği ve BAOB Oditoryum’da verdiği konserde tangolar, kantolar ve valsler birbiri ardına sıralandı. Yirmi iki yıllık koronun şefi, aynı zamanda kendisi de oda üyesi bir makina mühendisi ve koronun da kurucusu olan Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Ses Sanatçısı olan Filiz Başıbüyük idi. Konserin sunumunu bir usta, eski Star TV spikerlerinden Melihat Perihan Öztürk yaptı.
İzleyiciler arasında Bursa Barosu TSM Korosundan ve Nilüfer Belediyesi TSM Korosundan isimler, BİMED dernek başkanı ve yönetimi, LÖSEV ailesinden ve yönetiminden isimler ile yargı mensupları vardı. 

Konser, 
Perihan Öztürk'ün MMO İstanbul Şubesi'nin düzenlediği 'Mühendisin Şiiri" Yarışması’nda birinciliğe layık bulunan Refik Yeşil’in "Başka Hangimiz Yaşıyor?” şiirini okumasıyla başladı.
Bilinenlerin dışında, taş plaklardan çıkartılan unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş eserler de gün yüzüne çıkartılarak repertuvara alınmıştı.
Mesela daha önce Sema Moritz'in seslendirdiği Kırık Gönül tangosunu, ki bu enfes eseri en az kendisi kadar enfes bir sesten, Filiz Başıbüyük'ten dinledik. 
"Maksadım Birazcık Yine Naz Yapmaktı" Emine Saydam & Hülya Kuşçu tarafından;
"Beraberdik Bir Zamanlar" İpek Diğdem Yolcu tarafından;
“Ey Deniz Gözlü Kadın / Aşk Denizi" Nedim Öztan tarafından;
"Cici Beyim Gel" Özlem Eroğlu tarafından;
"Atlı Karınca" Çiğdem Özen tarafından;
"Mazideki Günahımı Affet" Elif Şardar Altan tarafından;
"Şen Kuzu Gibi Bir Kuzu Gibi Hem Şen Hem Mahzun" Ece Şardar Dosay tarafından;
"Fındık Kurdu" Burçin Tekin Kurtaran tarafından,
“Zor Günümdeyim, Son Demimdeyim” Barlas Uçaroğlu tarafından,
"Belki Bir Gün Döner Diye" Cabir Kahraman tarafından;
"Yaralı Bir Gönülden Başka Ne Bıraktın Bende Hatıra" Sibel Özyörük tarafından;
"Elmalıya Vurgunum Aman" Aydan Yılmaz Dizman tarafından;
"Seni Beklerim Öptüğün Yerde" Buket Avcı tarafından;
"Ta Uzak Yollardan" Ayşenur Başak tarafından;
"Uyusam Dizlerinde Ilık Yaz Geceleri" Turgay Baz tarafından;
"Simsiyah Bakışların" Günay Aksoy tarafından;
Son solo "Papatya Gibisin" ise kendisi de papatya gibi olan Sıla Avcı tarafından seslendirildi. 
"Deniz Ne Kadar Güzel Hoş", "Sevdim Bir Genç Kadını", "Gönlüme Umutlar Ekip de Yollarına Bakmayacağım", "Yaz Aşkı" ve "Rumba da Rumba" şarkıları ise koro olarak icra edildi.
Koristlere kemanda Mesut Çaşka, kemençede Emre Apaydın, utta Sercan Erenler, kanunda Murat Yamangüç, klarnette Tümay Sarıbulut, ritim sazda Burcu Apaydın ve yine ritim sazda Muammer Urunca eşlik ederken; gecenin müzisyenleri arasında İstanbul'dan gelerek konsere katılan TRT İstanbul Radyosu Akordeon sanatçısı Bekir Sakarya da vardı.

Konser sonunda Filiz Başıbüyük duygularını şöyle anlatıyordu:
"Tangolar konusunda çok severek çalıştığımı herkes bilir. Bu yüzden pek çok tango konseri gerçekleştirdim. Makina Mühendisleri Odamızla ilk kez yaptık. Bu yüzden kendilerine özel bir repertuar hazırlayacağıma dair söz verdim. Öyle de oldu. Sararmış yapraklı notaları, arşivimin en derinlerinde sakladığım notaları, eserleri gün yüzüne çıkarttım. Taş plaklar çoğunlukta idi. Korist arkadaşlarımla çok çalıştık. Amatör ama profesyonelce bir çalışma ile seslendirdiler tüm eserleri. Salonu dolduran seyircimiz eserlerin çoğuna yabancı ama bir o kadar da mutlu idi. Alkışlarla beğenilerini sık sık gösteren kıymetli konuklarımıza ve seyircimize koromuz adına teşekkürlerimi sunuyorum
                                     
Aşkın tutkusunu anlatan en güzel dans tango olsa da tango söylemek ayrı bir tutku. Söyleyenleri dinlemek ise ayrı bir haz...
Konser boyu telden tele atlayan notalar, notalarla kâh buluşan kâh ayrılan sözler; zihnimde bu sözler kimler için yazıldı, hangi duygular ile bestelendi ve yıllar öncesinden bugünlere nasıl ulaşabildi düşünceleri; anılarımda TRT'nin tek kanal olduğu dönemlerde siyah beyaz televizyonlardan evlerimize, odalarımıza konuk olan, bazıları taş plakta kalmış, bazıları günümüze taşınmış isimler:  
Şecaattin Tanyerli, Necdet Koyutürk, Seyyan Hanım, Celâl İnce, Zehra Eren, Fehmi Ege, Necip Celâl Andel, Esin Engin, Nesrin Sipahi ile günümüzde tango söyleyen ses sanatçıları Dilek Türkan, Sema Moritz. 
Gençliğinde yaptığı Avrupa seyahatleri sırasında Vals ve Tango ile tanışan Mustafa Kemâl Atatürk; Arjantin'den çıkıp dünyayı dolaşırken Türkiye'yi de unutmayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin Batılılaşan modern ve aydınlık yüzünü temsil eden bir dans ve müzik akımı; 
Buenos Aires aşklarını İstanbul aşklarıyla birleştiren hüzünlü sevda tınıları. 
Söyleyin bana, gün geçtikçe kararan bir dünyada başka hangimiz yaşıyor bu tınıları?
İçindeki aşkı yitiren toplumlarda başka hangimiz söylüyor aşkın tangosunu?
22 Aralık 2025 / C.E.Y.
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Türk Sanat Müziği Korosu

(Aşkın Tangosu Konser Kayıtları için tıklayınız.)

Başka Hangimiz Yaşıyor? • Refik Yeşil 

"ağaçlar kurudu, sular çekildi, kuşlar uçtu gitti
uçurtmalara yüklediler kalan ne varsa / sanki
tanrılar kapadı gözlerini / bulutlar boyadı yüzleri
birbirine benzedi insanlar, kentler caddeler…
iyi olan bir şey yok, anlatmayacağım."

kötü olanları biliyorsunuz:
cır cır böceklerini yutuyor sincaplar
ağaçlar sergiliyor ölülerini
karıncaları resmi geçitlerinden tanırım
gölgelerinde gizlenen kimdi?
soruyorum şimdi:
ben miydim ölen, başka hangimiz yaşıyor?

başka hangimizi istiyorlar?
üzerimize kapanan şemsiyeleri açalım
kıyılarda bekleyen arkadaşlarımız yağmurlarla gitti
sömürgeci çeteler geniş açar pencerelerini…

ah deniz, nasıl saldın renklerini sulara?
&
özgürlük dedikçe / buz sarkıklarından
damlıyor yasakları, ıslanma çocuğum 
yaşamı yıkan ne ateştir ne de donduran soğuk
toprağın yansıttığı kan kokularında 
örtüyorlar ölümlerle ölülerin üzerini.

takip edilen gölgelerimizde yakılıyorsak
doğanın üzerine sıçrayan ateşlerinde
titremez mi omzuna konan serçeler?
haykır deli akşamlarında 
karanlığa kan bulaşmadan duyur sesini 
rüzgarlar kırmızı esiyorsa ve kalmışsa küllerin.
&
içim fena geçmiş uyandıramadım diğerlerini
kısa gömleklerinden görünüyordu oysa kolları 
güneşi gün gün öldürüyorlar, haykırın duysun 
şehirler
kuşlar hüzün törenindeydi, başka hangimiz yaşıyor?

uğramayacağım sana / ışığını açık tut 
vurmasın  karanlık, yabancılaşmasın gece 
yavaş yavaş uyan sabaha ve tebessüm et güne.

zeytin ağaçlarından kalkışlarını hatırlarım 
sığırcıkların
nisan, mayıs…. sonra yaza gireceğiz / ayak
izlerimiz örtünmesin  / yeni doğumlarda filizlenecek 
toprak, 
yer - gök, insanlar, emek, aydınlık gün, 
sevinç törenlerinde kuşlar / başka hangimiz 
yaşıyor?
(MMO İstanbul Şubesi’nin düzenlediği ‘Mühendisin Şiiri” Yarışmasının birincisi)

18 Aralık 2025 Perşembe

Bizim Mektep'ten Bizim Meydan'a Zehra Budunç

Bursa Büyükşehir Belediyesi Aralık ayı Meclis toplantısında kabul edilen "Zehra Budunç Meydanı" kararı, Zehra Budunç'un yaşamını, mücadelesini ve bu kararın Bursa kent belleği açısından anlamını konuşma ihtiyacı hissettirmiş olmalı ki; Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Derya Şimşek Aksakal ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Güney Özkılınç'ın Zehra Budunç üzerinden kadının siyasetteki ve toplumdaki yerini anlattığı "Bir Kadının Adı, Bir Toplumun Hafızası" başlıklı bir söyleşi düzenledi.
Güney Özkılınç • Derya Şimşek Aksakal
Bizim Mektep ve Zehra Budunç
Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi'nin, Bursa üzerine araştırma yapanların çok iyi bildiği ancak Bursalıların pek çoğunun adını dahi duymadığı, şimdi yerinde yeller esse de tarihe geçmiş pek çok ismi yetiştirmiş olan 'Bizim Mektep'in kurucusu Zehra Budunç adının, Bursa'ya imza atan pek çok kadının adı gibi, ortaya çıkması adına Mart 2025'te verdikleri teklif Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde onay alınca, unutulan ya da hiç bilinmeyen Zehra Budunç tekrar gündeme geldi.

Oysa Mine Döğer Çömez'in "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bursa'da Öncü Bir Kadın: Zehra Budunç" çalışması vardı ve bu çalışma '2019 Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü'ne layık görülmüştü. 
Zehra Budunç; Ceyhun İrgil, Güney Özkılınç ve Deniz Dalkılınç'ın birlikte hazırladığı ve içerisinde Bursa'ya dokunan kadınların fotoğraflı yaşam öykülerinin bulunduğu "Bursa'nın Kadın Yüzü" kitabında Bursa'nın İlk Kadın Belediye Başkan Yardımcısı olarak yerini almış; İlknur Güntürkün Kalıpçı'nın hazırladığı "Düşten Düşünceye Zamansız Kadınlar" ve "Bursa'nın Zamansız Kadınları" kitaplarında kendisine sayfalar ayrılmış; Nezaket Özdemir ve Alper Can'ın birlikte hazırladığı "Cumhuriyet Asrında Bursa / 1923-2015" kitabında uzun uzun anlatılmıştı.

Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği TÜKD Bursa Şubesi üyeleri ile birlikte İlknur Güntürkün Kalıpçı'nın tiyatral defile olarak sahneye koyduğu "Bursa'nın Zamansız Kadınları" projesinde ben de Zehra Budunç'u canlandırmış, o çalışma sırasında kendimi onunla bütünleştirmiş ve bundan büyük gurur duymuştum.
Canan Ekinci Yılmaz & Zehra Budunç
Osmanlı Bursa'sından Cumhuriyet Bursa'sına
Mine Çömez'in dediği gibi Osmanlı Bursa'sından Cumhuriyet Bursa'sına uzanan yolculukta öne çıkan isimlerden biridir Zehra Budunç. Güney Özkılınç Zehra Budunç'un hayat öyküsünü kısaca anlattı. Budunç 1896 yılında Selanik'te doğmuş, eğitim hayatını Üsküp Rüştiyesi'nde tamamlamış, Rumeli'de ve Bursa'da öğretmenlik yapmıştı. 
Bursa'nın 1920-1922 yılları arasında, 2 yıl, 2 ay, 2 gün süren Yunan  işgali altında olduğu günlerde Garp Cephesi Kumandanlığının emrinde istihbarat işlerinde çalışırken Yunanlar tarafından tutuklanarak Milos Adası'na götürülmüştü. Bu sebeple, 1919 yılında açtığı Bizim Mektep bir yıl kapalı kalmış, Bursa kurtulunca tekrar açılmıştı. Budunç, Milli Mücadele'de gösterdiği yararlıklarından dolayı İstiklâl Madalyası ile taltif edilmişti.
Bursalı gazeteciler Musa Ataş ve Rıza Ruşen ile öğrencisi olduğu okula daha sonra öğretmen olan Cemal Nadir (Güler) öğretmenlik yapmışlardı. Kız erkek karışık bu okulda Fransızca ve keman dersi de vardı ki; daha sonra Sümerolog olacak olan Muazzez İlmiye Çığ'ın babası tarafından bu okula gönderilmesinin en önemli sebeplerinden biri de buydu. (Bu detayı Çığ'ın katıldığı bir programda kendisinden dinledim. Programın YouTube bağlantısı yazının sonunda.)
Budunç Belediye Meclis Üyeliği sırasında İnkişaf İdman Yurdu Bandosu'nun, Kubilayspor'un, kuruluşunu sağlamıştı. Türk Ocağı, Halkevi, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Türk Hava Kurumu gibi kuruluşlarda görev almıştı.
Budunç 1946 yılında Bursa'dan milletvekili seçilmiş ve VIII. Dönem CHP milletvekili olarak Meclis'te dört yıl görev yapmıştı.
14 Ağustos 1956 tarihinde Ankara'da sona eren 60 yıllık hayat yolculuğuna, direnişçilik, eğitimcilik, belediye başkan yardımcılığı ve milletvekilliğine sığdırmıştı. 

Şimdi onun adı, Atatürk Caddesi üzerindeki tarihî belediye binasının Kapalı Çarşı'ya bakan yüzündeki geniş alana verilecek.
Zehra Budunç Meydanı
Meydana yerleştirilen Zehra Budunç hakkında bilgi içeren tabeladan (QR kod ile daha geniş bilgi paylaşılabilir) Zehra Budunç'u öğrenecek, tanıyacak ve ondan feyz alacak. 
Meydan bizim, yani kadınların olacak. Kadınlar burada belki dans edecek, belki söyleşi, belki resim yapacak, belki kitap okuyacak, belki de eğitim verecek. Eğer ki meydana sabit bir kürsü konulursa, kadınlar Hyde Park misali çıkıp doğaçlama konuşma yapacak. Ve kimse konuştuğu için ceza almayacak.
Bizim Mektep'in sahibi Zehra Budunç bizlerle Bizim Meydan'da yaşayacak...

Kadının Siyasetteki Yeri
Bursa Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Derya Şimşek Aksakal, kadının siyasetteki yerinin geçmişini ve bugününü anlatırken, Cumhuriyet Dönemi'nde kadın milletvekili sayısı ile dünyada ikinci sırada olan Türkiye'nin, şimdi yüz otuz üçüncü sırada olduğunu söyledi. Siyasette Kadın 2025 haritasına göre TBMM'de 593 milletvekilinin sadece 118'i kadın. Cumhuriyet Döneminde Kadın Milletvekilleri sayıları ve oranlarına bakacak olursak; 1935-1939 döneminde 399 erkek 18 kadın, oran %4.51, 2018-.. döneminde 600 erkek 104 kadın, oran %17,33. Bu oran İsveç’te %47, Norveç’te %44.)
İlerlerken gerileyen biz miyiz yoksa gerideyken ilerleyen dünya mı bilemedim.
Aksakal konuşmasında, Cumhuriyet tarihindeki ilk kadın Belediye Başkan Yardımcısı olan Zehra Budunç'un geniş kitlelerce tanınmasını arzu ettiklerini, o yüzden Bursa'daki meydanlara Bursa'ya emeği geçmiş ya da yolu Bursa'dan geçmiş büyük kadın karakterlerin isimlerinin verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu
Mesela Münevver Belen'in Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu'nun mimarı olduğunu kaç kişi biliyordu? Belen ile birlikte mimarlık fakültesini bitiren diğer isim Leman Cevat Tomsu'yu ona keza...
Mudanya Mütareke Meydanı'ndaki İsmet İnönü heykelinin heykeltraşı da bir kadındı. O, Türkiye'nin ilk kadın heykeltraşı Sabiha Bengütaş idi.
Mütareke Anıtı • İsmet İnönü Heykeli
Bursa'nın ilkleri saymakla bitmez. Kara Fatma'dan Nezahat Onbaşı'ya, Sabiha Gökçen'den Keriman Halis'e, Muzaffer Tolon'dan Süreyya Ağaoğlu'na kadar onlarca, yüzlerce kadın...
Bazılarının isimleri tarihe kazılmış, bazıları isimsiz kalmış...

Bursa'nın sokaklarında telaşe içinde oradan oraya yürüyen insanların şehirlerine dikkat etmedikleri, kendilerinden öncekileri ise hiç merak etmedikleri göz önüne alındığında; bu ve benzeri çalışmalar farkındalık yaratmak, şehrin belleğine sahip çıkmak ve geleceğe aktarmak adına kıymetli çalışmalar.
Eminim bu açılışta Zehra Budunç üzerine çalışma yapan, yolu Budunç ile kesişen kim varsa o gün o meydanda olur.
18 Aralık 2025 / C.E.Y.

Yazıyı yazarken yararlandığım kaynak kitaplar:
* Mine Döğer Çömez: "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Bursa'da Öncü Bir Kadın: Zehra Budunç" 
(Yazımın kapak fotoğrafı da Mine Çömez kitabının kapağından alıntıdır.)
* Ceyhun İrgil - Güney Özkılınç - Deniz Dalkılınç: "Bursa'nın Kadın Yüzü" 
* İlknur Güntürkün Kalıpçı: "Düşten Düşünceye Zamansız Kadınlar" ve "Bursa'nın Zamansız Kadınları" 
* Nezaket Özdemir - Alper Can: "Cumhuriyet Asrında Bursa / 1923-2015"

Kaynak Bağlantılar:

Zamansız Kadınlar Yazılarım
* Zamansız Kadın Anadolu / 20 Mayıs 2022

15 Aralık 2025 Pazartesi

Dersimiz Türkçe

Dilimize “katılım sağlamak” ve “-yor olacağım” gibi saçma sapan iki kalıp girdi ve yapıştı ki gördükçe, duydukça kafamı duvarlara vuruyorum.
Vatandaş artık cenazeye bile “katılım sağlıyor”. (Katılım Belgesi de alıyordur belki.)
Hatta tek kalıp ile ikna olmaz ise ikisini karıştırıp “katılım sağlıyor olacağım” diyor.
Bir etkinliğe katılıp dönerken de “katılım sağlamış oldum” diyecek herhalde.
“Katıldım, katılırım, katılacağım” demeyi neden unuttuk acaba?
“Geli-yor, gülü-yor, gidi-yor, bekli-yor (vb) olacağım” kalıbı ise yerli yersiz her yerde kullanılıyor.
“Geleceğim, güleceğim, gideceğim, bekleyeceğim” çekimleri nerelere uçtu dersiniz?
Mesela bu kalıbı şöyle kullanabiliriz:
“Hani şu anda haftaya neler yapacağımızı konuşuyoruz ya; hah işte haftaya bu saatte tam da şu anda konuştuklarımızı yapıyor ya da yapmış olacağız.”
Eş zamanlı bir anlatım diyelim.
(Buna da “yapmış olmuş olacağız” derlerse yandık!)
Ya da, güven vermek için:
“Merak etme, sen havaalanına indiğinde ben seni orada bekliyor olacağım.” diyebiliriz.
“Bekleyeceğim ve beklerim” insana daha geniş, “bekliyor olacağım” ise daha kesin ve daha kuvvetli gelir diyelim ve bu kalıbı biraz aklayalım.
Neyse;
Pazar pazar “Dersimiz Türkçe” oldu.
Hepimize keyifli pazarlar.
14 Aralık 2025 / C.E.Y.

9 Aralık 2025 Salı

Benzersiz Bir Konser

Geçmiş günlerin tozundan sıyrılıp günümüze ulaşan şarkılar vardır hani. Yazıldıkları günlerin aşklarını, hüzünlerini, hasretlerini, özlemlerini, kalp yaralarını, bir başka kalbe meyledişlerini, sevinçlerini, neşelerini, tutkularını, bazen de sitemlerini taşıyan şarkılar. Kağıda yazılan sözlerin portedeki notalarla buluştuğu, kağıttan enstrümana, oradan da insan sesine dökülen şarkılar. Çalanın da okuyanın da zamanın ruhunu iliklerine kadar hissettiği, notaların ve sesin bazen havada asılı kalıp, oradan zarifçe kalplerimize düştüğü şarkılar. Yazanın hangi yarasıyla yazdığı, söyleyenin nasıl bir duygu ile söylediği, dinleyenin nasıl bir ruh hâli ile dinlediği bilinmeyen şarkılar. Ruhunu kaybetmeyen, zamana yenilmeyen, köhnemeyen ama ortalarda da pek görülmeyen, söylenmesi zor şarkılar. 
Kısacası, "Benzersiz Şarkılar"...
2025 yılı sona ererken, Nilüfer Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu'nun verdiği 'Benzersiz Şarkılar Konseri'nde konserin temasıyla müsemma, benzersiz bir gece yaşadık. 
Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Ses Sanatçısı Filiz Furuncuoğlu Başıbüyük şefliğinde ve Melahat Perihan Öztürk sunumuyla, 
Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleşen konser, hem benzersiz hem de büyüleyici idi.
Gecenin solistleri Aygül Çetik, Ebru Çokal, Cabir Kahraman, Eda Garip, Ceren Alkan, Serpil Denkboy&Nejat Yahya, Melek Kırlı, Hüseyin Çağlayan, Çiğdem Baykal, Turgay Baz, Pınar Fırat, Aylin Bostanlı ve Gökalp Arı sesleri ve profesyonelleri aratmayan söyleyişleri ile izleyiciyi adeta büyüledi. 
Öyle ki, şarkılar okunurken salondan çıt çıkmadı. Ne çalan bir telefon, ne birbiriyle konuşan insanlar, ne sahnenin önünden gelip geçenler, ne açık bir kapı, ne geç kalanlar, ne fotoğraf için koşturan bir fotoğrafçı.
Sadece müzikti salonda var olan. 

Zaman zaman sahnede tek bir enstrüman ve okuyucunun sesi kaldı. Huşu içindeki okuyucuya adeta o sihri bozmak istemiyormuşçasına nahif dokunuşlarla eşlik ediyordu saz. Ses ve saz birbirine dolanıp göğe yükseliyor, şarkı olup üzerimize yağarken, sevdalar ağlıyordu. 

Notaları görüyordum, sesleri görüyordum. 
Görüyordum, bestekârlar ve güftekârlar da bir köşeden şarkılarını dinliyordu. 
İsmail Dede Efendi, Erol Sayan, Vecdi Bingöl, Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Emin Ongan, Avni Anıl, Necdet Tokatlıoğlu, Cengiz Onural, İsmail Hakkı Bey, Şekip Ayhan Özışık, Muhlis Sabahâttin Ezgi, Karacaoğlan, Yusuf Nalkesen, Selahattin Altınbaş, Neveser Kökdeş, Cemal Safi, Selçuk Tekay, Mustafa Nafiz Irmak, Ratip Aşir Bey, Muazzez Abacı... 
Onlar artık aramızda değil demeyin, bu benzersiz gecede hepsi aramızdaydı.
Bu nezih icra ve bu nezih dinleyiş de onlara olan saygımızdandı...
Filiz Başıbüyük • Aygül Çetik
Nilüfer Belediyesi TSM Korosu'nun Şefi Filiz Başıbüyük, eşsiz sesi ve yorumuyla gecenin son solosunu icra eden Aygül Çetik'in bundan böyle koronun şef yardımcısı olduğunu ilan etti. 

Konserin sazendeleri, kemanda Gökhan Kiviz, kemençede Emre Apaydın, utta Sercan Erenler, neyde Tolga Saraçoğlu, kanunda Murat Yamangüç, ritim sazda Muammer Orukça idi.

Koro, Muazzez Abacı ile özdeşleşmiş olan Vurgun eserini Abacı anısına seslendirildi. Filiz Başıbüyük hocası olan Avni Anıl'ı ve Erol Sayan'ı minik birer anı ile anlattı. Avni Anıl'ın gözünde adının "Soprano Kızım" olarak kaldığını söylerken o anları biz de yaşadık.
Perihan Öztürk • Cihangir Başıbüyük • Şükrü Deviren • Filiz Başıbüyük • Özer Yavaş • Nurgül Işık
Konsere kendisi de bir sanat aşığı olan Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Şef Yardımcısı Özer Yavaş, Nilüfer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Nurgül Işık ile sanatseverler katıldı.
Kendisi de TÜKD üyesi olan Filiz Başıbüyük ve TÜKD üyeleri
Fotoğrafımızı çeken kim derseniz; eşi de aramızda olan Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren derim ve böyle bir siyasetçi profilini özlediğimizi de sözlerime ayrıca eklerim...

Davet:
Gecenin sonunda Filiz Başıbüyük 19 Aralık 2025 akşamı Makine Mühendisleri Odası Korosu'nun BAOB sahnesinde vereceği "Aşkın Tangosu" konserine davet etmeyi unutmadı. 
Lütfen ajandalarınıza kaydediniz.
Bu konserler kaçmaz...

9 Aralık 2025 / C.E.Y.

'Benzersiz Şarkılar Konseri' video kayıtları ve fotoğraflar için tıklayınız